25 Ağustos 2011 Perşembe
Stratejik Düşünce ve Sanat
Stratejik Düşünce
İnsanlar ve toplumlar Toplum İçinde Davranışlarını düzenlerken bir Kuralı gözetirler Karını veya Duygulanımını Makimize etmek. Bizim Yanıtımız ahlakla ya da görgü kurallarıyla ilgili değil. Filozoflarla vaizlerle yâda bir yazarla rekabete girmeye ne zamanımız nede mantığımız elverir.
Konumuz onlar kadar yüce olmasa da hepimizin yaşamını ahlak ve görgü kuralları kadar etkiler. Bu Yazı dizisi stratejik davranış hakkındadır. Bundan hoşlanalım yâda hoşlanmayalım, hepimiz stratejist leriz. İyi bir stratejist olmak, kötüsü olmaktan daha iyidir; ve bu kitap etkin stratejileri bulma ve kullanma becerilerinizi geliştirmeyi amaçlamaktadır.
İş hayatı, hatta sosyal hayat durmadan akan bir kararlar dizisidir. Hangi meslek seçilecek, işimiz nasıl yönetilecek, kiminle evlenilecek, başkanlığa aday olmalı mı … ?gibi sorular, bu kaçınılmaz seçeneklerin sadece birkaç örneğidir. Bu durumlarda ortak öğe, bir boşlukta hareket ediyor olmamızdır. Tersine çevremiz ise etkin karar vericilerle çevrilmiştir; düşüncenizde ve hareketlerinizde önemli bir etki yapar.
Bu hususa açıklık getirmek için bir oduncu ile bir generalin kararları arasındaki farkı düşünürüz. Oduncu odunları nasıl keseceğini kararlaştırırken odunların buna karşı koymayacaklarını bilir; onun çevresi nötr’dür. Ama bir generalin bir oduncunun yolunu kesmek isterse, yaptığı plana karşı bir direnme ile karşı karşılaşacağını beklemek ve bunun üstesinden gelmek zorundadır. Siz de, tıpkı general gibi, ticaretteki rakiplerinizin üstesinden, hatta müstakbel eşinizin ve çocuklarınızın zeki ve amaç sahibi kişiler olduğunu kabul etmek zorundasınızdır.
Onların amaçları çoğu kez sizinkilerle çatışır; bazı potansiyel yardımcıları da vardır. Karalarınızda bu çatışmaları hesaba katmalı ve işbirliğinden yararlanmalısınız. Birbirini etkileyen bu tür karalara stratejik onlara uygun düşen planlara strateji adı verilir. Bu yazının amacı Stratejik düşünmede, sonrada bu düşünceleri harekete geçirmede, size yardımcı olmaktır.
Stratejik karar verme konusunu inceleyen sosyal bilim koluna oyun teorisi denir. Bu teori alanına giren oyunlar satrançtan çocuk yetiştirmeye, tenisten firmaların el değiştirmesine, reklâmcılıktan silah denetimine kadar uzanır. Macar Mizahçısı George Mikes’ın dediği gibi, “kara Avrupa’sında çoğu kişi yaşamın bir oyun olduğunu düşünürler.” Bize göre her ikisi de haklıdır.
Bu oyunları oynamak, birbirlerinden farklı birçok beceri gerektirir farklı birçok beceri gerektirir. Basketbol de topu çembere atmak, pokerde renk vermemek, yargıda emsal kararları bilmek temel yetenekler bir türdür. Stratejik düşünme ise, sizin temel becerilerinizle başlar ve onların en iyi nasıl kullanılacağını inceler. Yasarlı öğrendikten sonra müvekkilinizi savunmada uygulayacağınız stratejiyi kararlaştırmalısınız. Fotbol ( Amerikan) takımınızın ne ölçüde paslaşabildiğini ya da koşabildiğini ve öbür takımın sizin seçiminize ne ölçüde karşı savunma yapabileceğini biliyorsanız antrenör olarak paslaşma ya da koşma taktiklerine kara verirseniz. Süper güçlerin savaş riski içeren bir serüveni göze alıp almamayı düşünmelerinde olduğu gibi, stratejik düşünme bazen de ne zaman oyundan kaçınılacağını bilmek anlamına gelir.
Amacımız Strateji IQ’nuzu geliştirmektir. Ancak, strateji reçeteleri içeren bir kitap yazmaya da girişmiş değiliz. Stratejik düşünmenin fikrini ve ilkelerini oluşturuyoruz. Onu karşılaştığınız belirli bir durumda uygulamak ve doğru seçimi bulmak için daha çoğunu bulmanız gerekecektir. Çünkü her durumun özellikleri, bazı önemli bakımlardan birbirinden farklı olabilir ve bizim önerebileceğimiz davranış reçeteleri sizi yanıltabilir. Karşılaşacağınız her durumda bizim söz ettiğimiz iyi strateji ilkelerini ve de başka açılardan var olan ilkeleri birbirleriyle çatıştıklarında da farklı argümanların görece güçlerini değerlendirmelisiniz. Karşılaşabileceğiniz bütün sorunları çözmeyi vaat etmiyoruz. Oyun teorisi bilimi, tamamlanmış olmaktan uzaktır ve stratejik düşünme bazı bakımlardan hala bir sanattır.
Fikirleri aksiyona dönüştürmede kullanılacak bir rehber sunuyoruz. Bölüm 1’de çeşitli kararlar alınırken stratejik soruların nasıl ortaya çıktığı konusunda örnekler verilmektedir. Bazen isabetli, bazen daha az isabetli, bazen de düpedüz isabetsiz olan stratejileri dikkatinize sunuyoruz. Onu izleyen bölümlerde, bu örneklerle bir çerçeve ya da bir sistem meydana getirecektir. Daha sonraki bölümlerde bazı geniş stratejik durumları ele alıyoruz – rizikoyu göze almak, teşvikler ve pazarlıklar gibi. Bunlarla, ilkelerin uygulamaya geçirilişini göreceksiniz.
Örnekler, çok duyulmuş, önemsiz ya da eğlenceli olanlardan çoğunlukla edebiyat, spor ya da sinemadan alınanlardır, korkunç olanlara kadar nükleer çatışma gibi uzanmaktadır, ilk gruptakiler oyun teorisi fikirleri bakımından, sadece hoş ve kabul edilebilir örneklerdir. İkinci gruptakilere gelince; birçok okuyucu, bu noktada, nükleer savaş konusunun rasyonel bir analize izin vermeyecek ölçüde korkunç bir şey olduğunu düşünecektir. Ancak soğuk savaşın gücünü yitirmesi ve dünyanın genel olarak daha güvenli bir yer gibi görülmesi ile silahlanma yarışının ve Küba füze krizinin oyun teorisi yönlerinin, duygusal içerikten uzaklaşmış olarak, mantıksal strateji açısından ele alınabileceğini ummaktayız.
Bölümlerde çok sayıda örnekler vardır. Bunlar ele alınmış olan ilkelerin gerçeğe uygunluğuna ilişkin öteki ayrıntılar bir kenara bırakılmıştır.
Stratejik yönetim amaçtır!
Strateji Temel Bir Teorinin bir parçasıdır;
Bunun Olay incelemeleri Gerekmekte
Ve hayatın her alanında uygulamak gerekmektedir
Varsa bir strateji oyun teorisini düşünmeli ve oyunu kitabı kurgular gibi hayatı kurgulamalıdır
Çünkü Düşünmek Sanattır
Eramedya-Reklam-ve-Tanıtım-Grubu
İşletme Bilimi ve Ekonomi Teorileri
15 Şubat 2011 Salı
14 Şubat 2011 Pazartesi
GRAFİK TASARIM ARAŞTIRMALARI GRAFİK TASARIMLA İLGİLİ
GÖRSEL İLETİŞİM
Görme duygusu insanoğlunun en önemli duyularındandır. Çevremizdeki nesneleri olayları, durumları önce görerek tanımlar ve anlamaya çalışırız. İnsanoğlu bu özelliğini geliştirmek için on binlerce yıl harcamıştır. Yaklaşık olarak MÖ 15 000 yıllarda bize ulaşan en eski mağara resimlerini yapmış olan atalarımız, gördüklerini algılayabiliyor ve resmedebiliyordu bu resimlerde av sahneleri ve insanoğlunun varlık sembolü olarak kullanılmışçasına el resimleri vardı. Bu resimler imgelerin insan üzerinde etkisine ilişkin şekil çizilerek yapılmış ilk iletişim örnekleridir.
Gombrich sanatın Öyküsü kitabında şöyle bir saptamada bulunur, “… mağaraların duvarlarındaki ve tavanlarındaki resimler düzenlice yapılmamışlar, tersine, belirli bir düzen anlayışından çok uzak olarak, bazen birbirleri üzerine boyanmış ya da çizilmişlerdir. Bu Kalıntıları daha iyi şöyle açıklayabiliriz: bunlar imgelerin etkisine ilişkin evrensel inanışın en eski örnekleridir. Başka bir deyişle bu ilkel avcılar, belki de oklarını ve taş baltalarını kullanarak elde ettikleri avlarının yalnızca resmini yapmakla, gerçek hayvanların da kendi güçlerine boyun eğeceğine inanıyorlardı”.
Lascauks mağarasındaki çizimlerin sanatın ilk örnekleri olup olmadığı konusu tartışılabilir, ancak görsel iletişimin ilk örnekleri oldukları kesindir. Çizilen ya da suretine sahip olunan şeyin aslını imlediği düşüncesine örnek olarak, bugün pek çoğumuzun cüzdanında sevdiklerimizin resimlerini taşımamız örnek verilebilir. Bu sayede sevdiğimiz kinin sureti ile aslı arasındaki ilişki bizim sahip olma duygumuzu destekler. Aynı yaklaşımın benzer şekillerini ilkel mağara resimlerinin yapılış sebepleri arkeologlar, toplumbilimciler ve davranış bilimciler tarafından araştırılmış ve konuda farklı düşünceler ortaya atılmıştır.
Philip Meggs ise bun resimlerin çevresindeki nokta ve çizgilerin kimi zaman üst üste binmelerinin güç adına oluşturulmuş sihirli işaretler olabileceğinden, belki de gençlere avlanma metotları konusunda eğitim verdiklerinden bahsetmektedir. Pek çok mağarada soyut birtakım şekillere rastlanmaktadır. Gerçek sebebi her ne olursa olsun hayvan çizimlerinin hayvanın kendisi ile doğrudan veya dolaylı bir görsel ilişkiye sahip olduğu kesindir.
Kimi zaman soyut elemanların da kullanıldığı bu kaya resimleri, insanoğlunun imaj ile doğrudan iletişimini gösteren elimizdeki en eski belgelerdir. Gördüklerini benzeterek çizen şekillerle dönüştüren insanoğlu, binlerce yıl aralıksız devam edecek olan görsel iletişim boyutuna yeni bir ivme kazandırdı. Fransa’da Lascaux mağarasındaki bu çizimlerin yanı sıra Anadolu, Asya ve Avrupa’da da değişik zaman dilimlerine ait çeşitli görsel izlere rastlanmıştır.
Çizim ile oluşan gereksiz detaylardan arındırılmış ve sadeleştirilmiş bu tip görsel iletişim örnekleri pek çok toplumda dolaylı iletişim öğeleri olarak etkin bir şekilde kullanıldı. Örneğin Kızılderililerin bir halat üzerine çeşitli sıra ve aralıklarla attıkları düğümler, taş üzerine kazdıkları şekiller dolaylı olarak iletişim kurarak mesaj vermenin amaçlandığı ilginç örneklerdir.
Görsel iletişim şeklinde oluşturulmuş mesajların işitsel iletişimden belirgin bir farkı ise, kalıcılığı ve dolaylı olarak farlı zamanlarda etkinliğini sürdürebilmesidir. Bu önemli fark görsel iletişimin kalıcılığını ve belge niteliğinde kullanılmasını öne çıkarmıştır.
Çevresinde gözlemlediği nesneleri görselleştiren onları yorumlayan insanoğlu, hayal gücünün de yardımıyla farklı bir boyut keşfetmiş, hatta kimi zaman görmediklerini, görünemeyen soyut kavramları da görselleştirerek yeni sanat türlerini yaratmıştır. Hiç kuşkusuz bugün “ resim” dendiğinde bir sanat dalı aklımıza gelse de, bundan 17 000 yıl önce bu güçlü bir iletişim, mesaj ve dışavurum aracı olarak kullanılmaktaydı.
Yazı Öncesi tüm süreçleri incelediğimizde resimsel yaklaşımın, ve benzeştirme yoluyla mesajları kurgulama biçiminin ne kadar etkin olduğunu gözlemleyebiliriz. Pek çok eskidin yazım şeklinde gördüğümüz gibi kanj kökenli eski Çincede ve Mısır yazısında tip örneklere rastlayabiliniriz
İnsanoğlunun gelişimini incelediğimizde, aslında yazının çok eski bir buluş olmadığını görürüz. Günümüzden 17 000 yıl önce çizmeyi, şekil ve sembollerle iletişim kurmayı bilen insanoğlu, seslere işaret vererek oluşturduğu ilk alfabeyi kullanmak için 12 000 yıl beklemiştir. Bu süreç içinde kavram yazı (İdeogram) gibi bir alfabe olarak adandıramayacağımız pek çok ayrı yol denemiştir. Bugün dahi davranışlarımızda görsel geçmişimizin izleri vardır. Elimize aldığımız bir gazeteye önce bakarız; hızlıca genelini tanımlamaya, büyük başlıkları taramaya başlarız. Elimizdeki kitabın ilk satırından itibaren okumaya başlamak yerine ön ve arka kapağına bakar, iç kapağı inceler ardından sayfaları hızlıca geçerek fikir edinmeye çalışırız. Tüm bunlar görsel algının anlama boyutundaki yerini doğrular örneklerdir adeta.
Tefik Fikret UÇAR
Eramedya-Reklam-ve-Tanıtım-Grubu
Grafik Tasarım,
Reklamla İlgili
12 Şubat 2011 Cumartesi
13 Ocak 2011 Perşembe
9 Ocak 2011 Pazar
Grafik Tasarım Araştırmaları Grafik tasarımla İlgili
Grafik Tasarımla İlgili
Türk dil Kurumunca yayınlanan Toplum Bilimleri sözlüğünde iletişim “ Düşünce ve Duyguların, bireyler, Toplumsal Kümeler, toplumlar arasında söz el kol devinimi, yazı, görüntü v.b. aracılığı ile değiş tokuş edilmesini sağlayan etkileşim süreci olarak tanımlanır.
Fiziki ve sosyal çevreden kişiye ulaşan her yansıma bir algılama kavramını birlikte ve bununla ilgili her düşüncenin, her davranışın da yaşam biçimine, fiziki ve sosyal çevreye yansıması olmaktadır. Bu karşılıklı yansımaların tümü ise temel iletişim olgusunu oluşturur. İletişim diye tanımladığımız bu yansımalar genelde duyularımız yardımıyla meydana gelir. Bunlardan en etkili olan başlıcalar ise;
• (Görsel) Görsel iletişim
• İşitsel (İşitsel iletişim)2dir.
Çevremize ve doğaya ilişkin edinebildiğimiz her konu, çevreden gelen uyarılar algılamalarımıza ilişkin bildiriler dizisine bağlıdır. Başka mesajlara, uyarılara karşı bütün duyu organlarıyla tam bir alıcı durumundadır. Böyle olunca çevreden gelen mesajların hızı yoğunluğu şiddeti, nicelikleri ve etkileşim gücü oldukça önem kazanır. Moles bu etkileşimin insan ve çevre boyutunu “ İnsan davranışları kendi katılım ve kendi tarihsel gelimi yanında, en geniş anlamıyla içinde bulunduğu çevresi tarafından biçimlendirilir. Sözleriyle açıklamıştır..
İnsan bulunduğu çevrede anlamak ve anlatmak zorundadır. Anlama ve anlatma serüveninde ağırlıklı görsel ve işitsel duyulardan faydalanılır ve tüm bu algı boyutu insan beyninde anlamlandırılarak sonuca ulaşır. Duygu, Düşünce ve olayların anlatılması en önemli öğelerden bir diller ile sınırlıdır. Dünya üzerinde pek çok dil ve diyalekt olduğu göz önünde bulundurulursa, görsel iletişim belki daha sınırlı, ancak iletişim açısından daha evrensel boyutlara sahiptir.
İletişim belki de sahip olduğumuz en değerli özelliktir. Çünkü iletişim boyutunu kaldırırsak insanların birbirlerini anlaması imkânsız hale gelir. Ortaya çıkaracak olan kargaşa atom bombasından daha büyük bir yıkım ve karmaşa yaratır. Bırakın toplumları, kişiler arası dahi iletişimin kaybolduğu durumlarda varsayımlar, kurgu ve kuruntular, yanlış anlamalar ortaya çıkar ki buda toplumsal dokuyu zedeler.
İletişim alanında ortaya çıkacak olan kargaşa atom bombasından daha büyük bir yıkım ve kargaşa yaratır. Bırakın toplumlar iletişim alanında ortaya çıkan bir başka konu ise iletişim sürecinin amacına uygun ve doğru gerçekleşmesi durumudur. Bu boyutun ak amacına uygun gerçekleşmesi durumudur. Bu boyutun etkin ve yaratıcı şekilde kurgulanması başlı başına ihtisas ve sanat dalıdır. İletişim araçlarının yaygınlaşması ve kolay erişilebilir duruma gelmeleri bu dala ilişkin ilginin artması önemli sebeplerden biri olmuştur. Çok genel anlamı ve popüler meslek çevresinde pek çok yan dalı ile ayrı ayrı ihtisas konularına sahiptir.
Tevfik Fikret Uçar
Türk dil Kurumunca yayınlanan Toplum Bilimleri sözlüğünde iletişim “ Düşünce ve Duyguların, bireyler, Toplumsal Kümeler, toplumlar arasında söz el kol devinimi, yazı, görüntü v.b. aracılığı ile değiş tokuş edilmesini sağlayan etkileşim süreci olarak tanımlanır.
Fiziki ve sosyal çevreden kişiye ulaşan her yansıma bir algılama kavramını birlikte ve bununla ilgili her düşüncenin, her davranışın da yaşam biçimine, fiziki ve sosyal çevreye yansıması olmaktadır. Bu karşılıklı yansımaların tümü ise temel iletişim olgusunu oluşturur. İletişim diye tanımladığımız bu yansımalar genelde duyularımız yardımıyla meydana gelir. Bunlardan en etkili olan başlıcalar ise;
• (Görsel) Görsel iletişim
• İşitsel (İşitsel iletişim)2dir.
Çevremize ve doğaya ilişkin edinebildiğimiz her konu, çevreden gelen uyarılar algılamalarımıza ilişkin bildiriler dizisine bağlıdır. Başka mesajlara, uyarılara karşı bütün duyu organlarıyla tam bir alıcı durumundadır. Böyle olunca çevreden gelen mesajların hızı yoğunluğu şiddeti, nicelikleri ve etkileşim gücü oldukça önem kazanır. Moles bu etkileşimin insan ve çevre boyutunu “ İnsan davranışları kendi katılım ve kendi tarihsel gelimi yanında, en geniş anlamıyla içinde bulunduğu çevresi tarafından biçimlendirilir. Sözleriyle açıklamıştır..
İnsan bulunduğu çevrede anlamak ve anlatmak zorundadır. Anlama ve anlatma serüveninde ağırlıklı görsel ve işitsel duyulardan faydalanılır ve tüm bu algı boyutu insan beyninde anlamlandırılarak sonuca ulaşır. Duygu, Düşünce ve olayların anlatılması en önemli öğelerden bir diller ile sınırlıdır. Dünya üzerinde pek çok dil ve diyalekt olduğu göz önünde bulundurulursa, görsel iletişim belki daha sınırlı, ancak iletişim açısından daha evrensel boyutlara sahiptir.
İletişim belki de sahip olduğumuz en değerli özelliktir. Çünkü iletişim boyutunu kaldırırsak insanların birbirlerini anlaması imkânsız hale gelir. Ortaya çıkaracak olan kargaşa atom bombasından daha büyük bir yıkım ve karmaşa yaratır. Bırakın toplumları, kişiler arası dahi iletişimin kaybolduğu durumlarda varsayımlar, kurgu ve kuruntular, yanlış anlamalar ortaya çıkar ki buda toplumsal dokuyu zedeler.
İletişim alanında ortaya çıkacak olan kargaşa atom bombasından daha büyük bir yıkım ve kargaşa yaratır. Bırakın toplumlar iletişim alanında ortaya çıkan bir başka konu ise iletişim sürecinin amacına uygun ve doğru gerçekleşmesi durumudur. Bu boyutun ak amacına uygun gerçekleşmesi durumudur. Bu boyutun etkin ve yaratıcı şekilde kurgulanması başlı başına ihtisas ve sanat dalıdır. İletişim araçlarının yaygınlaşması ve kolay erişilebilir duruma gelmeleri bu dala ilişkin ilginin artması önemli sebeplerden biri olmuştur. Çok genel anlamı ve popüler meslek çevresinde pek çok yan dalı ile ayrı ayrı ihtisas konularına sahiptir.
Tevfik Fikret Uçar
Eramedya-Reklam-ve-Tanıtım-Grubu
Eramedya Tanıtım,
Genel Haberler Duyurular,
Grafik Tasarım
8 Ocak 2011 Cumartesi
Garafik Tasarımla İlgili
Kağıt Hakkında Doğru Bilinenler
Kağıt Yüzyıllar boyu mesaj ve bilginin taşıyıcı malzemesi olmuştur ilk kez MÖ. 105 Yılında Çinliler bitkisel lifler kullanarak kağıdı ürettiler daha önceleri kağıt yerine hayvan derileri kullanılmaktaydı . Yayıncılık sektöründe çok çeşitli türleri kullanılmaktadır. İyi bir tasarımcı üzerinde taşıyacak olan kağıdın seçimi ve bu tekniği ile kullanılacak kağıt seçimi çok önemlidir.
Kağıt doğal yöntemlerle üretildiğinde ağaçtan yapılan bir ürün olup oldukça değerlidir. Örneğin bir kitap baskısında baskı bütçesinin önemli bölümünü kağıt oluşturur. Piyasada kağıt adını markalardan alan özel isimlerle anılan kağıt türleri genelde yüzeylerinin yapılarına göre mat parlak yarı mat şeklinde genel sınıflandırılır. Bu metrekare alandaki özlülük oranına göre birinci hamur, ikinci hamur, üçüncü hamur şeklinde de sınıflandırılmaktadır. Bir Metrekare alandaki ağırlığı kağıdın gramajı belirler. Aynı tip ve marka kağıdı farklı gramajlarda bulmak mümkündür. Kağıt bütçenin önemli bir kısmını tuttuğundan kağıt seçiminde dikkatli olunmalıdır. Kağıt kataloglarından araştırma yapmak yaralı olur. Ayrıca her kağıt türünün üzerine mürekkep alma özelliği farklıdır. Örneğin daha büyük ve daha büyük liflere sahip gazete kağıdı boya emici özelliğe sahip olup bu tür baskı kullanılmaması gerekiyorsa baskı türü ve baskı türünün ve baskı öncesi çalışmasının bu bilgi ışığında şekillendirilmesi gerekir. Çok sık tram yoğunluğuna sahip bir renk ayrımı, gazete kağıdı gibi yüzeylerde dağılma yaparak görüntülerin olduğundan koyu görünmesine neden olacaktır.
Kağıt doğal bir malzemedir ve yeniden kullanımı oldukça önemlidir. Çağdaş tasarım dünyasında oldukça önemli olan doğaya karşı saygılı davranma standart haline gelmiş, tasarımcılar ve basım evleri geri dönüşümlü kağıt kullanarak bu hassasiyetlerini ortaya koymaya çalışmışlardır. Kağıt Kendi bünyesinde doğal lif ve dokulardan oluşur. Kağıt yönü katma gerektiren çalışmalarda önemli olup. Kağıt yönünün yanlış seçilmesi halinde katma izi yanlış şekilde oluşmaz
Bunlar bir tasarımcının bilmesi gereken tek şey değildir bilmesi gereken bir sanat söz konusun olunca çok ve derindir.Bazı konularsa Geresizdir.
Kağıt Yüzyıllar boyu mesaj ve bilginin taşıyıcı malzemesi olmuştur ilk kez MÖ. 105 Yılında Çinliler bitkisel lifler kullanarak kağıdı ürettiler daha önceleri kağıt yerine hayvan derileri kullanılmaktaydı . Yayıncılık sektöründe çok çeşitli türleri kullanılmaktadır. İyi bir tasarımcı üzerinde taşıyacak olan kağıdın seçimi ve bu tekniği ile kullanılacak kağıt seçimi çok önemlidir.
Kağıt doğal yöntemlerle üretildiğinde ağaçtan yapılan bir ürün olup oldukça değerlidir. Örneğin bir kitap baskısında baskı bütçesinin önemli bölümünü kağıt oluşturur. Piyasada kağıt adını markalardan alan özel isimlerle anılan kağıt türleri genelde yüzeylerinin yapılarına göre mat parlak yarı mat şeklinde genel sınıflandırılır. Bu metrekare alandaki özlülük oranına göre birinci hamur, ikinci hamur, üçüncü hamur şeklinde de sınıflandırılmaktadır. Bir Metrekare alandaki ağırlığı kağıdın gramajı belirler. Aynı tip ve marka kağıdı farklı gramajlarda bulmak mümkündür. Kağıt bütçenin önemli bir kısmını tuttuğundan kağıt seçiminde dikkatli olunmalıdır. Kağıt kataloglarından araştırma yapmak yaralı olur. Ayrıca her kağıt türünün üzerine mürekkep alma özelliği farklıdır. Örneğin daha büyük ve daha büyük liflere sahip gazete kağıdı boya emici özelliğe sahip olup bu tür baskı kullanılmaması gerekiyorsa baskı türü ve baskı türünün ve baskı öncesi çalışmasının bu bilgi ışığında şekillendirilmesi gerekir. Çok sık tram yoğunluğuna sahip bir renk ayrımı, gazete kağıdı gibi yüzeylerde dağılma yaparak görüntülerin olduğundan koyu görünmesine neden olacaktır.
Kağıt doğal bir malzemedir ve yeniden kullanımı oldukça önemlidir. Çağdaş tasarım dünyasında oldukça önemli olan doğaya karşı saygılı davranma standart haline gelmiş, tasarımcılar ve basım evleri geri dönüşümlü kağıt kullanarak bu hassasiyetlerini ortaya koymaya çalışmışlardır. Kağıt Kendi bünyesinde doğal lif ve dokulardan oluşur. Kağıt yönü katma gerektiren çalışmalarda önemli olup. Kağıt yönünün yanlış seçilmesi halinde katma izi yanlış şekilde oluşmaz
Bunlar bir tasarımcının bilmesi gereken tek şey değildir bilmesi gereken bir sanat söz konusun olunca çok ve derindir.Bazı konularsa Geresizdir.
Eramedya-Reklam-ve-Tanıtım-Grubu
Grafik Tasarım,
Reklamla İlgili
6 Ocak 2011 Perşembe
2 Ocak 2011 Pazar
Arkadaşlarımdan Araştırma Yazıları
Araştırma Yazıları
Ufuk Yurtseven arkadaşıma teşekkür ederim yazılarında çok şey alıyorum
Gürültü – patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde
huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak/bağışlamak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol ; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Bilgisiz ve cahil oldukları zaman bile dinle onları ; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen ; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.
Aşka burun kıvırma sakın ; o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme ; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.
Hatırlar mısın doğduğun zamanları. Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes kutlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün kaosuna rağmen
dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.
Ufuk Yurtseven arkadaşıma teşekkür ederim yazılarında çok şey alıyorum
Gürültü – patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde
huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak/bağışlamak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol ; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Bilgisiz ve cahil oldukları zaman bile dinle onları ; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen ; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.
Aşka burun kıvırma sakın ; o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme ; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.
Hatırlar mısın doğduğun zamanları. Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes kutlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün kaosuna rağmen
dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.
Eramedya-Reklam-ve-Tanıtım-Grubu
Araştırma Yazıları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















