Era Medya Tanıtım

Reklamla İlgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reklamla İlgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2011 Pazartesi

GRAFİK TASARIM ARAŞTIRMALARI GRAFİK TASARIMLA İLGİLİ

GÖRSEL İLETİŞİM

Görme duygusu insanoğlunun en önemli duyularındandır. Çevremizdeki nesneleri olayları, durumları önce görerek tanımlar ve anlamaya çalışırız. İnsanoğlu bu özelliğini geliştirmek için on binlerce yıl harcamıştır. Yaklaşık olarak MÖ 15 000 yıllarda bize ulaşan en eski mağara resimlerini yapmış olan atalarımız, gördüklerini algılayabiliyor ve resmedebiliyordu bu resimlerde av sahneleri ve insanoğlunun varlık sembolü olarak kullanılmışçasına el resimleri vardı. Bu resimler imgelerin insan üzerinde etkisine ilişkin şekil çizilerek yapılmış ilk iletişim örnekleridir.

Gombrich sanatın Öyküsü kitabında şöyle bir saptamada bulunur, “… mağaraların duvarlarındaki ve tavanlarındaki resimler düzenlice yapılmamışlar, tersine, belirli bir düzen anlayışından çok uzak olarak, bazen birbirleri üzerine boyanmış ya da çizilmişlerdir. Bu Kalıntıları daha iyi şöyle açıklayabiliriz: bunlar imgelerin etkisine ilişkin evrensel inanışın en eski örnekleridir. Başka bir deyişle bu ilkel avcılar, belki de oklarını ve taş baltalarını kullanarak elde ettikleri avlarının yalnızca resmini yapmakla, gerçek hayvanların da kendi güçlerine boyun eğeceğine inanıyorlardı”.

Lascauks mağarasındaki çizimlerin sanatın ilk örnekleri olup olmadığı konusu tartışılabilir, ancak görsel iletişimin ilk örnekleri oldukları kesindir. Çizilen ya da suretine sahip olunan şeyin aslını imlediği düşüncesine örnek olarak, bugün pek çoğumuzun cüzdanında sevdiklerimizin resimlerini taşımamız örnek verilebilir. Bu sayede sevdiğimiz kinin sureti ile aslı arasındaki ilişki bizim sahip olma duygumuzu destekler. Aynı yaklaşımın benzer şekillerini ilkel mağara resimlerinin yapılış sebepleri arkeologlar, toplumbilimciler ve davranış bilimciler tarafından araştırılmış ve konuda farklı düşünceler ortaya atılmıştır.

Philip Meggs ise bun resimlerin çevresindeki nokta ve çizgilerin kimi zaman üst üste binmelerinin güç adına oluşturulmuş sihirli işaretler olabileceğinden, belki de gençlere avlanma metotları konusunda eğitim verdiklerinden bahsetmektedir. Pek çok mağarada soyut birtakım şekillere rastlanmaktadır. Gerçek sebebi her ne olursa olsun hayvan çizimlerinin hayvanın kendisi ile doğrudan veya dolaylı bir görsel ilişkiye sahip olduğu kesindir.

Kimi zaman soyut elemanların da kullanıldığı bu kaya resimleri, insanoğlunun imaj ile doğrudan iletişimini gösteren elimizdeki en eski belgelerdir. Gördüklerini benzeterek çizen şekillerle dönüştüren insanoğlu, binlerce yıl aralıksız devam edecek olan görsel iletişim boyutuna yeni bir ivme kazandırdı. Fransa’da Lascaux mağarasındaki bu çizimlerin yanı sıra Anadolu, Asya ve Avrupa’da da değişik zaman dilimlerine ait çeşitli görsel izlere rastlanmıştır.

Çizim ile oluşan gereksiz detaylardan arındırılmış ve sadeleştirilmiş bu tip görsel iletişim örnekleri pek çok toplumda dolaylı iletişim öğeleri olarak etkin bir şekilde kullanıldı. Örneğin Kızılderililerin bir halat üzerine çeşitli sıra ve aralıklarla attıkları düğümler, taş üzerine kazdıkları şekiller dolaylı olarak iletişim kurarak mesaj vermenin amaçlandığı ilginç örneklerdir.

Görsel iletişim şeklinde oluşturulmuş mesajların işitsel iletişimden belirgin bir farkı ise, kalıcılığı ve dolaylı olarak farlı zamanlarda etkinliğini sürdürebilmesidir. Bu önemli fark görsel iletişimin kalıcılığını ve belge niteliğinde kullanılmasını öne çıkarmıştır.

Çevresinde gözlemlediği nesneleri görselleştiren onları yorumlayan insanoğlu, hayal gücünün de yardımıyla farklı bir boyut keşfetmiş, hatta kimi zaman görmediklerini, görünemeyen soyut kavramları da görselleştirerek yeni sanat türlerini yaratmıştır. Hiç kuşkusuz bugün “ resim” dendiğinde bir sanat dalı aklımıza gelse de, bundan 17 000 yıl önce bu güçlü bir iletişim, mesaj ve dışavurum aracı olarak kullanılmaktaydı.

Yazı Öncesi tüm süreçleri incelediğimizde resimsel yaklaşımın, ve benzeştirme yoluyla mesajları kurgulama biçiminin ne kadar etkin olduğunu gözlemleyebiliriz. Pek çok eskidin yazım şeklinde gördüğümüz gibi kanj kökenli eski Çincede ve Mısır yazısında tip örneklere rastlayabiliniriz

İnsanoğlunun gelişimini incelediğimizde, aslında yazının çok eski bir buluş olmadığını görürüz. Günümüzden 17 000 yıl önce çizmeyi, şekil ve sembollerle iletişim kurmayı bilen insanoğlu, seslere işaret vererek oluşturduğu ilk alfabeyi kullanmak için 12 000 yıl beklemiştir. Bu süreç içinde kavram yazı (İdeogram) gibi bir alfabe olarak adandıramayacağımız pek çok ayrı yol denemiştir. Bugün dahi davranışlarımızda görsel geçmişimizin izleri vardır. Elimize aldığımız bir gazeteye önce bakarız; hızlıca genelini tanımlamaya, büyük başlıkları taramaya başlarız. Elimizdeki kitabın ilk satırından itibaren okumaya başlamak yerine ön ve arka kapağına bakar, iç kapağı inceler ardından sayfaları hızlıca geçerek fikir edinmeye çalışırız. Tüm bunlar görsel algının anlama boyutundaki yerini doğrular örneklerdir adeta.
Tefik Fikret UÇAR

8 Ocak 2011 Cumartesi

Garafik Tasarımla İlgili

Kağıt Hakkında Doğru Bilinenler


Kağıt Yüzyıllar boyu mesaj ve bilginin taşıyıcı malzemesi olmuştur ilk kez MÖ. 105 Yılında Çinliler bitkisel lifler kullanarak kağıdı ürettiler daha önceleri kağıt yerine hayvan derileri kullanılmaktaydı . Yayıncılık sektöründe çok çeşitli türleri kullanılmaktadır. İyi bir tasarımcı üzerinde taşıyacak olan kağıdın seçimi ve bu tekniği ile kullanılacak kağıt seçimi çok önemlidir.

Kağıt doğal yöntemlerle üretildiğinde ağaçtan yapılan bir ürün olup oldukça değerlidir. Örneğin bir kitap baskısında baskı bütçesinin önemli bölümünü kağıt oluşturur. Piyasada kağıt adını markalardan alan özel isimlerle anılan kağıt türleri genelde yüzeylerinin yapılarına göre mat parlak yarı mat şeklinde genel sınıflandırılır. Bu metrekare alandaki özlülük oranına göre birinci hamur, ikinci hamur, üçüncü hamur şeklinde de sınıflandırılmaktadır. Bir Metrekare alandaki ağırlığı kağıdın gramajı belirler. Aynı tip ve marka kağıdı farklı gramajlarda bulmak mümkündür. Kağıt bütçenin önemli bir kısmını tuttuğundan kağıt seçiminde dikkatli olunmalıdır. Kağıt kataloglarından araştırma yapmak yaralı olur. Ayrıca her kağıt türünün üzerine mürekkep alma özelliği farklıdır. Örneğin daha büyük ve daha büyük liflere sahip gazete kağıdı boya emici özelliğe sahip olup bu tür baskı kullanılmaması gerekiyorsa baskı türü ve baskı türünün ve baskı öncesi çalışmasının bu bilgi ışığında şekillendirilmesi gerekir. Çok sık tram yoğunluğuna sahip bir renk ayrımı, gazete kağıdı gibi yüzeylerde dağılma yaparak görüntülerin olduğundan koyu görünmesine neden olacaktır.

Kağıt doğal bir malzemedir ve yeniden kullanımı oldukça önemlidir. Çağdaş tasarım dünyasında oldukça önemli olan doğaya karşı saygılı davranma standart haline gelmiş, tasarımcılar ve basım evleri geri dönüşümlü kağıt kullanarak bu hassasiyetlerini ortaya koymaya çalışmışlardır. Kağıt Kendi bünyesinde doğal lif ve dokulardan oluşur. Kağıt yönü katma gerektiren çalışmalarda önemli olup. Kağıt yönünün yanlış seçilmesi halinde katma izi yanlış şekilde oluşmaz

Bunlar bir tasarımcının bilmesi gereken tek şey değildir bilmesi gereken bir sanat söz konusun olunca çok ve derindir.Bazı konularsa Geresizdir.

2 Ocak 2011 Pazar

Era Medya Tanıtım

                                       Bir Gazete İç Sayfa Uygulaması Basılmamıştır


Era Medya Tanıtım

                                                   Yaptığım ve Basılmayan Bir Çalışmam



24 Kasım 2010 Çarşamba

Araştırma Yazıları Grafik Tasarım İşletme Bilimi Reklamla İlgili

Marka, Amblem ve Logotype Hakkında (Hasip Pektaş)


Ticaretin başlamasıyla bir malın, bir ürünün diğerlerinden ayırdedilmesi gerekliliği de doğmuştur. Zamanla bazı ürünlerin taşıdıkları özellikleriyle rakiplerinden ayrılmaya, aranılır olmaya başlaması, bunların kolay ayırdedilmesi gerekliliğini, üzerlerine bazı işaretler koyma zorunluluğunu getirmiştir.

O dönemde okur yazar kitlenin fazla olmaması bu işaretlerin, yani markaların daha çok semboller şeklinde oluşmasına neden olmuştur.

Satıcı ile alıcının karşı karşıya gelmediği günümüzde ise; bir ürünün tüketiciye ulaşması için aracılara gereksinim olmuştur. Haberleşmenin, ulaşımın bu denli gelişmesi, bir pazarda aynı ürünün pek çok çeşidinin bulunması, buna bağlı olarak self-servis satış ünitelerinin artması, insanları satış öncesi karar vermeye zorlamamıştır. En önemlisi pek çok ürünün ambalajlı olarak satılması nedeniyle tüketicinin tatma, dokunma, deneme şansı kaybolmuştur. Eski deneyimlerine, alışkanlıklarına ya da reklamın etkisine bağlı olarak seçim yapmaya başlamıştır.

Bu nedenle ürünler arası ayırdedici işleviyle marka, markayı oluşturan simge, özgün yazı ve işaretlerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır.

Marka, bir ürünün veya hizmetin diğer ürün ve hizmetlerden ayrılmasını sağlayan sözcük, ad, sembol ve işaretler manzumesidir. Tanımdan da anlaşıldığı üzere markayı ürün ve hizmet (şirket, mağaza, kuruluş vb.) markası olarak ikiye ayırabiliriz. Bununla beraber her ikisini de kapsayan markalar da vardır. Üretiliş biçimleriyle markaları; şirket isimleri (Ford, Tofaş, Oyak, vb.), kişisel isimler (Koç, Vakko, Elvan,vb.), anlamsız isimler (Pop, Fay, Omo,vb.), yabancı dildeki isimler (Chat Noir, Blendax, Ronson,vb.), herkesçe bilinen sözcükler (Karaca, Feza, Yumak, vb.), kısaltmalı ya da yan anlamlı isimler (Meysu.vb.) diye de sınıflandırabiliriz.

İyi Bir Markanın Özellikleri

a) Markanın söylenişi kolay olmalı. Başkalarıyla karışmamalı. Tanınmış reklam ajansı Cenajans'ın söylenişine çok benzeyen başka bir reklam ajansı Cenajans'ta olduğu gibi karışıklığa neden olmamalıdır.

b) Herhangi bir ürünün ya da kuruluşun adı, başka alanlarda kullanılmamalıdır. Karışıklıklara neden olabilir, örneğin, hepimizin bildiği "Koç Holding" yanında hiç ilgisi olmayan "Koç Otobüsleri" de vardır.

c) İnsan isimleri olmamalıdır. Aynı isimden pek çok kişi olabileceği ve ayrı yerlerde belki de aynı konudaki bir markalamada kullanılabileceği marka düşünülmelidir. Bunu önlemek de mümkün değildir. "Koç" örneğinde olduğu gibi.

d) Coğrafî isimler olmamalıdır. Aynı yörenin ismini kullanan pek çok firma ve ürün adı vardır. Bu durum, tüketici için de, firma için de olumsuzluktur. Örneğin; "Ankara" isminde gazoz, makarna fabrikası, reklam ajansı, sigorta şirketi, vb. markalar vardır.

e) Markalar, ürünün özelliğinden dogmasalıdır. Sarı,silindir gibi ürünün biçim ve rengini kullanmak yanlıştır. Aksine ürünle ilgisi olmayan, uydurulmuş bir ismin akılda kalma şansı daha fazladır. "Sana", "Omo" isimlerinde olduğu gibi.

Amblem ve Logotayp

Bir ürünün veya firmanın soyut bir sözcük olan siminin (markasının) somut hale gelmesi, diğerlerinden biçim olarak da ayırt edilmesi için ambleminin ya da logotaypının yapılması gerekir.

Latince kökenli olan amblem ve logotayp sözcüklerinin dilimizdeki karşılığı simge ve özgün yazıdır. Günümüzde her iki kavram ayrı ayrı anıldığı gibi tek bir sözcük olarak Logo diye de kullanılmaktadır. Amblem, çizgi ve resimle yapılan işaretlerdir. Logotayp ise yazıyla ya da çizgi, resim ve yazıyla yapılan işaretlerdir. Her ikisinde de amaç, adını taşıdığı ürün veya firmayı en özgün biçimde ayırt etmesidir. Amblemler ve logotayplar ilgili şirketin çalışma alanını, kişiliğini biçim ve renkleriyle ifade edebilmelidir.

Amblem Çeşitleri

Bazı biçimlerden hareketle amblemler oluşmaktadır. Bu biçimsel değişiklikleri, yorum farklılıklarını Grafik Tasarımcı Abdullah Taşçı, şöyle sıralamaktadır.

a) Formlarını Harflerden Alan Amblemler:

Tipografik amblemler, sadece bir harften oluşuyorsa, o harf alışılmışın dışında bir form olmak zorundadır. Kullanılan alfabelerdeki harflerden ayrılması ve akılda kalıcılığı bu özelliğe baçlıdır. Tasarımcı burada yeni bir harf formu arayacaktır. Birden fazla harften oluşan amblemlerde ise en önemli özellik, harflerin birbirleriyle strüktür, form ve espas kombinasyonu açısından dengeli kullanımları ve alışılmışın dışında olmalarıdır.

b) Firma Hakkında Bir imaj Veren Biçimlerden Oluşan Amblemler:

Bazı amblemler biçimleriyle firma hakkında bilgi taşırlar. Bu tür amblemlerde sembolik motiflerden yararlanılır. Dokuma mekiğinin tekstili, kitabın yayınevini, güvercinin barışı simgelemesi gibi... Ayrıca firma adı özel bir şekilden oluşmakta ise, bu tip amblemlerde sembole yönelik tasarımlar yapılmaktadır. Pelikan, Üç Balık, Aslanlı, Başak, Karaca gibi...

c) Harf ve Firma Hakkında İmaj Veren (harf ve resimsel biçimlerin bir arada kullanıldığı) Amblemler: Formlarını harflerden alan ve firma hakkında imaj veren biçimlerden oluşan amblemlerin kombinasyonlarıdır. Bu tür amblemler, firma hakkında bir imaj verirken firma adının baş harfi ile de diğer firmalardan ayrılmasını kolaylaştırır ve akılda

kalma yüzdesini artırır.

d) Firma Hakkında Yeni Bir İmaj Veren (Soyut veya Somut) Amblemler:

Harflerle yapılan amblemler, genelde bir karmaşa doğurmaktadır. Yapılan tasarımın özgünlüğü amblemin yaşama süresini etkiler. Günümüzde harflerle yapılan amblemlerin çokluğu, akılda kalıcılık oranım büyük ölçüde düşürmüştür. Bu nedenle yeni bir imaj veren amblemler aranmaktadır." (Abdullah Taşcı, "Marka ve Amblemler", Grafik Sanatı Dergisi, Sayı: 4, 1985)

Ayrıca bazı toplumsal ya da kentsel özelliği yansıtan amblemler de vardır. Bunlar, önemli bir toplumsal olayın anma yıldönümü veya bir yörenin, kentin özelliklerini yansıtan amblemlerdir. Daha çok öğeyi yan yana getirme zorunluluğundan doğan bir karışıklığa meydan vermemek gerekir. Öğeler arası ilişki uyumlu olmalıdır.

Logotayp Çeşitleri:

Logotayp, bir ürünün, firmanın ya da hizmetin isminin, harf ve resimsel öğeler kullanılarak sembolleştirilmesidir. Amblemden farklı olarak ayırt edici özellikler yanında firmanın ismini de yansıtır.

Marka, Amblem ve Logotayp

Harflerde yapılacak deformasyonları, harfleri birbirine yaklaştırmakla, yapıştırmakla ya da aşırı açmakla, harflerde renk ve biçim farklılıkları yaratmakla, harflerin uzantılarında aşağı-yukarı uzatmalarla, sözcükleri bölmekle, onları alt alta veya yan yana farklı renklerde yerleştirmekle yapmak mümkündür.

a) Bilinen bir harf karakterinde çeşitli değişiklikler (deformasyonlar) yaparak elde edilen logotayplar:

b) Yazıya, soyut ya da somut unsurlar ekleyerek elde edilen logotayplar:

Firma veya ürünün özüne uygun simgesel öğeler eklenebildiği gibi, yazının bütünlüğünü bozmayan çizgi ve lekelere de yer verilebilir.

c) Yeni bir yazı türü yaratarak elde edilen logotayplar:

Her yazı karakterinde harflerin ortak özellikleri vardır, örneğin italik olanlar belli açıda sağa yatık yazılır. Bu karakterde bir harf dik yazılsa bütünlük bozulur. Yeni bir yazı türü yaratırken de harfler arası uyuma dikkat etmek gerekir.Ayrıca yazılan sözcük okunabilmelidir. Özgünlük, anlaşılmazlık demek değildir.

İyi Bir Amblem ve Logotaypın Özellikleri:

a) İlgili kuruluşun ya da ürünün özelliklerini yansıtmalıdır. Bir parfüm logotaypı için inşaat sektörünün yapısına uygun bir yazı karakterinden yola çıkılmaz.

Her insanın bir kişiliği olduğu gibi, kuruluşların da bir kişiliği vardır. Amblem bunu yansıtmalıdır. Mesajını üstünde taşımalıdır.

b) Özgün olmalıdır. Amblem ve logotaypın yapılış amacı zaten ayırt edicilik sağlamaktır. Eğer başka örnekleri çağrıştırırsa veya bilinen bir amblem kopya

edilmişse hiçbir etkisi olmaz, aksine olumsuz bir imaj yaratır.

c) Renk ve biçim olarak bütünlük içinde olmalı. Değişik yerlerde (kâğıt üstünde, rölyef olarak, rozet için, vb.) kullanılabileceği unutulmamalıdır. Küçültüldüğü zaman ayrıntılarını kaybedecek özellikte olmamalıdır.

d) Logotayplar, okunabilir olmalıdır, özgünlük yaratmak kaygısıyla gereksiz çizgi ve resimler kullanılmamalıdır. Harf adetinin çok olması, okunurluğu bozmamalıdır.

* H. Pektaş'ın "Basın İlanlarında Grafik Tasarımın Yeri ve Önemi" konulu Y. Lisans Tezi içinden alınmış bir bölüm. Ankara, 1988.

23 Kasım 2010 Salı

Araştıma Yazıları Grafik Tasarım Reklamla İlgili İşletme Yazıları

Renklerden Marka Yaratmak




Temel olarak doğal renkler siyah, beyaz ve griden başka beş renk var: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ve mavi. En iyisi ara yada karışık renklerdense bu beş temel renkten birini tercih etmektir. Ancak hangisini? Aklınızda tutmanız gereken, tüm renklerin gözün aynı yerinde yaratılmadığıdır.

Renk spektrumunun kırmızı ucunda yer alan renkler, retinanın hemen arkasında oluşur. Bu nedenle, baktığınızda kırmızı rengin üzerinize doğru geldiğini hissedersiniz.

Renk spektrumunun mavi ucundaki renkler, retinanın hemen önünde odaklanır. Mavi renk sizden uzaklaşıyormuş izlenimi yaratır.

Bu fiziki nedenlerle, kırmızı enerji ve heyecanın rengidir. Kırmızı yüzünüzün rengidir. Niçin ülke bayraklarının yüzde 45'inde hakim renk kırmızıdır ? (Mavi ikinci belirgin renktir. Bayrakların yüzde 20’ye yakınında hakim renktir.)

Mavi kırmızının zıddıdır. Mavi;huzur veren, sakinleştirici bir renktir. Mavi dinlendirici bir renktir.



Markalar dünyasında, kırmızı satış rengidir ve dikkat çekmek için kullanılır. Mavi kurum rengidir, istikrar mesajını aktarmak için kullanılır. Örneğin; Coca-Cola kırmızı, IBM mavidir.

Diğer temel renkler bu ikisinin arasında yer alır. Turuncu, maviden çok kırmızıya yakındır. Yeşilse, kırmızıdan çok maviye.

Sarı nötr bir renktir. Ancak, gözünüzün seçebildiği dalga boyunun ortasında yer aldığı için aynı zamanda en parlak renktir. (Bu parlaklığından, dikkat çekmek için yararlanılır, sarı ışıklar, sarı çizgiler, sarı işaretler örneklerinde olduğu gibi...)



Yıllar boyunca bazı renkler farklı özellikler, durumlar ve hareketlerle özdeş hale gelmiştir.

•Beyaz, gelinlik rengi olmasından da görüleceği gibi, saflığın rengidir.

•Siyah, Johnnie Walker Black Label’da olduğu gibi, lüksün rengidir.

•Mavi, bir at yarışında kazanan ata takılan mavi şeritte olduğu gibi, liderliğin rengidir.

•Mor, asaletin, imparatorluğun rengidir.

•Yeşil, çevrenin ve sağlığın rengidir, Greenpeace, Healthy Choice ve SnackWell’s’te olduğu gibi.

Bir marka yada bir logo için renk seçerken yöneticiler genellikle oluşturmak istedikleri ruh halini gözetirler, yaratmak istedikleri farklı kimliği değil. Her ne kadar duygu durumu yada ton önemliyse de diğer faktörler yalnızca duygu durumuna göre yapılmış bir tercihin üstüne çıkacaktır.

Liderler ilk tercih hakkını kullanır. Normal olarak seçilecek en iyi renk, kategoriyi en çok temsil eden renk olmalıdır. John Deere lider traktör markasıdır. John Deere’nin marka rengi olarak, çimenin, ağaçların ve tarımın rengi olan yeşili seçmiş olması sizi şaşırtır mı?

Brezilya da bir traktör şirketi için bir marka ismi ve rengi yaratmak için görevlendirilmiştik. Maxion ismini seçtik çünkü bir traktör için önemli bir unsur olan ?güç? mesajını aktarıyor gibi görünüyordu. Ancak bu yeni traktör markası hangi rengi kullanacaktı?

John Deere yeşili kullanmıştı. Pazardaki ikinci markanın tercihi kırmızı idi. Bize kalan renk belliydi bir bakıma. Maxion mavi bir traktör ve mavi bir marka oldu.

Mavi, bir traktör için iyi bir renk midir? Hayır, ama farklı bir marka kimliği yaratmak, doğru sembolik özelliğe sahip rengi kullanmaktan daha önemlidir.

Hertz, ilk araba kiralama markası, sarı rengi seçti. İkinci marka Avis bu nedenle kırmızıyı tercih etti. National yeşille devam etti. (Yıllar içinde National araba kiralayan müşterilerine yeşil pulları vermeye başladı, böylelikle, National ismiyle yeşil rengin bağdaştırılmasına yardımcı oldu.)

Ana rakibinizin tam zıddı bir rengi seçme kararının ardında güçlü bir mantık yatıyor. Bu renk kuralını unutursanız risk almış olursunuz.

Kola, kırmızımsı-kahverengi bir içecektir ve kola için mantıklı renk kırmızıdır. Bu nedenle Coca-Cola yüzyıldan fazla bir süredir kırmızıyı kullanıyor.

Pepsi Cola daha zayıf bir tercih yaptı. Kırmızı ve maviyi marka renkleri olarak seçti. Kırmızı kolayı sembolize ediyordu, mavi ise markayı Coca-Cola’dan ayırt etmeyi amaçlıyordu. Yıllarca Pepsi, Coca-Cola’nın renk stratejisine karşı ideale yakın bir düzeyde mücadele etti.

Dürüst olalım. Dünya Coca-Cola’nın işaretleriyle yıkanmış gibi geliyor değil mi ? Pepsi Cola’nın işaretlerini farkedebilmek zor değil mi ? Farklılaştırıcı bir renginin bulunmaması nedeniyle, Pepsi, Coca-Cola’nın kırmızısı altında neredeyse görülmüyor.

Bir süre önce Pepsi Cola ışığı daha doğrusu renkleri görmeye başladı. Elli yıl önce yapması gereken şeyi yapıyor artık. Ana rakibinin renginin tersini, markasının rengi yapıyor.

Pepsi mavi renge bürünüyor. Bir Concorde uçağını maviye boyayarak, dünyaya mavi renk mesajını verecek kadar da ileri gidiyor.

Kodak sarıdır, bu nedenle Fuji de yeşil!

Her ne kadar logosu ağırlıklı olarak kırmızı ise de sarı, McDonald’sı en çok ifade eden renktir. Peki Burger King ne renktir ?

Burger King liderin rengiyle kontrast halinde bir renk almaktansa, hamburgeri simgeleyen bir renk seçme hatasını yaptı. Hamburger ekmeğinin sarısıyla, etin turuncu-kırmızı rengini birleştirdi. Temiz bir logo ama kötü bir renk seçimi.

Budweiser kırmızıdır, öyleyse Miller ne renk olmalı ?

Aşırı marka genişlemesinin yanı sıra Miller’ın karşı karşıya kaldığı sorunlardan biri de, markasının renk kimliğini tahrip etmesidir. Yeni markalarını birbirlerinden ayırmak için bir renk kombinasyonları yelpazesi kullanmaktadır. Bu süreçte Miller, ana rakibi Budweiser’dan farklılaşma fırsatını kaçırmaktadır.

Tiffany’nin karıştırılamayacak renkteki kutularını düşünün. Bu karmakarışık dünyada, tek bir rengi standartlaştırıp, yıllarca kararlı bir şekilde kullanarak, güçlü bir görsel imaj yaratabilirsiniz. Her Christmas zamanı, M and M’den Macy’s’e kadar her marka ve mağaza tatili kutlamak için yeşil ve kırmızı renkleri kullanır. Ancak Tiffany & Co, mavi de ısrar eder ve neticede Noel ağacı altında çok daha fazla dikkat çeker.

Kadınlar, içindekinin kesinlikle harika bir şey olduğu inancıyla, Tiffany’nin mavi çantalarını görür görmez kocalarına sarılırlar.

Muhtemelen Tiffany çantalarından daha çok sayıda Miller kutusu görmüşsünüzdür ancak bahse varız ki, Tiffany çantalarının rengini bilirsiniz de, Miller’in rengi konusunda pek emin değilsinizdir.

Her ne kadar tek renk bir marka için neredeyse her zaman en iyi renk stratejisiyse de, bazen birden fazla renk kullanmanız gerekebilir. İlk overnight paket teslim şirketi Federal Express, paketlerinin göz alıcı olmasını istedi. Bu nedenle, bulabildiği en etkili iki rengi, turuncu ve moru birleştirdi.

Bir FedEx paketi geldiğinde herkes bir FedEx paketinin geldiğini görebilir. Tamamen mavi bir denizde, turuncu-mor bir kanat gibidir.

Renk istikrarı, uzun vadede bir markanın zihinde elde etmek istediği yere ulaşmasını sağlayabilir. Bunu görmek için, sarının Caterpillar’a, kahverenginin United Parcel Sevices’e, kırmızının Coca-Cola’ya ve mavinin IBM’e ne sağladığına bakın.

Büyük Mavi'nin IBM için yaptığını, büyük bir renk sizin markanız için de yapabilir.



Al & Laura Ries

Marka Yaratmanın 22 Kuralı

Grafik Tasarım Araştırma Yazıları İşleetme Bilimi

Tasarımcının Görevleri


• Tasarlanacak işin, kağıdın yüzeyine ait, orada kalan bir iş değil, kurulması gereken bir mekan, inşa edilecek bir yapı olduğunu bilmek,

• Metnin görüntü, görüntünün metin olduğunu farketmek,

• Güzel-çirkin değerlendirmelerine karşı çıkmak,

• Fikrin anahtar unsur olduğunu, iyi fikrin iyi biçimi getirebileceğini bilmek,

• İyi bir fikir yoksa, çözümü dekorasyonda, süste arama kolaylığına kaçmamak,

• Sunuşu düşünceye tercih etmemek, sunuşu düşüncenin sunulması için kullanmak,

• Görünürde kolay, görünürde basit olanın içinde ne kadar çok düşünce yattığını bilmek,

• Yeteneğin, düşüncenin önünden düşüncenin arkasına geçtiğini bilmek,

• İzleyiciyi dışarıdan içeri, izleyenden katılana çeken bir tasarım anlayışını tercih etmek,

• Kandırma, baştan çıkarma yolu yerine, bilgilendirme, ikna etme yolunu tasarım anlayışı olarak kabul etmek,

• İyi tasarımın, iyi sattıran ya da kendini iyi satan tasarım olmadığını bilmek,

• Her şeyin çok fazla tasarlandığı, tasarımın içeriğin kendisi haline geldiği günümüz moda çözümlerinde, içeriği aşırı tasarım elemanlarından arındırmak, içeriği öne çekmek,

• Tasarım çözümünü, tasarım probleminin kendisinde aramak,

• Tasarımı, yapılacak "iş"in içinde bulmak,

• Malzemeyi bir tasarım unsuru olarak kullanmak,

• Sürekliliğin tasarım olduğunu farketmek,

• Günün geçerli tarzlarına, üsluplarına bağlı olmayan, tarzlara mahkum olmayan bir tasarım anlayışını yerleştirmek,

• Giderek tarzı ve dekorasyonu reddererek, görünen süsün arkasındaki gerçek tasarımı öne çıkarmak,

• Tasarlanmış bir ürüne bakıldığında, ilk görünenin tarz olmamasını sağlamak,

• Tarzın seçilemeyeceğini, tarzın ancak oluşabileceğini bilmek,


• Tarzın önceden seçildiği tasarım anlayışına karşı çıkmak

,• Tasarımı yazı karakteri ve tipografik üslup gibi yüzeysel etkilerden arındırmak,

• Tasarım sorunlarının yazı karakteri seçimiyle çözülemeyeceğine inanmak,

• Dikkatin, tasarlanan "iş"in bütününden, yazı karakterine kaymasını önlemek,

• Tarif eden, açıklayan, resimleyerek açıklayan, "açık eden" bir tasarım anlayışından uzak durmak,

• Kendini, her şeyi, hemen anında anlatmayan, göstermeyen. bakıldığı anda bitmeyen, giderek keşfedilen bir tasarım anlayışını geliştirmek,

• Yeni formlar, yeni görüntü biçimleri önermek yerine, yeni anlama biçimleri, yeni algılama biçimleri önermek.

ALINTI



Araştırma Yazıları Grafik Tasarımla İlgili İşletme Bilimi

Reprodüksiyon Terimleri Sözlüğü

Abdek: Örtücü özelliği olan bir boyadır. Filmde istenmeyen yerlerin kapatılmasında kullanılır.

Agrandizör: Kameralara oranla daha çok büyütme imkanına sahiptirler. Esas olarak amatör fotoğraf makinalarında çekilen negatiflerden fotoğraf baskısı yapmakta kullanılır. Matbaalarda agrandizör şeffaf negatif veya dia pozitiflerden çekim yapmak için kullanılır.

Ajitasyon: Filmin duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyonun temasını sağlamak amacıyla film tankının belirli aralıklarla sallanması işlemi.

Aktivitoller: Banyo içindeki kimyasal aktiviteyi hızlandıran maddeler.

Asetat: Emülsiyon taşıyıcı film taban.

Asetik Asit: Sirke asidi de denir. Keskin kokulu renksiz bir sıvıdır. Filmlerin temizlenmesinde kullanılır.

Bilgisayarlarda Veri Transferi: Bilgisayardaki verileri ara elemanlar (zip,disket,SCSI vb.) yardımıyla başka bilgisayarlara taşıma yöntemidir. Disketlerin en önemli özellikleri taşınabilir olmalarıdır; bilgileri bir diskete kopyaladıktan sonra istediğiniz yere götürebilirsiniz. Ancak diskete fazla bilgi konamaz, başka bir deyişle kapasiteleri sınırlıdır. Ayrıca disketteki bilgilere ulaşım da pek hızlı değildir. Yine de taşınabilir ve ucuz olmaları kolaylık sağlar. DD, (Double Density) çift yoğunluklu, HD (High Density) yüksek yoğunluklu, ED (Extended-density) geliştirilmiş yoğunluklu anlamına gelir./ Sabit diskler(hard disk), tek parçadır. Bilginin saklandığı disk şeklindeki magnetik yüzey, elektro mekanik kısma sıkıca yerleştirilmiştir; çıkarılıp takılamaz. Disklerin sığası, disketlere göre çok fazladır; giga byte. / CD ve sürücüleri, diğer bir yardımcı bellek birimidirler. Üzerine yazma yapılamayan ve ROM gibi davranan CD’ler kısaca CD-ROM olarak anılır. Kapasiteleri, 600 Mbyte’dan az değildir. Bir kez yazma yapabilen ve sonra yanlızca okunabilen CD’ler WORM (Write Only Read Multiply) olarak adlandırılır. Bilgi kaydetmek için kullanılan boş CD’lere CD-R (CD Recordable) denir. Bazı CD’ler hem okunabilir hem de yazılabilir türdendir. Bu tür CD’lere CD-RW (CD-Read Writable) Okunabilir-Yazılabilir CD)denir. Bilgisayar ağları, bilgisayar haberleşmesinin bir alt konusudur. İki bilgisayar herhangi bir yolla doğrudan birbirine bağlanarak iletişimde bulunabilir. Günümüzde ajans ve matbaalardan film çıkış merkezlerine (servis bürolara) bilgisayar ağları yoluyla işlerin transef yolları aranmaktadır. Şimdilik ağların kapasiteleri yüksek çözünürlüklü dokümanları aktarmaya yetmemekle birlikte önümüzdeki yıllarda bu uygulama aktif olarak basım sektöründe görülücektir. / Digital fotoğraf makineleri, görüntüleri fotoğraf filmi yerine hafızasına kaydeder. Üzerindeki LCD ekran sayesinde çekildiği anda fotoğrafı görebilme imkanı sunar ve böylece hata ihtimalini en aza indirir. Bu görüntüleri istediğiniz zaman silebilir ve istediğiniz sürece koruyabilirsiniz. Çektiğiniz fotoğrafları ek bir donanım gerektirmeden, kendi bağlantı kablosu ve programı aracılığıyla bir bilgisayara aktarabilirsiniz. Film çıkış öncesinde tasarımı yapılmış basılacak materyallere resimleri bu ortamlardan transfer edebilirsiniz. / DVD Teknolojisi ( Digital Versatile Disk ), CD-ROM’ların yerini alması planlanan yeni bir optik disk teknolojisi olup 17 gigabyte’lık video, ses ve diğer tipte veri saklama alanına sahiptir. Bu da 133 dakikalık bir filmin tek bir diskte tutulabilmesi anlamına geliyor. DVD’lerden de baskı öncesi MÜY ortamına resim transferi mümkün. / SCSI (Small Computer System İnterface), küçük bilgisayar sistem arabirimi. "Skazi" diye okunur. Çevre birimlerini bilgisayara bağlamak için kullanılan bir paralel arabirim standardı olup, ajans ve matbaalardan servis bürolara yüksek kapasiteli verilerin trasferinin gerçekleştirilmesinde kullanılan bir aygıt. Diğer bir ifadeyle taşınabilir sabit disk. / ZIP, PC’lerde yaygın olarak kullanılan bir veri sıkıştırma biçimi. PSZIP ve PKUNZIP isimli iki yardımcı program, verileri sıkıştırmak ve tekrar açmak için kullanılır. PSZIP kullanılarak sıkıştırılan dosyalar, uzantısı ZIP olan tek bir dosya altında toplanır. Sıkıştırılmış dosya istenirse kendi kendine açılacak bir biçimde oluşturulabilir. Böyle bir durumda sıkıştırılmış dosyaları otomatik olarak açar. Windows altında çalışan Winzip yazılımı da aynı şekilde dosyaları sıkıştırmak ve açmakta kullanılır. Ayrıca disket şeklinde olan ZIP’ler de normal disketlerin yetmiş katı kapasiteye sahiptirler. Veri transferinde yüksek kapasiteli işlerde ZIP’ler tercih edilir. / FULL MOTİON CAPTURE Yazılımı , TV-Vide vb. ortamlardan, MÜY ortamına veri transferini sağlar. TV kartının Soft ware’inde bulunan bir yazılımdır. Yakalama anlamına gelir. TV açıkken görüntü üzerinde mausun sağ tuşuna tıklanır. Bilgisayarda TV ekranı üzerine gelen seçenek kutusundan FULL MATİON CAPTURE seçeneği işaretlenir.

CAPTURE MENÜSÜ:

Capture video: Tüm ayarlar yukarıdaki menüler vasıtasıyla yapıldıktan sonra görüntüyü bilgisayarın harddiskine veya istenilen ortama aktarmak için kullanılır.

Blusensitif fimler: Işığın mavi rengine hassas olan filmlerdir. Mavi ve tonlarına karşı duyarlıdır. Ara kopyalarda ve siyah-beyaz işlerde kullanılır. Naturel bir emülsiyona sahip oldukları için simgesi "N" ile gösterilir. Karanlık odadaki emniyet ışığı turuncudur.

Capstan Sistem: Tarayıcılarda pozlandırıcı kafanın sabit olduğu sistem.

Copix: Renk ayrımı yapılmış bir filmi tekrak tarayıp CPT (Computer the Plate = Bilgisayardan kalıba sistemi) ortamına atma imkanı veren bir sistemdir.

Cromalin ve Gevaproof: Renk prova sistemleridir.

Densitometre: Orjinal, film ve baskı malzemelerinde koyuluğun derecesini bize sayısal değerlerle veren cihazlardır. İki türlüdür; Bunlar, Transmision densitometreler (Işık geçirgenliği olan malzemelerin ölçümlerinde) ve Reflexıon densitometreler (Işığı geçirmeyen opak malzemelerin ölçümlerinde) dir.

Developman: Işığa karşı hassas malzemeye poz verdikten sonra kullanılan kimyevi banyo işlemidir.

Dijital Orjinaller: Bilgisayar ekranındaki tüm dosyalardır. Örneğin, tarandıktan sonra tiff, eps, jpeg v.b. Dosyalar, Cd resimleri, piksel veya vektörel esaslı görüntüler v.b.

Elektronik Renk Ayrım Makinası (Tarayıcı-scanner): Reprodüksiyon atölyelerinde özellikle renk ayrımı yapmak için kullanılan scanner denilen tamamen elektronik olarak çalışan cihazlardır. Tarayıcılar temel olarak fotoğraf, çizim ve saydamların sayısallaştırılmasında kullanılır.İki tür görüntü tarama yöntemi vardır. Siyah ve beyazla birlikte grinin birçok türünü içeren sürekli tonda görüntüler ve yalnız siyah-beyazdan oluşan çizgisel görüntüler şeklindedir. Tarayıcılar donanım olarak hem MAC hemde PC makinalarla çalışabilir.

Drum (Silindir Yüzeyli-Tamburlu) Tarayıcılar: Bu tarayıcılarda orjinal hareketli okuyucu göz sabittir. Orjinal silindire sabitleştirilir ve silindir 600-1600 devir arasında dönmeye başlar. Bu tip orjinallerle dia, fazla kalınlığı olmayan opak ve transparan orjinaller kaliteli bir şekilde taranır.Tamburlu tarayıcılar ışığı algılamak için bir CCD yerine genellikle PMT olarak adlandırılan bir foto çoğaltıcı tüp kullanılır. PMT teknolojisinde taranan görüntü bir tambur etrafında dönerken sabit bir kaynak ışığı, foto çoğaltıcı tüpler kullanarak aktarır. Dönen tamburun gelişmiş foto algılayıcıları ve ileri seviye optik donanımı, tamburlu tarayıcıyı parlak ve koyu bölgelere karşı çoğu CCD tarayıcıdan çok daha duyarlı kılar.

Servis büroya gelen orjinal dia ise küçük silindire, opak ise büyük silindire takılıp orjinalin ebatı ve istenilen ölçüsü makinaya tanıtılır. Orjinalin renk ve ton durumu göz önünde bulundurularak en açık yerinden beyaz ve en koyu yerinden de siyah makinaya bildirilir. Makina böylelikle aratonları ve renkleri kendisi otomatik olarak ayarlar. Şayet operatör tatmin olmamış ise kendi renk bilgisi dahilinde renklere müdahele edip orjinalin en iyi şekilde süzümünün gerçekleşmesini sağlar.

Flatbed (Düz Yüzeyli) Tarayıcılar: Orjinal hareketsiz, okuyucu göz hareketli ve orjinalin yerleştiği yer düz bir satıh olan yatay scannerlerdır. Bu tarayıcılar belirli bir kalınlığa kadar orjinalleri yüksek çözünürlükte tarayabilirler.Transparan orjinalleri tarama özellikleri de mevcuttur.

Flatbed bir tarayıcı bir çok bakımdan bir fotokopi makinasına benzer. Çizim veya fotograf tarayıcının kapağı altına yerleştirilir ve sayısal üretim süreci başlar. Flatbed tarayıcılarda CCD teknolojisi kullanılır. CCD, tarayıcının kafasında yer alan ve taranan nesneye binlerce ışın gönderen bir cihaz olan charged coupled device’in kısaltmasıdır. Kafa üzerindeki foto elektrik hücreler, ışığın CCD’ye geri yansıyan kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) bileşenlerini algılar. Yansıtılan bu bilgiler görüntünün parlaklık ve koyuluğuna bağlı olarak algılanır ve bilgisayara kayıt edilebilecek biçimde sayısallaştırılır. Fladbed tarayıcılar daha çok herhangi bir opak (siyah-beyaz veya renkli) orjinalin bilgisayar ortamına aktarıp düzeltme işleminde kullandığımız çözünürlük seviyesi, tamburlu ve saydam tarayıcılara göre düşük olan masa üstü scannerleridir.

Emniyet Işığı: Karanlık odada kullanılan film ve kartları etkilemeyen kırmızı, koyu yeşil ve turuncu çalışma ışığıdır.

Emülsiyonlu Yüz: Film veya baskı kalıbının ışığa karşı hassaslaştırılmış yüzeyi.

Filtre: Kameralarla yapılan renk ayrımında kullanılan yeşil, kırmızı ve mavi renkteki özel camlardır.



Fixer (Hipo Banyo): Poz dışı kalan alanlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo sistemi.

Flaş: Filmin çekiminde, kontak şasesinde ve fotoğrafçılıkta kullanılan, bir anda çok kuvvetli ışık verip sönen bir nevi lamba.

FM (Diamond Screen) Tram: Bu tram türünde filmde nokta değerleri klasik tramlardan farklıdır. Sistemi püskürtülmüş noktalardan oluşur. Mürekkep püskürtme sistemi gibi çalışır. Türkiyede teknolojik alt yapısının olmamasından ötürü kullanımı yoktur. Çok kaliteli bir tram türüdür.

Gradasyon: Filmin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesidir.
Gamma: Gradasyon ölçü birimidir.

Gri Kontak Tram: Yanlız siyah-beyaz, hemde renkli orjinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama yapabilir.

Harmoni Screen: Standart tram açısı, tram değeri gibi unsurların yer aldığı bilinen standart tramlama.


Hesap Diski: Ebat ve yüzde oranlarının pratik olarak hesaplanmasında kullanılan araç.

ICC (İnternational Color Control): Dünya renk standartlarına uygunluk.

Kağıt Filmler: Taşıyıcıları selüloz cinsi maddelerden yapılan filmlerdir. Siyah-beyaz kaba işlerde kullanılırlar.

Kalibrasyon: Filmdeki nokta değerlerinin bilgisayar ekranındaki nokta değerleriyle aynı olmasıdır. Kalibrasyon filmin ışığa duyarlılık derecesine, pozlama süresine, filmin banyo makinasından geçiş hızına, banyo eczalarının hazırlanışına ve banyonun ısısına göre değişiklik gösterir. Kaliprasyon ayarları "RIP" yazılımı üzerinde yapılır.

Reprodüksiyon Kameraları: Eni boyu olan fakat derinliği olmayan orjinallerden film veya resim çeken cihazlardır. Fotoğraf makinalarında çekilen resimler, reprodüksiyon kameralar izin orjinal olarak kullanılır. En dikkat çeken farkları repro kameralarının daha büyük olmalarıdır. Repro kameralarını diğer bir farkı çift boyutlu derinliği olmayan orjinallerden resim çekmeleridir. Repro kameraları ile derinlik netliği sağlanamadığı için bir portre veya bir nesne fotoğrafı çekilemez.

Kontrast: Bir görüntünün en aydınlık ve en karanlık noktaları arasındaki ton farklılığı.

LCH Sistem: Bir yandan tarama yaparken, diğer yandan taranmış görüntüler üzerinde düzenleme yapabilme imkanı veren bir program türüdür.

Line Film: Tire ve kontak çalışmalarda kullanılan sert film.

Litho Film: Gri tonları olmayan tire (lith) film, grafik film ve çok sert tramlama filmi olarak bilinir.

Lup: Film incelemeye ve baskıda ayar yapmaya yarayan büyüteç.

Magenta Kontak Tram: Yalnız siyah-beyaz orjinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama yapabilir.

Muare: Aynı açıyla basılmış 2 tramın oluşturduğu desenleme. Baskıda istenmeyen bir durumdur.

Negatif Film: Orjinalin tersi olan film, yani orjinaldeki siyah yerler negatifte şeffaftır. Orjinaldeki beyaz yerler ise filmde siyahtır, ışık geçirmez.

Opak Orjinaller: Işığı geçirmeyen orjinallerdir. Örneğin daha önce basılmış orijinaller, fotoğraflar, kağıt üzerine çizilmiş resimler.

Ortokromatik Filmler: Gri tonları olmayan tire filmdir. Simgesi "O" dur. Kırmızı ışığa karşı duyarsızdır. Karanlık oda ışığı kırmızıdır. Tire ve tramlı işlerde kullanılır.

Otomatik Banyo Makinesi: Pozlandırılmış fotografik film ya da kağıtları kuru olarak alırlar, sıra ile banyo, tespit banyosu, ve su tanklarından geçirirler ve kurutarak dışarı çıkarırlar. Bu makinalar tire(lith), yarıton, kontak fotodizgi filmleri için ayrı ayrı özelliklere sahiptir. Günümüz reprodüksiyonunda otomatik banyo makineleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Banyo işlemlerinde hep aynı kalitede sonuç vermesi, hızlı ve ekonomik olması temel özellikleridir.

Modern bir repro banyo makinesinde aranan nitelikler:

- Banyo süresinin tam ve doğru olarak ayarlanması,

- Banyo sıcaklığının sabit tutulması,

- Banyo hareketinin (ajitasyon) uygunluğu,

- Banyo kuvvetinin (tazeliğinin) uzun süre sağlanması şeklindedir.

Pankromatik filmler: Işığın her rengine hassastırlar. Gri tonları olan yarıton filmlerdir. Simgesi "P" dir. Karanlık oda ışığı koyu yeşildir. Ama hiç kullanılmaması daha uygundur.

Postscript: Adobe Firması’nın geliştirmiş olduğu bir yazılım türüdür.

Pozitif film: Orjinaldeki açık yerleri açık, koyu yerleri koyu veren filmdir.

Pozlandırma: Film, kart veya kalıpların üzerine görüntü aktarılması için belirli bir süre ışıklandırılması.

Film Pozlandırıcılar: Bilgisayar ortamından film çıkış makinesine pozlandırma yapan sistemler. Günümüzde bir film pozlandırıcıdan beklenen kalite, randıman, uygun ebattır. Film pozlandırıcıların flatbed, iç tambur ve dış tambur sistemleri ile çalışan çeşitleri vardır. Piyasada en fazla kullanılanı iç tambur sistemidir. Bu sistemde, tamburun içinde sabit fotografik malzeme üzerine pozlandırma prensibiyle, en yüksek pozisyonlama ve tekrarlama hassasiyeti sağlanmakta, böylece keskin ve her zaman aynı yoğunlukta tram noktaları elde edilmektedir. Söz konusu pozlardırma prensibi basit olduğu kadar son derece etkilidir. Lazer tarafından gönderilen ışını saptırmak için sadece döner bir ayna kullanılmaktadır. Bu ayna lazer ışını her yerde aynı mesafede ve aynı açıda tambur üzerinne monte edilmiş foto malzemeye dikey yönlendirmektedir. Pozlandırma sırasında ölçü hassasiyetini bozabilecek ne malzeme hareketi ne de lazer ışının modülasyonu gerçekleşmektedir.

Reprodüksiyon: Baskı yoluyla çoğaltılması istenen orjinallerden kalıp hazırlamaya uyumlu filmlerin hazırlanması işlemidir.

Rapid-Access: Özellikle tire repro işlemlerinde hızla çalışan film ve banyo sistemlerine verilen ad.

Regenratör: Filmin oksitlenmesini ve yıpranmasını önlemek amacıyla banyoya katılan banyo tazeleyici maddedir.

Retüş: Gerekli film düzeltmeleri. Filmde istenmeyen yerlerin abdek ile kapatılması işlemi.

RIP (Raster Image Prosesing): Film banyo makinası ile film pozlama makinasının masaüstü yayıncılık cihazlarını tanımasını sağlayan bir yazılım türüdür. Film makinalarının tram noktalarını oluşturabilmesi için ajanslardan gelen postscript dökümanları gerekli olan "Bitmap (noktasal görünüm)" moduna çevirir.

Saydam Tarayıcılar: Saydamların daha geniş bir dinamik aralıkları vardır; bu yüzden taramadan elde edilen görüntü opak bir nesneden daha iyi olur ve büyütülmeye daha fazla olanak sağlar. Çoğu saydam tarayıcısında CCD sabittir ve ışık foto algılalıyıcıları bir dizi ayna ve mercek kombinasyonu aracılığı ile yönlendirilir. Saydam tarayıcıların optik sistemi genellikle flatbed tarayıcılardan daha iyi olur.

Scanner Film: Elektronik renk ayrım makinalarında kullanılan yüksek hassasiyette film türü.

Servis Büro: Matbaalarda basılacak orjinalin kalıbının pozlandırılması için gerekli olan renk ayrım filmini oluşturan hizmet sektörüne verilen ad. Ayrıca grafik tasarım için gerekli olan resimlerin kaliteli orjinal taramaları da servis bürolarda tarayıcılar tarafından yapılır.

Termometre: Özellikle banyo işlemlerinde sıcaklıkların belirlenmesinde kullanılan bir cihazdır.

Tire (Lith): Siyah ve beyaz gibi iki tondan oluşma, yani ar tonlarının bulunmaması durumudur.

Tram Çizgi Sayısı: 1cm’lik çizgi üzerindeki tram noktalarının sayısıdır.

Tram: 1 cm çizgi üzerindeki nokta sayısıdır. Orjinaldeki koyuluk farklarını, koyulukların oranına göre, büyüklü küçüklü nokta zeminlerine böler. Zemin veya ara tonlarının noktalara dönüştürülmesi için yararlanılan cam veya filmden yapılmış bir reprodüksiyon aracıdır. Diğer adı da kontak tramdır. Renk olarak Gri Kontak Tram ve Magenta Kontak Tram. olmak üzere iki çeşittir.

Transparan Orjinaller: Işığı geçiren orjinallerdir. Örneğin, diapozitifler, negatif fotoğraf filmleri, transparan malzeme üzerine çizilmiş resimler...

Yarıton Orjinal: Siyah ve koyu bir renkten beyaza kadar çok çeşitli renk ve gri tonların yer aldığı orjinalere yarıton orjinal denir.

Yedirme: Kimyevi maddelerin yardımı ile reprodüksiyon filmindeki tram noktalarının küçültülmesi





İşletme Bilim ve Grafik Tasarım Bilgileri Araştırma Yazıları

Basım ve Yayın Sektöründe Yer Alan İşletme Türleri ve Anlamları


Matbaa: Diğer adı basımevi olan matbaalar, çeşitli baskı tekniklerini kullanarak gazete, kitap, dergi, broşür, ambalaj gibi her türlü basılı materyalini üretmek ve çoğaltmak görevini üstlenmiş kuruluşlardır. Matbaalar hizmet götürdükleri sektörlerin talepleri doğrultusunda, başta kağıt-karton sanayiinin ürünleri olmak üzere, plastik, teneke, kumaş gibi ürünler üzerine baskı yaparlar.

Matbaacı:

1- Matbaa ve baskı işlerinin hazırlanma ve basılmaları ile uğraşan ve bu işi kendine meslek edinen kimse. Bu çerçevede matbaacılık ana mesleği altında çok sayıda meslek mensubu görev yapmaktadır. Bunların başlıcaları; dizgici, grafiker, filmci, montajcı, kalıpçı, baskıcı, mücellit (ciltçi), matbaa müşteri temsilcisi, matbaa yöneticisidir.



2- Basımevi sahibi.
Matbaacılık: 1.Basılması istenen bir materyale ilişkin yazılı ve görsel materyallerin belirli sanatsal özellikler gözetilerek bir araya getirilip düzenlenmesi, baskıya hazırlanması ve çoğaltılması işlemlerinin tümüne matbaacılık denir. 2.Basımevi işletme işi. Matbua: Basılmış olan, basılı. Matbu evrak: Daha çok resmi nitelik taşıyan işlerde kullanılmak üzere basılmış evraklara denir.

Ajans: Basım sanayiinde ajans kavramı, daha çok basılacak materyallerin baskı öncesi hazırlık işlemlerini yürüten, fiziki üretimden çok düşünce üreten ve satan kuruluşları ifade eder. Ajanslar, resmi ve özel kuruluşların hizmet ya da mallarını tanıtmaya, sevdirmeye, sattırmaya yönelik reklam/tanıtım kampanyalarını organize eder ve yürütürler. Bu işleri yaparken de kampanya sırasında kullanılacak basılı materyallerin (afiş, broşür, bilboard, reklam panoları, kitap, el ilanı, kurum kimliği çalışmaları vb.) tasarım ve baskıya hazırlık işlerini bizzat yürütürler. Reklam ajanslarının kapasiteleri ölçüsünde eleman sayıları ve çalıştırdıkları elemanların nitelikleri değişebilir. Büyük ölçekli reklam ajanslarında görev alan uzman meslek mensupları genel olarak şunlardır: Sanat yönetmeni, grafik tasarımcılar, fotoğrafçı, dizgici, metin yazarı, müşteri temsilcisi

Yayınevi: Belirli uzmanlık alanları için kitapların üretim, dağıtım ve pazarlamasını takip eden kuruluşlara yayınevi denir. Yayınevleri de ajanslar gibi matbaaların en önemli müşterileridir. Yayınevlerinin büyük bir kısmı, bastıracakları kitapların dizgi ve tasarımını kendi bünyelerinde yaptıktan sonra film, montaj, kalıp, baskı ve cilt işlemleri için bir matbaa ile çalışırlar.

Servis Büro: 1980’li yıllardan itibaren bilgisayarların basım sektöründe etkin kullanılmaya başlanmasının ardından, bilgisayar destekli film çıkış hizmetleri vermek üzere kurulmuş profesyonel kuruluşlara servis büro denmiştir. Servis bürolar, film çıkış makinalarına büyük yatırımlar yapmak istemeyen ajans ve matbaalar arasında köprü görevi gören kuruluşlar olup, günümüzde yavaş yavaş doğrudan kalıba pozlandırma sistemlerini de bünyelerine almaya başlamışlardır.

Selefoncu, lakçı: Baskısı tamamlanan broşür, dosya, kitap kapağı, karton ambalaj gibi bazı işlerin yüzeyine hem estetik kaygılarla, hem de daha dayanıklı olması, sudan, yağdan, güneş ışınlarından etkilenmemesi için ciltleme öncesi selefon veya lak uygulayan işletmelere denir.

Mücellithane (Ciltevi): Baskısı tamamlanan işlerin kesim, kırım, harman, dikiş, kapak takma vb. İşlemlerinin yapıldığı işletmelere denir. Pek çok matbaanın kendi bünyesinde mücellithanesi bulunmakla birlikte, özel kapak takma, varak yaldız vb. işlemler konusunda hizmet veren cilteveleri bulunmaktadır.

14 Kasım 2010 Pazar

Reklamlarla İlgili

Konu: REKLAMLARDA YAPILAN TÜRKÇE YANLIŞLARI

Reklam sektörü dendiği zaman hemen tüm gözler sadece reklam ajanslarına çevrilmektedir. Oysa reklam kavramı daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Reklam sektörü reklam ajansları, reklamverenlerin reklam ve halkla ilişkiler bölümleri, reklamverenlerin pazarlama ve pazarlama iletişimi bölümleri, medya, matbaalar, dijital baskıcılar, serbest çalışan reklamcılar, reklam filmi yapımcıları, araştırma şirketleri gibi geniş bir alandan oluşmaktadır.

Reklam alanında kullanılan Türkçede yapılan yanlışlar sadece ajanslardan kaynaklanmamakta, yukarıda söylediğimiz geniş alanda yapılmaktadır.

Daha önceki yıllar yapılan bazı küçük ve dar kapsamlı araştırmalar göstermiştir ki, tüm mecralar incelendiği zaman en az Türkçe hatası reklam sektöründe yapılmaktadır. En çok Türkçe hatası ise medyada karşımıza çıkmaktadır. Günlük dilde halkın yaptığı Türkçe hataları ise çok yüksek boyutlardadır.

Reklam sektörünün içinde de yine en az Türkçe yanlışı reklam ajanslarından çıkan çalışmalarda görülmektedir. Bunun nedeni ise çok basittir. En çok yapılan Türkçe yanlışları sıralandığında iki madde öne çıkmaktadır. Yanlış sözcük kullanımı ve yanlış ifade kullanımı. Reklam ajanslarında sürekli olarak yazım kılavuzu, deyimler kılavuzu ve sözlük kullanıldığı için yanlışlıklar en az seviyededir. Sanıldığı ve sürekli dile getirildiği gibi reklamcılar Türkçeye zarar vermemektedir.

Türkçe yanlışı diye reklamcıların önüne konulan örneklerin başında, yabancı sözcükler gelmektedir. Özellikle de marka isimleri. Oysa marka isimleri, mağaza tabelaları, kafe isimleri gibi uygulamaların pek çoğu reklamcılar tarafından yapılmamaktadır. Bilinçli reklamverenler marka ismi oluşturacakları zaman ajanslardan konu ile ilgili çalışma isterler. Bu çalışmada da nasıl bir isim istediklerini belirtirler. Pek azı Türkçe isim istediklerini belirtirler. Genelde Türkiye’de marka sahipleri, yabancı isim isteğinde bulunurlar. Tüketicilerin kendilerini yabancı marka sanmalarını arzularlar. Bunun sorumlusu reklam ajansları değil, reklamverenlerdir. Aynı şekilde kafesinin ismini yabancı isim koyan bir kafe sahibi doğal olarak bir reklam ajansı ile çalışmıyordur. Bu tür yanlışlar için mekan sahiplerini ve reklamverenleri suçlamak daha doğru olacaktır.


Yabancı sözcük kullanımı konusunda reklamcılar sürekli suçlanan kesimdir. Oysa biz reklamcılar, iletişim amaçlı Türkçeyi kullanırken özellikle yabancı sözcük kullanmamaya özen gösteririz. Kullandığımız Türkçe sözcükler arasında Osmanlıca, İngilizce, Fransızca, Farsça, Arapça, İtalyanca kökenli sözcükler olabilir. Biz doğrudan yabancı sözcük kullanmayız. Yabancı sözcükler Türkçeye girdiği zaman TDK ya da Dil Derneği gibi kurumlar yabancı sözcüklere Türkçe kurallarına uygun sözcükler önerirler. Bu sözcükleri çeşitli kurumlar aracılığı ile halkın kullanımına sunarlar. Yaşayan Türkçe içinde önerilen Türkçe sözcükler kabul görürse herkes tarafından kullanılmaya başlanır. Kabul görmezse yabancı sözcük, Türkçe kurallarına uygun olarak Türkçeleştirilir ve Türkçeleştirilmiş olarak kullanılır. Biz reklamcıların kullandığı iddia edilen yabancı sözcükler, Türkçeleştirilmiş sözcüklerdir. Bazen de Osmanlıca kökenli sözcükleri kullanırız. İletişim süreci içinde daha etkili olan sözcükleri seçmek bizim işimizdir. Kullanımdan kalkmadığı sürece Türkçe sözlüklerde bulunan her sözcüğü, her vatandaş gibi biz reklamcıların da kullanma hakkı vardır. Bunun önümüze Türkçe yanlışı olarak getirilmesi doğru değildir.


Reklamcıların işlerinde Yazım Kılavuzu kullanmalarına rağmen yine de arada bir sözcüklerin yanlış yazıldığı gözlemlenmektedir.

Reklamlarda karşımıza çıkan bu yanlışlıklar reklam yazarlarına sorulduğunda iki neden karşımıza çıkıyor. Birincisi reklam yazarının bilmeden yaptığı hata, ikincisi ise müşterinin yanlış yazım üzerine ısrar etmesi. Özellikle reklam yazarları Yazım Kılavuzu ile çalıştığı için sözcükler üzerinde önemle durmaktadır. Ancak, ticari bir disiplin olan reklamcılıkta sonuç olarak müşterinin isteği uygulanabilmektedir. Bu gibi durumlarda ajans özellikle yanlış kullanıldığı konusunda reklamvereni uyarır. Ya da yanlış, reklam yazarının yaptığı bir hata ise bu hata bazen hem ajans içinde hem de reklamveren kontrolünden kaçabilmektedir.

Reklamcılar bazı reklamlarda günlük konuşma dilini kullanmaktadırlar. Bunun nedeni ilgili hedef kitleye ulaşma çabasıdır. Durum böyle olunca günlük konuşma dilinin reklamlarda kullanılması hata gibi görülmektedir. Oysa günlük konuşma dilini düzeltecek olanlar reklamcılar değildir. Reklamcılar bu durumda bile yanlış Türkçe kullanmamaktadırlar. Sadece ilgili hedef kitlenin şivesi ve tarzı reklamlara yansıtılmaktadır. Bu da bir Türkçe yanlışı değildir.

Yine günlük konuşmalardan elde ettiğimiz yeni deyimler biz reklamcılar için önemli bir dil ve iletişim malzemesidir. Bunu da kullanmak yanlış değildir. Değişen Türkçe içinde halkın yarattığı ve kullanmaya başladığı bir deyimi kullanmak yerindedir.

Günümüzde pek çok yazım kılavuzu olması ise yanlışları tek bir kılavuzdan düzeltme konusunda zorluk çıkarmaktadır. Genelde kullanılan yazım kılavuzları şunlardır:

Dil Derneği Yazım Kılavuzu

Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu

Ömer Asım Aksoy imzasını taşıyan Yazım Kılavuzu

Ali Püsküllüoğlu imzasını taşıyan kılavuzlar ve sözlükler

Yazım kılavuzları yanı sıra ajansların çok büyük kısmı Türkçe olarak yazılmış tüm sözlükleri de barındırmaktadır. Bu nedenle reklam yazarı, düzeltmen ya da müşteri temsilcileri hem yazım kılavuzlarını hem de sözlükleri takip eder. Sözlüklerin de çokluğu yine kafa karışmasına neden olan durumlardan biridir. Hangi sözlük doğrudur, bunun bilinmemesi sorunlara neden olmaktadır.

Reklam sektörünün insan kaynağı olarak beslendiği alan üniversitelerdir. Ne yazık ki, Reklam Yaratıcıları Derneği olarak yaptığımız reklam yarışmalarında, öğrencilerimizden gelen işleri incelediğimizde en önemli sorunların yanlış Türkçe kullanımı ve Türkçe ifadede yetersizliği olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu durumun ilk, orta ve yüksek öğrenim döneminde çözülemediği açıktır. Türkçenin yanlış kullanımı sektörümüzde hem işleri olumsuz etkilemekte hem de iletişim sorununun yaşanmasına neden olmaktadır. Bu durumun eğitimciler tarafından ele alınması gerekmektedir. Reklam sektöründe halen çalışan reklamcıların çok büyük kısmı Türk Dili ve Edebiyatı ya da Türkoloji bölümlerinden mezun değildir. Çünkü, reklamcılık bir yaratıcı düşünme alanıdır. Bu kişiler toplumun her kesiminden ve herhangi bir okuldan gelebilir. Bu nedenle sektör Türkçe eğitimini kendi içinde olağan bir iş süreci olarak yapmaktadır. Ancak, belirttiğimiz üzere anadili Türkçe olan gençlerimizin, Türkçe sorunları eğitim yıllarında eğitmenler tarafından çözülmesi gereken bir durumdur.

Reklam sektöründe yine de yanlışlıklar yapılmaktadır. Bu yanlışlıklar ana başlıkları ve kısa örnekleriyle RYD tarafından derlenmektedir. Çok yakında bu blog üzerinden tüm okurlarla paylaşılacaktır.

12 Mart 2010 Cuma

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Bazı Reklamcılık Bölümü Öğrencilerinin Merek Ettikleri

Bazı sorularım var. Vaktiniz vardır umarım. Yanıtlayabilirsiniz çok sevinirim.
1- Reklam yaratım sektöründe kaç kişi var?
2- Kaç büyük ajans var? (Network ajanslar ve büyük ölçekliler)
3- Kaç büyük ajans yamağı var? (Trafo vs gibi)
4- 44 iletişim fakültesi olmasının ve her yıl en az 5000 yeni iletişimci türemesin ajanslardaki turnover'ı artırmada etkili olduğunu düşünüyor musunuz? İyi çalışmalar

1- Reklam sektöründe RYD'nin 2009 yılının ikinci yarısı yaptığı ajans İK araştırmasında (İstanbul, Ankara ve İzmir içinde yapıldı/ Bursa ve diğer illeri katmadık) 800 kadar reklam yaratıcı yönetmeni, reklam yazarı, reklam sanat yönetmeni ve grafiker olduğunu tespit ettik. Bunu sektöre açıklamadık. Bu rakam kriz dönemi rakamı. Kriz öncesi, yani 2008 yılının başında 2000'ler dolayındaydı bu rakam. Kriz ile işten çıkarmalarla bu duruma geldi. Sektör kendi içinde insan kaynağı olarak daraldı. Bu durumda bırakın yeni ve genç insanların sektöre dahil olmasını, pek çok deneyimli insan işsiz kaldı. Ve bu durum epey devam edecek.

2- Bunu Reklamcılar Derneği listesinden edinebilirsin. Yabancı büyük bütün aanslar derneğe üye. Ama üstünkörü şöyle bir rakam verebilirim. 10 büyük ajansın sadece ikisi Alameti Farika ve Marka Kürk. Bunların dışında medikal iş yapan bu ajanslar seviyesinde olup da kendini çok ortalığa çıkarmayan bir kaç ajans var.

3- Çok fazlaydı eskiden ama sanırım şimdi azaldı. Trafo alt ajans değil, internet ajansı olarak kuruldu. Hem üstteki ajansın müşterilerine hem de dışarıda müşterilere hizmet veriyor. Alt ajans diye sorarsan, TBWA'in altındaki TBWA Fushion, Güzel Sanatlar Saatchi'nin altındaki Fikir Merkezi gibi ajanslar var. Ama çoğu gizli alt ajans olarak çalışıyor. Amaçları daha düşük bütçeli küşterilere hizmet vermek ve sektörde aynı kategorideki ikinci müşteriyi de almak için o ajansı kullanmak. Çünkü, normalde çok gizli bilgiler aktarıldığı için aynı ajansta aynı sektörden (örneğin bir ajansta iki mobilya müşterisi olmaması gibi) iki müşteri alınmıyor.

4- En sorunlu nokta burası. Şöyle düşün, baban çalışıyor. 30 yıl çalışıp emekli olma hakkını kazanıyor. Sonra emekli oluyor. Reklam sektöründe emekli olma oranını neredeyse %0,1 olduğunu söylesem durumun vahimliğini sanırım anlarsın. Sektörde ajans sahipleri dahil (çünkü her krizde ajans kapatmalar oluyor) kimse neredeyse emekli olamıyor. Bunun nedeni de daha genç kuşakların daha düşük maaşlara çalışmaya razı olmaları. Temel neden bu. Bu biraz yıllarca sektörde çalışıp da yaşı geçkin olduğu için sektörden uzaklaştırılma durumunu yaşatıyor anlayacağın. Yeni gelenler ise başka bir sorunla geliyor sektöre. Nedir bu? eskiden her ajansa giren genç eleman bir usta kişinin yanında işi asistan olarak iyice öğrenirdi ve işi tam öğrendiği zaman ajnasın sürekli elemanı olurdu. Bu da yaklaşık 3 - 4 yıl sürerdi. Bu ne demek biliyor musun? Reklamcılığı gerçekten içine sindirmek demek. Ama şimdi, okuldaki bilgi ve sonrasında 2 ay staj yapılıyor ve ardından bu genç arkadaşa çok pahalı bir iş teslim ediliyor. Şimdi burada ama o genç yetenekliyse diyebilirsin. Ama öyle olmuyor. Senaryo yazarken ne yazık ki hiçbir iletişim mezunu, yazdığı senaryonun drama yapısından, kurgusundan, çekim tekniklerinden, çekim olanaklarından, oyuncu karakterinde ve analizinden, mekan analizinden, olay örgüsünden, çatışma kavramından haberdar olmadığını biliyorum. Bütün bunlar zamanla ve mutlaka öğrenilmesi gereken noktalar. İletişim mezunu arkadaşlar (hepimizin olduğu gibi) hem heyecanlı hem de kendilerini tam bir reklam yaratıcısı olarak görerek geliyor sektöre. Çünkü, ne yazık ki şu sıralar televizyonda, gazetede , dergide ve diğer yerlerde çok da iyi reklam örneklerini göremiyorlar. Bir de staja gelenlerin, örneğin reklam yazarlığını sadece televizyon ve gazete reklamı yazmak sandıklarını görüyorum. prospektüs, kullanım kılavuzu, uyarı yazıları gibi binlerce yazacakları şey olduğunu duyunca sanki tokat yemiş gibi oluyorlar. Bunları okulda öğretmiyorlar mı? Bilmiyorum. Her ajansın yapısı farklıdır. Ayrıca her ajansın müşterileri de farklıdır. Bu nedenle hem çalışma ortamı hem de müşterilerin yaptıracakları işler de farklıdır. Her ajansta televizyon reklamı yapamazsınız. Bazı ajanslarda sadece çizgi altı dediğimiz mecraya çıkmayan işler yaparsınız. Ama sonuçta sizin nerede olursanız olun, yaptığınız işle gurur duyuyor, ve en iyisini yapıyor olmanız gerekiyor. Başka ajanslarda mecraya çıkılan işleri yapan arkadaşlarınızın böbürlenmesine aldırmayın. Unutmayın, onlar o müşterileri kendileri almıyor. Çalıştıkları ajans alıyor. Türkiye'de reel sektördeki istihdam ve ihtiyaçtan çok daha fazla öğrenci okullara dahil ediliyor. Bunu RYD olarak defalarca YÖK'e ilettiğimiz rapor ve mektuplarda işledik. Ancak, Türkiye'de sizler de biliyorsunuz ki, işsizlik rakamını azaltmanın en iyi yolu gizli işsiz sayısını artırmaktır. Öğrenciler, askerler, ev kadınları, evde çalışmayan kızlarımız, emekli olmasalar da işdünyasına girememiş ama tüketen yaşlılarımız... Bunların hepsi o açıklanan komik %10'luk işsiz oranının içinde değil. YÖK de her gelen hükümetin isteğini yerine getirdiği için Türkiye'de sanki sürekli ajanslara, medyaya eleman alınıyormuş gibi her yerde iletişim fakültesi açma izni veriyorlar. Oysa bırakın okul sonrası istihdamı, o okullarda çocuklara yeterince doğru eğitim verecek öğretim görevlisi bile bulmak zor. Çoğu fakültede kadro bile yok. Reklamcılık aynı zamanda bir kendini geliştirme mesleğidir. Bu nedenle bilgi çok önemlidir. Ama sektöre giren genç arkadaşlar tek beslenme kaynağı olarak interneti görüyorlar. Acı bir durum ama staja gelen öğrenci arkadaşlara bir konu verdiğimizde araştırdıkları kaynak ekşi sözlük oluyor. Oysa hiçbir bilimsel temel iolmayan bir kaynağı kullanmalarının yanlışlığını artık bizim söylememiz bile hata. Kitap okumuyorlar, sinemaya çok az gidiyarlar, TV'de tartışma ve siyaset programı izlemedikleri için gündemi bilmiyorlar, gazete ve dergi okumuyorlar. Tüm günleri internette geçiyor. İnternette de çoğunlukla blog okuyorlar. Bilg kaynakları neler? Marketing Türkiye, Mediacat dergileri reklam için, The Brand Age dergisi marka için, IP ve digital Age internet için, Grafik Tasarım grafik tasarımcılar için önemli yerli dergiler. Ve bunlar her yerde var. Önemli siteler var. Yüklü şekilde bilgi bulunan. İletişim mezunu arkadaşlar sadece reklam ajanslarını düşünüyor genelde. Oysa dışarıda binlerce kOBi ve bunların reklam ve halkla ilişkiler departmanları var. Oralarda da çok keyifli bir çalışma ortamı olduğunu unutuyorlar. Ayrıca son yıllarda hızla yükselen yeni bir alan var, biliyorsun. İnternet dünyası. Bugün Türkiye'de sayısı hızla yükselen internet ajansları var ve ciddi şekilde eleman eksikliği yaşıyorlar. Tabii ki bilgi sahibi ve yetenekli elemanlar arıyorlar. Bu ajanslar da sizler için yeni bir alan artık. Doğrudan pazarlama şirketleri de yine son yıllarda gittikçe çok iş yapan tanıtım kurumlarından. Bu şirketler de sizleri bekliyor. Halkla ilişkiler şirketlerini zaten biliyorsunuz. Medya satınalma ve medya planlama şirketleri... Reklamverenlerin en çok ilgilendikleri alan artık burası. Bu alan da sizleri bekliyor. Şimdi, tekrar reklam ajanslarına dönecek olursak, Reklam ajanslarında temelde üç ana alan bulunuyor.

1- Stratejik planlama
2- müşteri grubu
3- yaratıcı grup

Reklam sektöründe işe başlayacak arkadaşlara hemen hatırlatmak isterim. Sektörde sabah 9, akşam 6 gibi bir saat sınırı yoktur. Gelen iş bitene kadar, hatta bazen sabahlayıp günlerce eve gitemeden çalışılır. Fazla mesai saati diye bir durum yoktur. Çünkü, bir ajansta bulunma koşulunuz aslında saat üzerinden çalışma değil, işi tamamlama üzerindendir. Bu da sizin yeteneğinize göre bazen bir saatte biterken bazen asla bir fikir bulamayabilirsiniz ve zamanınız ajansta, müşterinin de onaylayacağı doğru fikri bulmaya çalışmakla geçer. Sizin bulduğunuz fikir en yaratıcı, en doğru çözüm değildir. Markaya uygun ve müşterinin onaylayacağı iş bitmiştir. Unutmayın her zaman sizin yaptığınız işten daha iyisini yapan birileri mutlaka çıkabilir. Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
TANIMLAR 4

Pek çok reklam terimi için Tanses Gülsoy'un, Adam Yayınları'ndan basılan Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü'nü mutlaka edinmenizi öneririz. Bunun yanı sıra pazarlama kavramları için Ömer Baybars Tek tarafından hazırlanan ve en son Beta tarafından basılan Pazarlama İlkeleri kitabı yıllarca kütüphanenizde durmalı.

İnternet mecrasına yönelik olarak Bamm yayınlarından Aytaç Mestçi'nin Tıkanmak ya da Tık Almak kitabı önemli bir kaynak. Ancak, reklam ile ilgili olarak en önemli konu, yapılan reklamın ne anlattığnını ortaya konulduğu analizlerdir. Bunun için de kitapçılarda çok sayıda kitap var. Şahinde Yavuz, Mete Çamdereli, Rengin Küçükerdoğan, Banu Dağtaş'ın kitaplarını edinebilirsiniz. Medikal reklamcılık için Mediacat Yayınlarından çok önemli bir başlangıç-temel kitap yayınlandı. Ayla Okay'ın Sağlık İletişimi. Bunların yanı sıra internet üzerinden de sıkça takip edilmesi gereken, kavramların makaleler şeklinde ve tartışmalarla yürütüldüğü kişisel siteler ve günlükler de var. http://www.facebook.com/l/08608;www.batislam.comhttp://www.facebook.com/l/08608;selimtuncer.blogspot.comhttp://www.facebook.com/l/08608;www.temelaksoy.comgibi... Reklamcılık konusunda Mediacat, Rota, Optimum, Beta, Tablet, Ütopya, Es gib iyayınevlerinin yayınlarını takip edebilirsiniz. Okumak zararlı değil, faydalı bir etkinliktir. Yine reklamclıık konusunda Reklam Yaratıcıları Derneği'nin Bamm ortaklığında yayınlanan kitapları Beslenme Saati adın altında kitapçılardan mutlaka edinmeniz gereken kitaplardan. Güven Borça'nın Başka Akmerkez Yok; Fatoş Karahasan'ın Neden Herkes Futbol ve Reklamdan Anlar; Ersel Serdarlı'dan Reklam Yazmak; Onur Yanık'tan Yaratıcılık; Bülent Fidan'dan Reklam ve Karikatür; Adnan Algın'dan Faks Taxi & Sex; Erol Batislam'dan Raklemcı Tülrüsü. Takip edilmesinde fayda olan dergiler de var. Dergiler özellikle güncel bilgi aktardığı için internette takip etmenin yanı sıra pek çok bilgi, söyleşi ve haberi dergilerden izlemek gerekiyor. Reklamcılık, pazarlama iletişimi ve dijital medya ile ilgili:Marketing TürkiyeMedia CatAra SıraPİIPDigital AgeWorks Marka ile ilgili: The Brand Age Pazarlama ile ilgili:Pazarlama Dünyası Ekonomi: Capital Ve yine bazı tanımlar: Trend: Türkçesi yönelim. Eğilim olarak tanımlayanlar da var. Bir sürecin zaman içinde aldığı yön ve kazandığı ivme. Trendsetter: Yönetimi belirleyen, takip edilen. Trend analizi: Yönelimin çözümlenmesi. Satışlar gibi belli bir sayısal değişkeni, zaman içinde aldığı doğrultuyu ya da kazandığı eğilimi belirleyebilmek amacıyla belli aralıklarla incelemek.

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
TANIMLAR 5

Son yıllarda iyice netleşen ajans tanımlar ıvar. Eskiden "tam hizmet ajansı" ve "butik ajans" kavramları büyüklük için; ""çizgi altı" (BTL) ve "çizgi üstü" (ATL) yaratıclıık için tanımlanırdı. Şimdi ise durum değişti. Tam hizmet ajansı artık neredeyse kalmadı.

Çünkü, tam hizmet ajansları prodüksiyon ve medya satınalma/planlama dahil tüm hizmetleri verirdi. Şimdi ise özellikle bu tür işler ajans dışında başka kurumlar tarafından yapılıyor. Günümüzde uzmanlık ajnasları devreye girdi. Sadece sağlık alanında hizmet veren "medikal ajanslar" Sadece kurumsal alanda hizmet veren "kurumsal iletişim ajansları" Büyük ajansların altında yer alarak, büyük ajansların çalışmadığı müşterilere hizmet veren "alt ajanslar" Sadece internet ve mobil mecralar üzerine uzmanlaşan "internet ajansları" Marka temelinde hareket ederek, marka danışmanlığı hizmeti de veren "marka iletişimi ajansları" gibi ayrımlar sözkonusu. Bunların yanı sıra daha alt tanıtım dallarına ayrılan Doğrudan pazarlama ajansları Etkinlik ajansları gibi yeni yapılanmalar da sözkonusu. Tabii ki tanıtım sektöründe bir de yıllardır değerli işler yaratan tasarım ajanslarını da mutlaka sektörün bir dalı görmek lazım. Grafik tasarım stüdyoları ile tasarım ofisleri. Bu nedenle eski ajnas kavramları da değişmiş durumda. Durum böyle olunca bazı dergilerde rastladığınız ilk 10 yaratıcı ajans gib itanımlamalar da geçerliliğini yitirmektedir. Gelinen noktada reklamverenin kendi ihtiyacına uygun olarak ajanslarını belirlemesinde fayda var.

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
Radyo Araştırması

RTÜK tarafından 3-15 Aralık 2009 tarihlerinde, 21 il ve 124 ilçede gerçekleştirilen Radyo Dinleme Eğilimleri 2 Araştırmasında Türkiye genelini temsil eden 2600 kişiye yüz yüze mülakata dayalı anket uygulandı. İşte o anketen çıkan çarpıcı sonuçlar... RADYOYU RADYODAN DİNLEYENLER AZALIYORGENÇLER KRAL FM, ORTA YAŞLILAR TRT DİNLİYORREKLAMLAR VE ÇOK KONUŞAN SUNUCULAR DİNLEYİCİYİ BEZDİRİYOR BEŞ KİŞİDEN ÜÇÜ DÜZENLİ RADYO DİNLİYOR

Araştırma bulgularına göre, her beş kişiden üçü (yüzde 60) düzenli olarak radyo dinliyor. Radyo dinleyicileri hafta içinde günde ortalama 3.4, hafta sonlarında ise günde 3.2 saat süreyle radyo dinliyorlar. Hafta içinde radyo dinlemenin en yoğun olduğu saatler 09-12.00. Hafta sonları bu saatler 12.00 ile 15.00 arası oluyor. Televizyonların en çok izlendiği akşam saatlerinde radyo dinleme oranı da düşüyor. Saat 21:00’e kadar radyo dinleyenlerin oranı yüzde 26.5 iken, bu oran saat 24:00’e kadar yüzde 18.2’ye düşüyor. En uzun süre radyo dinleyenler günde ortalama 4.18 saatle Güneydoğulular. En az süreyle radyo dinleyenler ise Karadenizliler. RADYOYU RADYODAN DİNLEYENLER AZALIYORRadyoyu klasik radyo alıcılarından dinleyenlerin oranı 2007 yılında yüzde 88 iken, 2009’da bu oran yüzde 64’e geriledi. Dinleyicilerin yüzde 64’ü, radyo kanallarını klasik radyo alıcılarından takip ediyor. Yüzde 18.4’ü mobil telefon ya da cep telefonu, yüzde 15’i internet, yüzde 14.5’i uydu, yüzde 12.9’u ise mp3 çalar ve ev sinema sistemleri gibi yeni teknolojik vasıtalar aracılığıyla radyo dinliyor. Radyo kanalları, en fazla evde dinleniyor. Radyoyu evde dinlediğini belirten deneklerin oranı yüzde 62. Radyonun dinlendiği mekân olarak evlerden sonra işyeri ve araçlar geliyor. EN ÇOK DİNLENEN RADYOLAREn fazla dinlenen radyolar Kral FM (yüzde 32.7), TRT (yüzde 30.5), Power Türk (yüzde 10.3), Süper FM (yüzde 7.6), Slow Türk (yüzde 7.3), Best FM (yüzde 5), Alem FM (yüzde 4.8), Radyo 7 (yüzde 4.4), Radyo D (yüzde 3.9) ve Show Radyo (yüzde 3.6). GENÇLER “KRAL FM” DİYORGençler daha çok Kral FM’i, 40 ve yukarı yaşlarda olanlar ile profesyonel mesleklerde çalışanlar TRT radyolarını dinlemeyi tercih ediyorlar. Marmara ve Güneydoğu dışındaki tüm bölgelerde TRT daha fazla dinleniyor, Marmara ve Güneydoğuda ise Kral FM, TRT’den daha çok dinleniyor. RADYO MÜZİK VE HABER İÇİN DİNLENİYORBulgular, radyonun genel olarak (yüzde 49.7) müzik ve (yüzde 17.7) haberleri dinlemek için kullanıldığını ortaya koyuyor. Radyo dinleyicilerinin en fazla takip ettikleri programlar haber bültenleri, haber programları, değişik müzik türleri, dini programlar ve spor programları. TRT radyoları, sevilen müzikler, tarafsız haberler, kaliteli ve seviyeli yayınlar, net yayını, kültürel ve eğitici programlar ile Türkçenin güzel kullanılmasından dolayı tercih edilirken, Kral FM ve Power Türk’ün en fazla tercih edilme nedenini yayınladıkları müzik türlerinin dinleyiciye hitap etmesi oluşturuyor. Sevilen müzikleri çaldığı için Kral FM’i dinleyenlerin oranı yüzde 72.3, aynı nedenle Power Türk’ü dinleyenlerin oranı yüzde 67.5. DİNLEYİCİ NE DİYOR?Dinleyicilerin yüzde 38.6’sı Türkçeyi en iyi kullanan radyonun TRT olduğunu düşünüyor. Dinleyicilerin üçte ikilik bir kesimi, radyo yayınlarından memnun. Radyo yayınlarından rahatsızlık duyan yüzde 24 düzeyindeki kitlenin önemli bir kesimi, reklamların çok ve uzun olmasından şikayet ediyor. Bununla birlikte sunucuların çok konuşması, argo konuşmalar, niteliksiz müzik yayını, Türkçenin düzgün kullanılmayışı, yayınların ses kalitesinin düşüklüğü ve taraflı yayın gibi hususlar, dinleyicileri rahatsız eden noktalar olarak ön plana çıkıyor. RADYO REKLAMLARININ İZLENİRLİĞİDinleyicilerin yüzde 42.6’sı radyoda reklamlar başladığında kanalı değiştiriyor. Yüzde 31’lik bir kesim ise reklamları sonuna kadar dinlediğini belirtiyor. Araştırmada yer alanların yüzde 51.4’ü radyoların “kültür, örf ve adetlerimizi yaygınlaştırdığını”; yüzde 55.8’i radyo kanallarında Türkçe iyi kullanıldığı için dilimizin geliştiğini düşünüyor. Radyo dinleyicilerinin yüzde 49.1’i kadın ve çocuk programlarının radyolarda yeterince yer almadığını düşünüyor. EN FAZLA TÜRK HALK MÜZİĞİ DİNLENİYORMüzik türleri içinde en fazla tercih edilen Türk Halk Müziği (yüzde 61.5). Türk Halk Müziği tercih edenlerin yüzde 41’i TRT’yi, pop müzik tercih edenlerin yüzde 19.4’ü Kral FM’i, Türk Sanat Müziği tercih edenlerin yüzde 48.3’ü TRT’yi, arabesk tercih edenlerin yüzde 50.5’i Kral Fm’i dinliyor. DİNLEYİCİNİN PROGRAM TÜRÜNE GÖRE RADYO TERCİHLERİDinî programlarda en çok tercih edilen TRT oldu. TRT’den sonra Radyo 7, Burç FM, Akra FM, Meltem FM tercih ediliyor. Spor programlarında TRT’den sonra, Lig Radyo, Kral FM, NTV Radyo, Süper FM ve Radyo D geliyor. NTV Radyonun, ekonomi programları dinleniyor. Yabancı pop müzik alanında Power FM, Metro FM, Radyo Maydanoz ve Number One öne çıkıyor. Dinleyicilerin en fazla takip ettikleri program, Kral FM’de yayınlanan “Mehmet’in Gezegeni” (yüzde 7.5) ve “Harbi Kız” ile Alem FM’de yayınlanan “Matrax

9 Şubat 2010 Salı

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
TANIMLAR 3 MESLEK İSİMLERİ...

Reklamcılık ya da tasarım işinde olanların da sıkça yanlış kullandığı tanımları aktaralım. Yaratıcı yönetmen: Yaratıcı yönetmenlik sanıldığının aksine bir meslek değildir arkadaşlar. Yaratıcı yönetmen adından da anlaşılacağı üzere bir birimi yöneten kişidir.

Kökeni reklam yazarı ya da grafik tasarım olabilir. Temel iş görevi tanımını da belirler: Yaratıcı ekibi, çalışması yapılacak işle ilgili olarak yönlendirmek ve işin yaratıcılık boyutlarını brifle bütünleştirmektir. Burada önemli olan yaratıcı yönetmenin aynı zamanda yaratıcı ekibin içinde olmasıdır. Reklam yazarı: İngilizceden doğrudan çeviri olarak kullanılan "metin yazarlığı"nın reklam yazarlığı ile ilgisi yoktur. Metin yazarı olan kişi herhangi bir alanda işi gereği sürekli olarak metin yazma görevi olan kişidir. Bu kişi TV'de, gazetede, özel bir kurumda olabilir. Reklam yazarı ise tamamen bir markanın iletişimi için reklam yazma göreviyle bir reklam ajansında bulunan kişidir. Sanat yönetmeni (art direktör): Art direktör sözcüğü Türkçe değildir. Tam karşılığı sanat yönetmenidir. Reklam sektöründe olduğu vurgusu için artık reklam sanat yönetmeni tanımlaması kullanılmaktadır. Grafik tasarım kökenlidir. Bireysel grafik tasarım yerine bir reklam ajansında ekiple (reklam yazarı) markalar için iletişim fikri oluşturan ve görselleştiren kişidir. Operatör: Bir grafik tasarımcı ya da bir reklam sanat yönetmeninin altında onun gerçekleştirdiği tasarımları baskı aşamasına getiren kişidir (eskiden MAC operatörü denirdi). Son yıllarda bu özel meslekte olanlara grafiker denilmesi doğru değildir. Operatörlük farklı ve gerçekten zor bir alandır. Grafiker ise temel sanat eğitimi dahil tüm grafik tasarım eğitimini tamamlamış ve görsel tasarım yapan kişidir. Sadece bilgisayar programlarını biliyor olmak grafik tasarımcı yapmaz.

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir ziya Hoca'dan
TANIMLAR 2
Doğrudan pazarlama nedir? Öncelikle doğrudan pazarlama kavramının kapı kapı dolaşıp ürün satmak olmadığını hemen söyleyelim. "Doğrudan Pazarlama satış işlemini gerçekleştirmek veya arttırmak için tüketicilere kişiselleştirilmiş mesajlar yollama olanağı tanıyan, birden fazla iletişim kanalını kullanabilen, tüketiciyle karşılıklı iletişim kuran, ölçülebilir etkileşimli bir pazarlama sistemidir". Buradaki mesaj yollama sadece SMS değildir. Doğrudan pazarlamada tüketiciye uzaktan erişilebildiği gibi aynı zamanda onun bulunduğu mekana da ulaşıp, orada karşılıklı mesaj da verilebilir.

 Amaç satış değil, tüketicinin markayı bazen deneyimlerek tanımasını ve ona ilgi duymasını sağlamaktır. Satış Geliştirme nedir? Satış geliştirme pazarlama karması altındaki tutundurmanın bir alk dalıdır. Reklam, halakla ilişkiler, kişisel satış dışındadır. Sıkça sözünü ettiğiniz promosyon dağıtımı bir satış geliştirme faaliyetidir. Çekiliş, kupon gibi sistemler de satış geliştirme örnekleridir. Satış geliştirme, tüketiciyi satın almaya özendiren etkinliklerdir. Doğrudan pazarlama ile de karıştırılmamalıdır. Kurumsal kimlik nedir? Yine sıkça "logo" ile karıştırılan, karıştırılmas ad çoğu kimse tarafından yanlış kullanılan bir kurumsal kimlik şudur: "Pazarlamada, bir kurumun görünen yüzüne verilen isimdir. Kurumun kendini ifade etme şeklidir. Bu ifade belli sınırları çizilmiş ve genellikle değişmez bir ifadedir. Kurumu anımsatacak bir tasarımın ne ölçülerde ve nasıl kullanılması gerektiğini belirten kurumsal kimlik kitabı bu sistemin vazgeçilmez öğesidir. Kurumsal kimlik kavramı içinde amblem, logo, ofis dizaynına, çalışanların giyim kuşamı, konuşma tarzı, tüm kurumun içinde dışında temsilcilerin davranışları, araç üstü giydirme, antetli kâğıt, tabela, web sitesi, vefat ilanı, ambalaj tasarımı gibi kurum içinde bir kültür yaratacak ve kurum dışında da, o kurumun imajını somut olarak sunacak bütün öğelerin toplamıdır. Amblem ve logo: Geldik başka bir konuya. Yine karıştırılan bir konu. Amblem mi logo mu? Logo, amblemi de içine alan ve gerektiğinde kurumun adının da bir yazı karakteri ile yer aldığı bütünsel bir kimlik öğesidir. Amblem logo içinde bir simge, işarettir.

Logo içinde yer alan diğer öğe olan logotalptan bağımsız olarak da bir işaret olarak kullanılabilir. Örneğin, THY'nin daire içindeki kuş figürü amblemdir. Altında yer alan Türk Hava Yolları söcükleri logotayp, ikisi birden logodur. Bazı logolarda amblem ve logotayp birbirinden ayrılmazken, bazılarında amblem kullanılmayabilir. PR nedir? Siz de çok şaşıracaksınız ama ne yazık ki, bazı yeni müşteri görüşmelerinde PR kısaltmasını, eski araştırma kuruluşu olan PİAR ile karıştıranlara rastlıyoruz. PR, halkla ilişkilerin İngilizce başharflerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir kısalkmadır (Public Relations). Yani araştırma ile hiç ilgisi yoktur. Kalitatif, kantitatif nedir? Pazar araştırmalarında, iki türlü temel araştırma yöntemi vardır. Kalitatif ve kantitatif. Kantitatif: Önceden hazırlanmış bir soru formuna bağlı kalınarak, sayısal yorum ve genelleme yapılabilen araştırma türüdür. Niceliksel araştırma yönteminde, araştırılan konuya ilişkin, evreni temsil edecek örneklemden sayısal sonuçlar elde edilmektedir. Elde edilen sonuçlar üzerinde gerekli istatistiki ve matema-tiksel analizler yapılabilmektedir. Yani sayısal temelde sonuçlar veren.Kalitatif: Ölçme sayısal değerlendirmeden çok, nasıl sorunusun cevabını arayan, anlamlandırma ve yorum üzerine yapılan araştırmadır.--------------------

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
LÜTFEN OKUYALIM ve NE İŞ YAPTIĞIMIZI ARTIK ÖĞRENELİM!
Sektörde bunca zamandır, bazı kavramların hala yanlış kullanılıyor olması şaşırtıcı. Aslında şaşırtıcı olmaması gerekir. Çünkü, her konuyu sadece internetteki bağımsız bilgi kaynaklarından (!) edinmek üzerine yapılanan yeni dünya düzeninde bu çok normal. İnsanların birbirlerine verdikleri örneklerin kaynağı olarak internetteki kanıtı olmayan söylemleri göstermelerinde asıl şaşırtıcı durum. Kısaca bazı kavramları aktarmakta yarar var. Kısaca diyorum, çünkü aslında bu mesleği yapıyorsak bunları daha detaylı bilmekte yarar var. Yine de kafa karışıklığını ortadan kaldırmak amacıyla kısa kısa anlatacağım. --------------- Pazarlama kavramı hala satış kavramı ile bir tutan, hatta bazen pazarlama kavramını satış kavramının ikamesi (şimdi bazıları "ikame" ne diye sorabilir; ellerine bir sözlük alarak bu meraklarını giderebilirler) olarak kullnan üst düzey yöneticiler bile var. Pazarlama, reklam ve marka gibi sosyal ekonomik konuların temellerini atan Amerikan Pazarlamacılar Birliği'nin tanımını verelim (bakın kaynağın neresi olduğu çok önemli; bilmem ne blogu demiyoruz). "Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek mübadeleleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir." Demek ki pazarlama kavramı sadece satış değilmiş. Pazarlama görüleceği üzere bir süreç. Ürünün her türlü planlaması ile başlayan, üretimi, geliştirmeyi, fiyatlandırmayı, dağıtımı, satışı kapsayan ve satış sonrası ile tekrar ürünü geliştirmek üzere başa dönen bir döngü. Satış nedir? Satış, pazarlama süreci içinde ürünün/markanın üreticiden/dağıtıcıdan kullanıcıya/ tüketiciye geçiş, yani değişim aşamasıdır. Para karşılığı o malın ya da hizmetin kullanım ve diğer haklarının tüketiciye devredilmesidir. Bu da demektir ki, satışın gerçekleşmesi bir plan çerçevesinde yapılır ve pazarlamanın altında yer alır. ------------ Peki reklam nedir? Kendine reklamcı diyen pek çok kişi ve reklamverenlerin pazarlama departmanlarının uzantısı olan reklam departmanlarında çalışanların çoğunun hala tanımını bilmediği bir mesleği yapıyor olmaları da şaşırtıcıdır bu ülkede. Reklam: "Bir marka, ürün, hizmet, kişi, kurum, mekan ve fikir ile ilgili olumlu davranışlar geliştirmek amacıyla, bedel ödenerek çeşitli mecralardan (kitle iletişim araçları) süre ve yer satın alınması suretiyle, kimin tarafından yapıldığı açıkça belli olan duyurulardır". Kurumsal reklam nedir? Kurumsal reklam ürün, hizmet ya da marka tanıtımı yapmayan, kurumun gücünü, hedeflerini anlatarak değerini ilgili hedef kitle nezdinde artırmak ya da toplumdaki mevcut imajını farklılaştırmak amacıyla mecralardan yer ve süre satın alınarak yapılan tanıtımlardır. Marka / Ürün: Yine karıştırılan ve çok tehlikeli kullanımlara neden olan bir diğer iki kavram da marka ve üründür. Üretici bir ürün üretip, ona bir isim koyup, ambalajlayıp pazara sunduğu anda ona marka diyor. Yanlış. O sadece pazarda yeni bir marka adayı, yeni bir ürün. Marka, tüketicini zihninde oluşan, soyut bir temel üzerine yapılanan ve somutluğunu da çeşitli faydalarla ortaya koyan bir yapıdır. Günümüzde yurtdışında artık neredeyse tüm kurumlar bilançolarında ürün değerleri dışında bir de soyut marka değerlerini hesaplatarak eklemektedirler. Dilerim soyut düşünceyi başka yerlerde kullanmak yerine kısa sürede markada da kullanmaya başlarız. Son olarak, ürün fiziksel ihtiyaçlara hitap ederken, marka tamamen duygusal ihtiyaçları giderir, diyelim, keselim. Daha fazlası "know how"a girer :) Halkla ilişkiler nedir? Bu tanımı da, halkla ilişkiler kavramını "basında haber çıkma" sananlara sunuyoruz efendim. "Halkla ilişkiler, kurumun/markanın/kişinin/mekanın kamuyu olumlu etkileyecek belli etkinlikler gerçekleştirmesi, bu etkinlikleri onlarla paylaşması, onlara duyurması, bu sayede kamu tarafında kendisi ile ilgili olumlu düşünce ve davranışların gelişmesini artırma yönünde gelen tepkileri değerlendirmesi ve yeni bir etkinlikle onların karşısına çıkmasıdır". Görüleceği üzere halkla ilişkilerin temelinde kurum ile ilgili olumlu bir imaj geliştirme amacı vardır. Bunun için de basında haber yayınlama kısmı sadece onlara duyurma kısmıdır. Asıl olay ise onlardan gelen tepkinin değerlendirilerek yeni bir aksiyona geçilmesidir. Mecra / medya: Kitle iletişim araçlarına tek tek mecra denir. Bunu mecralardaki k sunucular bile yanlış kullanmaktadır. Televizyon tek başına mecradır. radyo da, internet de... Tüm bu mecralara toplamda medya denir. Yani anlaşılacağı üzere medya çoğul bir kavramdır. Orman gibi. Sanırım artık kimse yanlış kullanmayacaktır bu sözcüğü. Müşteri / Tüketici: Sürekli karıştırılan iki sözcük de müşteri ve tüketici sözcükleridir. Müşteri satınalma noktasında ürünü/markayı bizzat bedel ödeyerek alan kişidir. Müşteri her zaman tüketici olmayabilir. Örneğin, anneler bebekleri için mama alırken bir müşteridirler. Mamanın tüketicisi ise bebektir. Aynı zamanda bir erkek tıraş kremi alırken kendisi için alıyosa hem tüketici hem de müşteridir. Buna da dikkat etmekte yarar var.
[Valid Atom 1.0]