Era Medya Tanıtım

Mahir Ziya Hoca'dan Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mahir Ziya Hoca'dan Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2010 Çarşamba

Mahir Ziya Makaleler








Özgün Makale
İlk Söz

Nietzche Felsefe Tarihinin Kuşkusuz En İlginç ve isyankar kişiliklerinden birsidir İsyankar kişiliği ise Mustafa Kemal Atatürk’ün ezilmiş yok sayılan halklara emsal teşkil etmiş, insanlık tarihinden yok edilmeye çalışılan bir halk için verdiği mücadelenin bir benzeridir. Dahi kişilikler ulusların başarılarındaki temel taşlardan biridir.

Mustafa Kemal Atatürk gibi bir ulusun içinden çıkmış etik değerlerin en yücesini taşıyan bir insan ulusların genomundaki değerlerinde temsilidir Yüce Türk Milleti yüce önderi gibi bir şahsiyeti bağrından çıkartıp bu millete armağan etmiş olmanın mutluluğunu şimdi olduğu gibi daha sonra da taşıyacaktır. Dahi Şahsiyetlerin en önemlilerini çagına ilham verecek şekilde yetiştiren Türk Ulusu Kanuni Sulatan Süleyman ve Fatih Sultan Mehmet gibi yüksek şahsiyetlerin,  uluslarının önderi olması çağlarına yol açarken, diğer şahsiyetlerden farkllı olarak ulusların ve ulusunun karakterinin  bağımsızlık ve hürriyetten daha değerli bir yola çıkmayacağını bilen değerli bir önder için Mustafa Kemal Ataürk bulunduğu çağda farklı bir önder kimliği çıkartmıştır. Esareti kabul etmeyen bu yönüyle Mustafa Kemal diğer diktatör ve faşizan yönetimi benimsemiş liderlerden ayrılır. Dünyada eşi ve benzerine az rastlanacak ve benim şahsiyetime göre bir daha gelmeyecek bir önder yol arkadaşı lider ve manevi babadır.


Mükemmel Bir şahsiyet olmak Kişilik Karakter Etik vb. unsurları bir arada bulundurmaya bağlıdır Şahsi sosyal kişilik ise sadece ve sadece yetiştirilme tarzı ve iyi alışkanlıkları aile yapısından getirmeye bağlıdır. Mükemmellik bir eylem değil alışkanlıktır.


İdealist olmak ise mükemmellikle bağdaşım kurarsak Etik değerler ile mükemmel bir kişiliği bir arada bulundurmaya bağlıdır. Şahsi sosyal psikolojik değerlerini etik düzen ve fikirleriyle birleştirerek bir ulusa önder olmuş kişiler bugün hala hatırlanırlar hiç ölmemiş gibidirler.


Eylemlerimizin doğası gereği etik değerlerden yoksun hayatlar, insan doğasını dünyayı ve kainatın düzenini tehdit etmektedir; Öyleyse “ mükemmel İnsan Yoktur Mükemmel alışkanlık vardır “.


Atatürk insani yönüyle Hitler faşizmi ile Mussolini diktatörlüğü arasında mükemmellik kıvılcımını yakmış şahsına münhasır bir insandır. Bir ulusun kimliğini haykıran serap olmayan görüşleriyle zor inanılan kimlik arasında, sanki gerçek dışıymış gibi gözüken bir savaşın galibi Türk ulusu "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" diyen bir önderin arkasından fikirlerinin yanına günümüzün gerçekleri olan Eğitim,Yönetim, Ticaret, Sanat politikaları ve Fikir dünyası, sosyal küresel insani değerlerin bütününü toplumuna eğitim yoluyla yerleştirebildiği zaman, ikinci ve birinci dünyanın ve özellikle sosyal insani değerler yönüyle yeni Türk Felsefesinin,  yazarlar arcılığıyla, sosyalleşen toplumlarda benimsetilmesi Türk dünyasının geleceğin ezilmiş uluslarında ilham kaynağı olacağı inancındayım.


Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Türkiye Cumhuriyeti'nin şiarını Türkiye Cumhuriyetinin Temeli Eğitim ve Yüksek Türk Kültürüdür ! sözüyle çizmiştir.


Eğitilmemiş kişilikler kimliklerini kazanamayarak diğer toplumların kültürlerini kabullenmek zorunda kalmaktadırlar. Eğitim eski birinci ve yeni ikinci dünyanın temel gerçeğidir. Eğitilmek ise sadece okul eğitimi değil Bütün bir hayat boyu sürecek bir kavaramdır.


Eğitimin temeli ulusların küresel dünya emperyalizminden uzak durmak ve toplumlarını refah içinde yaşatmak istemeleri olmalıdır…

                                                                                         Ziya ERAL

15 Mart 2010 Pazartesi

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Sık Sorulan Bazı Sorular


Sevgili okurlar yine bir arkadaşımızın sorunu yanıtlamak gerekiyor. Bunu da genel olarak grupla paylaşmak istiyoruz. Çünkü, onların olduğu kadar genel olarak sektörün de sorunu.


biz reklamcilik okuyoruz fakulte olarak ama bazi kisiler baska bolumler bitirmelerine ragmen reklamciliga yada PR sektorune geciyorlar neymis biraz soft islermis. Canim sikildi hayattan bu sektore yoneleyim diyorlar. Yada bazilari normal branslari farkli oldugu halde reklamcilik ile ilgili yuksek lisans yapiyor ben reklamci olucam diyorlar.Cevremdede boyle kisiler cok gormekteyim. Onlar bizim onumuzu tikamis olmuyorlarmi.? O zaman biz bosunami iletisim  reklamcilik okuyoruz acaba ?
Öncelikle bu arkadaşımızdan ricamız, yazdıklarını daha iyi ve çabuk anlayabilmemiz için doğru bir yazım ile Türkçeyi kullanması. :)

Tam da "Dilin Kemiği Yok, Kuralı Var" Türkçe kampanyası yaparken kısa da olsa yazım kuralları ile ilgili bilgi vermek yerinde olacak.

Sık yapılan hatalar:

- Cümle başlarında ve özel sözcüklerde başharfler büyük yazılmalı.

- Özel isimlerden sonra gelen ekler tırnak işareti ile ayrılmalı. Ali'den haber var. Ek bir yer bildiriyorsa İstanbullular gibi, gelen ek şu şekilde ayrılmalı: İstanbullular'ın büyük kısmı...

- Özellikli bir gün ya da ay belirtiliyorsa büyük harfle başlamalı. Mayıs ayının ilk Pazar'ı sizi bekliyoruz.

- Dahi anlamına gelen de ve da ayrı yazılmalı. Mehmet de gelecek.

- Bağlaç olarak kullanılan ki ayrı yazılmalı.

Düşündüm ki cevap verdim.

- Her sözcüğü ayrı yazılır. Her şey'de olduğu gibi. Ikea bu nedenle hala yanlış kullanıyor. Doğrusu: "Evinizin Her Şeyi" olacak.

- Zerafet değil, doğrusu zarafettir.

- Mütevazi değil, mutevazıdır.

- Tel., No. gibi kısaltmaların sonuna nokta konur.

Tel. : 0212 211 11 11 gibi.

- Uluslararası ölçü kısaltmalarının sonuna nokta konulmaz. cm gibi.

- Tüm kısaltmalar büyük harle yazılır.

TDK, AB, ABD, TRT, KDV gibi.

- Türkçe, İngilizce gibi sözcükler cümle içinde büyük harfle başlar, sonuna gelen ekler tırnak ile kesinlikle ayrılmaz.
Türkçenin sorunu... İngilizcede kullanılan harfler...

Herkesin mutlaka bir yazım kılavuzu kullanmasını rica ediyoruz.

Şimdi gelelim öğrenci arkadaşımızın yukarıda sorduğu sorunun cevabına. Bunu açıkçası sektördeki bir sivil toplum kuruluşu olarak belli bir kural varmış ve bu kuralı da bu dernek belirlermiş gibi yaklaşmak çok doğru gelmiyor.
Bu tür kurallar meslek iaçıdan daha üst kurumlar yani ticaret odası gibi kurumlar tarafından konmalıdır. Çünkü, nasıl ki bir adam çıkıp ben kasap dükkanı açacağım diyemiyorsa, bu durumun reklam sektöründe de olması gerekir.

Ancak, bu drum temelinde yaratıcılık ve tasarım olduğundan çoğu kişi konuyu kısıtlamak niyetinde değil. Bu ajans sahiplerinin de işine geliyor. Yaratıcı insan nereden gelirse gelsin, bir iki yıl içinde ajansta reklamcılığı öğrenir diye bakılıyor. Çünkü, temelde pazarlama, iletişim gibi temel bilgilere çoğu ajansta yer verilmiyor. Reklam yaratıcısından bu konularda destek istenmiyor. İstenen sadece onlara verilen brif çerçevesinde yaratıcı çalışma çıkarmaları.

Standartlar sektörde henüz oturmadığından bu durum uzunca süre böyle kalacak. Türkiye'de de dünyada da bir insanı sen edebiyat okumadığın için roman, öykü ya da şiir yazamazsın ve kitap bastıramazsın diye kısıtlama yapılamıyor. İşin içinde yaratıcılık olduğundan temel bilginin olması gerekliliği zaten ortada. Bu nedenle bu durum ancak uzun süre sonra ticaret odaları, sektördeki tüm bireyler ve kurumların ortak sorunları olduğunda kendiliğniden çözümlenebilir.

Burada asıl görev siz genç iletişim mezunu arkadaşlara düşüyor. Sizler, kendinizi ne kadar çok geliştirir ve yaratıcılığınızı farklılaştırabilirseniz, sektör de size o derece inanır ve sadece sizlere yönelir.

Sözünü ettiğin canı sıkılıp sektöre gelenler kısa süre sonra zaten sektörden ayrılıyorlar.

Daha önceki mesajlarımızdan birinde yazmıştık. Her sektörün yazılı olmayan, kendi içinde geçerli kuralları var. Bu kurallar siz isteseniz de istemeseniz de yaşar. Örneğin reklam sektöründe bir reklam yaratıcısının bulunma koşulu ajansta her an bir iş geldiğinde yaratıcılığını ortaya koymasıdır. Bu nedenle dün çok iyi bir reklam yapmış bir kişinin bugün dinlenmesi ya da vasat bir iş yapması beklenmez. Bir reklamcının bir ajansta bulunma koşulu sürekli verimli olmasıdır. Çünkü, her bir bireyin verimliliği diğer iş arkadaşlarını da etkiler.

Reklam ajnaslarında sürekli bir üretim vardır. Bugün çalıştım yarın biraz dinleneyim gib ibir durum yoktur. Ya da akşam saat 6 oldu çıkayım. Yarın devam ederim, diyemezsiniz. Çalışma saatimiz yoktur.

Müşteri yapılan işi onaylamadığında yenisini yapmak zorundasınız. Hayır yenisini yapmam, bu doğrusu bunu satın alsın da diyemezsiniz.
Yani sektörde bu tür sektör içi koşulları da benimsemiş olarak sektöre gelirsiniz.

Yukarıda da belirtiğimiz üzere sözünü ettiğin "eğlence arayan arkadaşlar" zaten kendiliğinden sektörden uzaklaşır gider.

14 Mart 2010 Pazar

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Reklam Filmleri üzerine.

 Bir öğrenci arkadaşımızın yolladığı senaryo taslakları üzerine aşağıdaki bilgili geçmeyi istedik. Reklam filmi yazacak olan genç arkadaşlara. Reklam yaratıcılarının en zor yaratım alanlarından biri de reklam filmidir. Reklam filminin en önemli yapısı ise senaryodur. Klasik senaryo şekli sağ tarafta sözlerden ve solda ise o sözlerin karşılığında yapılan hareketlerin yazılmasından oluşur.

Senaryo bir öykü şekilnde de yazılabilir. Ancak hareket ve sesleri doğru eşlemek ve bir bakışta anlayabilmek için klasik senaryo çezilgesi daha kolaylık sağlar. Günümüzde yazılan reklam senaryolarının eksikliği çekilmiş reklamın içindeki bazı dramatik unsurların eksikliinden hemen anlaşılmaktadır. Bir sinema filminde olduğu gibi reklam filminde de dramatik yapı çok önemlidir. En basit dramatik yapı, Aristotelyen drama yapısıdır. Giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinin açıkça filmde olduğu anlaşılan filmlerdir. Reklam senaryosu yazacak arkadaşlara önerimiz, filmin ana fikri zihinde oluştuktan sonra, mekan, karakter ve zaman analizi ayrıca yapılmalıdır.

1- Mekan analizi: Reklam öyküsünün geçeceği alan/alanları tanımlamalı. Böylece mekanın nasıl ortam olacağı hem reklamverene hem de yönetmene net bir şekilde yardımcı olacaktır.

2- Karakter analizi: Reklam filmi oyunculu ise filmde yer alacak karakterlerin analizi de yine sunum sırasında önemli bir yardımcı analiz olacaktır. Kimlerdir, ne giyerler, ne içer nerde yaşarlar, demografik özellikleri, reklam filminde nasıl bir kostüm içinde olmalı, tiperi ve diğer psikolojik özellikleri...

3- Zaman analizi: Reklam filminin geçitği zaman dilimini açıkça ifade eden o zamanın özelliklerini anlatan açıklamadır. Dramatik yapının temel öğelerini basit şekilde üç ana bölüme ayırabiliriz. Giriş: Giriş bölümünde oyunculu bir reklam filmi ise mekan ve karakterlerin tanıtılması ile filme girilir. Genelde karakterler kendilerini oyunculukları ve sözleri ile anlatırlar. Mekan da kendini karaktere bağlı olarak sunmaya başlar. Giriş bölümünde yavaş yavaş olayın içine de girilir. Burada karakterlere göre izleyici aynı zamanda karakterle kendini özdeşleştirebilir. Gelişme (Doruk): Bu bölümde genelde markanın bir pazarlama sorunu vardır ve o sorun ortaya konur. karakter varsa başka karakterlerle olay örgüsü içinde ya olayla, ya durumla ya da birbirleriyle çatışmaya başlarlar. Böylece sorunun varlığı iyice ortaya konur. Bu bölümde izleyici de olayın içine kendini aynı marka ya da ürün/hizmet sorunu yaşadığını hissedecek şekilde girer. Sonuç: Bu bölümde genelde dış ses ya da karakterlerin kendileri sıkıntılı durumdan kurtulurlar. Rahtlama yaşanır. Marka biraz önce oluşan soruna bir çözüm getirir ve sorunu ortadan kaldırdığını ifade eder. İzleyici de rahatlar. Buna en iyi örnekler Cem Yılmaz'ın "nakliyat-bakliyat" reklam filmi, "çitliyo" markası için yapılan oyunculu filmler gibi filmlerdir. Tüm reklam filmlerini incelerseniz bu yapının az çok uygulandığını görebilirsiniz. Her reklam filmi bu dramatik yapı içinde olmayabilir. Ancak, önemli olan bir soruna giriş yapmak ve sonrasında da bu sorunu çözmektir. Teaser nedir? Teaser, ana marka filminden önce, seyirciyi meraklandırmak amacıyla yapılan ve çoğu zaman marka adının verilmediği reklamlardır. Plan nedir? Plan kameranın kesinti olmadan bir kerede çektiği görüntü birimidir. Sahne nedir? Bir olayın sürdüğü ve sonuçlandığı bölümdür. Dış Ses nedir? Dış ses, film içinde oyuncular dışında anlatıcı olarak yer alan kişi sesidir. reklam filminde genellik anlatıcı, son sözü söyleyen ya da kurumun/markanın sesidir. Efekt nedir? Reklam filminde senaryo üzerinde gösterilen insan sesi dışında filme konması planlanan seslerdir. Reklam müziği nedir? Reklam müziği çoğu kez markaya özel bestelenen ve izleyicinin duyma duyusuna seslenen ve akılda kalması için bestelenen müziktir

12 Mart 2010 Cuma

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Bazı Reklamcılık Bölümü Öğrencilerinin Merek Ettikleri

Bazı sorularım var. Vaktiniz vardır umarım. Yanıtlayabilirsiniz çok sevinirim.
1- Reklam yaratım sektöründe kaç kişi var?
2- Kaç büyük ajans var? (Network ajanslar ve büyük ölçekliler)
3- Kaç büyük ajans yamağı var? (Trafo vs gibi)
4- 44 iletişim fakültesi olmasının ve her yıl en az 5000 yeni iletişimci türemesin ajanslardaki turnover'ı artırmada etkili olduğunu düşünüyor musunuz? İyi çalışmalar

1- Reklam sektöründe RYD'nin 2009 yılının ikinci yarısı yaptığı ajans İK araştırmasında (İstanbul, Ankara ve İzmir içinde yapıldı/ Bursa ve diğer illeri katmadık) 800 kadar reklam yaratıcı yönetmeni, reklam yazarı, reklam sanat yönetmeni ve grafiker olduğunu tespit ettik. Bunu sektöre açıklamadık. Bu rakam kriz dönemi rakamı. Kriz öncesi, yani 2008 yılının başında 2000'ler dolayındaydı bu rakam. Kriz ile işten çıkarmalarla bu duruma geldi. Sektör kendi içinde insan kaynağı olarak daraldı. Bu durumda bırakın yeni ve genç insanların sektöre dahil olmasını, pek çok deneyimli insan işsiz kaldı. Ve bu durum epey devam edecek.

2- Bunu Reklamcılar Derneği listesinden edinebilirsin. Yabancı büyük bütün aanslar derneğe üye. Ama üstünkörü şöyle bir rakam verebilirim. 10 büyük ajansın sadece ikisi Alameti Farika ve Marka Kürk. Bunların dışında medikal iş yapan bu ajanslar seviyesinde olup da kendini çok ortalığa çıkarmayan bir kaç ajans var.

3- Çok fazlaydı eskiden ama sanırım şimdi azaldı. Trafo alt ajans değil, internet ajansı olarak kuruldu. Hem üstteki ajansın müşterilerine hem de dışarıda müşterilere hizmet veriyor. Alt ajans diye sorarsan, TBWA'in altındaki TBWA Fushion, Güzel Sanatlar Saatchi'nin altındaki Fikir Merkezi gibi ajanslar var. Ama çoğu gizli alt ajans olarak çalışıyor. Amaçları daha düşük bütçeli küşterilere hizmet vermek ve sektörde aynı kategorideki ikinci müşteriyi de almak için o ajansı kullanmak. Çünkü, normalde çok gizli bilgiler aktarıldığı için aynı ajansta aynı sektörden (örneğin bir ajansta iki mobilya müşterisi olmaması gibi) iki müşteri alınmıyor.

4- En sorunlu nokta burası. Şöyle düşün, baban çalışıyor. 30 yıl çalışıp emekli olma hakkını kazanıyor. Sonra emekli oluyor. Reklam sektöründe emekli olma oranını neredeyse %0,1 olduğunu söylesem durumun vahimliğini sanırım anlarsın. Sektörde ajans sahipleri dahil (çünkü her krizde ajans kapatmalar oluyor) kimse neredeyse emekli olamıyor. Bunun nedeni de daha genç kuşakların daha düşük maaşlara çalışmaya razı olmaları. Temel neden bu. Bu biraz yıllarca sektörde çalışıp da yaşı geçkin olduğu için sektörden uzaklaştırılma durumunu yaşatıyor anlayacağın. Yeni gelenler ise başka bir sorunla geliyor sektöre. Nedir bu? eskiden her ajansa giren genç eleman bir usta kişinin yanında işi asistan olarak iyice öğrenirdi ve işi tam öğrendiği zaman ajnasın sürekli elemanı olurdu. Bu da yaklaşık 3 - 4 yıl sürerdi. Bu ne demek biliyor musun? Reklamcılığı gerçekten içine sindirmek demek. Ama şimdi, okuldaki bilgi ve sonrasında 2 ay staj yapılıyor ve ardından bu genç arkadaşa çok pahalı bir iş teslim ediliyor. Şimdi burada ama o genç yetenekliyse diyebilirsin. Ama öyle olmuyor. Senaryo yazarken ne yazık ki hiçbir iletişim mezunu, yazdığı senaryonun drama yapısından, kurgusundan, çekim tekniklerinden, çekim olanaklarından, oyuncu karakterinde ve analizinden, mekan analizinden, olay örgüsünden, çatışma kavramından haberdar olmadığını biliyorum. Bütün bunlar zamanla ve mutlaka öğrenilmesi gereken noktalar. İletişim mezunu arkadaşlar (hepimizin olduğu gibi) hem heyecanlı hem de kendilerini tam bir reklam yaratıcısı olarak görerek geliyor sektöre. Çünkü, ne yazık ki şu sıralar televizyonda, gazetede , dergide ve diğer yerlerde çok da iyi reklam örneklerini göremiyorlar. Bir de staja gelenlerin, örneğin reklam yazarlığını sadece televizyon ve gazete reklamı yazmak sandıklarını görüyorum. prospektüs, kullanım kılavuzu, uyarı yazıları gibi binlerce yazacakları şey olduğunu duyunca sanki tokat yemiş gibi oluyorlar. Bunları okulda öğretmiyorlar mı? Bilmiyorum. Her ajansın yapısı farklıdır. Ayrıca her ajansın müşterileri de farklıdır. Bu nedenle hem çalışma ortamı hem de müşterilerin yaptıracakları işler de farklıdır. Her ajansta televizyon reklamı yapamazsınız. Bazı ajanslarda sadece çizgi altı dediğimiz mecraya çıkmayan işler yaparsınız. Ama sonuçta sizin nerede olursanız olun, yaptığınız işle gurur duyuyor, ve en iyisini yapıyor olmanız gerekiyor. Başka ajanslarda mecraya çıkılan işleri yapan arkadaşlarınızın böbürlenmesine aldırmayın. Unutmayın, onlar o müşterileri kendileri almıyor. Çalıştıkları ajans alıyor. Türkiye'de reel sektördeki istihdam ve ihtiyaçtan çok daha fazla öğrenci okullara dahil ediliyor. Bunu RYD olarak defalarca YÖK'e ilettiğimiz rapor ve mektuplarda işledik. Ancak, Türkiye'de sizler de biliyorsunuz ki, işsizlik rakamını azaltmanın en iyi yolu gizli işsiz sayısını artırmaktır. Öğrenciler, askerler, ev kadınları, evde çalışmayan kızlarımız, emekli olmasalar da işdünyasına girememiş ama tüketen yaşlılarımız... Bunların hepsi o açıklanan komik %10'luk işsiz oranının içinde değil. YÖK de her gelen hükümetin isteğini yerine getirdiği için Türkiye'de sanki sürekli ajanslara, medyaya eleman alınıyormuş gibi her yerde iletişim fakültesi açma izni veriyorlar. Oysa bırakın okul sonrası istihdamı, o okullarda çocuklara yeterince doğru eğitim verecek öğretim görevlisi bile bulmak zor. Çoğu fakültede kadro bile yok. Reklamcılık aynı zamanda bir kendini geliştirme mesleğidir. Bu nedenle bilgi çok önemlidir. Ama sektöre giren genç arkadaşlar tek beslenme kaynağı olarak interneti görüyorlar. Acı bir durum ama staja gelen öğrenci arkadaşlara bir konu verdiğimizde araştırdıkları kaynak ekşi sözlük oluyor. Oysa hiçbir bilimsel temel iolmayan bir kaynağı kullanmalarının yanlışlığını artık bizim söylememiz bile hata. Kitap okumuyorlar, sinemaya çok az gidiyarlar, TV'de tartışma ve siyaset programı izlemedikleri için gündemi bilmiyorlar, gazete ve dergi okumuyorlar. Tüm günleri internette geçiyor. İnternette de çoğunlukla blog okuyorlar. Bilg kaynakları neler? Marketing Türkiye, Mediacat dergileri reklam için, The Brand Age dergisi marka için, IP ve digital Age internet için, Grafik Tasarım grafik tasarımcılar için önemli yerli dergiler. Ve bunlar her yerde var. Önemli siteler var. Yüklü şekilde bilgi bulunan. İletişim mezunu arkadaşlar sadece reklam ajanslarını düşünüyor genelde. Oysa dışarıda binlerce kOBi ve bunların reklam ve halkla ilişkiler departmanları var. Oralarda da çok keyifli bir çalışma ortamı olduğunu unutuyorlar. Ayrıca son yıllarda hızla yükselen yeni bir alan var, biliyorsun. İnternet dünyası. Bugün Türkiye'de sayısı hızla yükselen internet ajansları var ve ciddi şekilde eleman eksikliği yaşıyorlar. Tabii ki bilgi sahibi ve yetenekli elemanlar arıyorlar. Bu ajanslar da sizler için yeni bir alan artık. Doğrudan pazarlama şirketleri de yine son yıllarda gittikçe çok iş yapan tanıtım kurumlarından. Bu şirketler de sizleri bekliyor. Halkla ilişkiler şirketlerini zaten biliyorsunuz. Medya satınalma ve medya planlama şirketleri... Reklamverenlerin en çok ilgilendikleri alan artık burası. Bu alan da sizleri bekliyor. Şimdi, tekrar reklam ajanslarına dönecek olursak, Reklam ajanslarında temelde üç ana alan bulunuyor.

1- Stratejik planlama
2- müşteri grubu
3- yaratıcı grup

Reklam sektöründe işe başlayacak arkadaşlara hemen hatırlatmak isterim. Sektörde sabah 9, akşam 6 gibi bir saat sınırı yoktur. Gelen iş bitene kadar, hatta bazen sabahlayıp günlerce eve gitemeden çalışılır. Fazla mesai saati diye bir durum yoktur. Çünkü, bir ajansta bulunma koşulunuz aslında saat üzerinden çalışma değil, işi tamamlama üzerindendir. Bu da sizin yeteneğinize göre bazen bir saatte biterken bazen asla bir fikir bulamayabilirsiniz ve zamanınız ajansta, müşterinin de onaylayacağı doğru fikri bulmaya çalışmakla geçer. Sizin bulduğunuz fikir en yaratıcı, en doğru çözüm değildir. Markaya uygun ve müşterinin onaylayacağı iş bitmiştir. Unutmayın her zaman sizin yaptığınız işten daha iyisini yapan birileri mutlaka çıkabilir. Şimdilik söyleyeceklerimiz bu kadar.

7 Mart 2010 Pazar

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Hangi Araştırma?
Markaların en önemli sorunu markaları ya da ürünleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Peki markalar aslında hangi bilgiye sahip olmalılar? Ve bu bilgiye nasıl sahip olurlar? Markalar pazardaki mevcut ürün/markalarının pazarlama sorunları ya da pazara yeni çıkaracakları ürünleri için - Tüketici tercihi- Hedef kitle profili- Pazar dinamikleri gibi bilgilere sahip olmaları gerekir.

 Bu bilgilere de eşe dosta sorarak, pazara çıkıp bizzat market market gezip kişisel gözlem yaparak sahip olunmaz. Bu yöntem eskiden doğru olabilirdi. Çünkü eskiden bu kadar pazar, bu kadar yoğun kitle, bu kadar farklı segmentler, bu kadar kitle iletişim araçları yoktu. Artık marka sahiplerinin markalarına yön verebilmeleri için bilimsel araştırmalara sahip olmaları gerekiyor. Ama markalar bu bilgilere ulaşmak ve markaları için oluşturacakları stratejilerde hangi araştırmaları yapacaklarını da pek bilmemektedirler. • Kalitatif Araştırmalar: Temelinde nedenselliğin bulunmaya çalışıldığı araştırmalardır. Bu araştırmalarda alınabilecek cevaplar daha derine inilebilen araştırmalardır. Özet olarak sayısal değil sözel verilerin derlenmesidir. • Kantitatif Araştırmalar:Verilerin istatistiki temelde sayısal olarak sonuçlandırıldığı araştırmalardır. Araştırmanın kalitatif ya da kantitatif (ya da her ikisi birden) yapılıp yapılmayacağı araştırma kurmu ile yapılacak ortak tartışmalarda ortaya çıkarılması sağlıklıdır. Araştırmalar reklam üzerine yapılacaksa, pretest ve posttest araştırmalar yapılabilir. Pretest araştırmalarının amacı, reklam yayınlanmadan önce ilgili örnek kitleye reklamın ve mesajın doğru algılanıp algılanmadığı, ne hissettirdiği, markaya uygun olup olmadığı gibi bilgiler alınarak reklamda revize şansı yaratır.

Posttest araştırmalarının amacı ise, yayınlanan reklamın ilgili örnek kitle üzerinde etkili olup olmadığı, ulaşıp ulaşmadığı, mesajın başarısı, yapılan reklam harcamasının doğru kullanılıp kullanılmadığı bilgilerine ulaşılır. Araştırmalar ile markaların ürünü pazara çıkarmadan önce, ürün pazarda ise ürünü geliştirme ve değiştirme, reklam üzerine yapılıyorsa reklamın yapımı öncesi ve sonrasında da değiştirilmesi durumlarından gereksiz masraflardan kurtulma olanağı ortaya çıkar. Aynı zamanda medya planının testi de yapılmış olunur. Tüketici tercihi, pazar dinamikleri gibi araştırmalar aynı zamanda reklamverenlerin reklam ajnaslarına sağlayacakları çok önemli verilerdir. Bu veriler sayesinde reklam ajansları markanın mesajını ve iletişim çalışmasını oluştururken sağlıklı bir nokta atışını yakalamış olurlar. Her araştırma kurumunun hemen hemen aynı konularda farklı içeriklere, yaklaşımlara ve isimlere sahip araştırma modelleri mevcuttur. Bu nedenle yukarıda da belirtitğmiiz üzere reklamveren ilgili modeli seçeceği kurumu ve modeli karşılıklı görüşmelerle kararlaştırır. Markalar, araştırma yapmak için kurumsallaşmış araştırma kuruluşları ile çalışmalıdırlar.

14 Şubat 2010 Pazar

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan

Konu: Ali Atıf Bir'den
Ali Atıf Bir Yorumu. Çok yerinde bir tespit. Biz söyleyince olmuyor ama Hoca söylediği için belki dikkate alınır. Reklamcılıkta felaket dönemine doğru Kusura bakmayın Petrol Ofisi'nin Kadir İnanır ve Yaban'daki karakteri kullanarak ürettiği reklamdan sonra Türkiye'de reklamcılığın nereye gittiğine bakmakta fayda var. Türkiye'de bir nesil reklamcı, 1980 darbesiyle birlikte işlerinden koparılan, 1980-2000 döneminin "bilgi çağı" düşünüldüğünde o döneme göre entelektüel seviyeleri yüksek eski "solculardan" oluşuyordu.

Bu "zoraki reklamcılar" , reklam işini çok sevmeseler de, reklamcılık mesleğini içselleştirmeseler de iş ahlakları gereği "iyi" reklam yapmaya, sonuç odaklı reklam yapmaya, "reklam nasıl çalışır" bilgisine önem vererek reklam yapmaya özen gösterdiler. 2000-2010 dönemi ise reklam sektörünün sığlaştığı bir dönem oldu. Çok uluslu firmalar dahil olmak üzere, onlardan türeyen çok sayıda küçük reklam ajansının çoğunluğunda reklamcılığı sadece ünlü kullanmaktan, güldürmekten, dikkat çekmekten ibaret sanan reklamcılar iş üretmeye başladı. En önemlisi de bu reklamcılar büyük resmi göremeyip, "reklamın nasıl çalıştığına kulak tıkayıp" günlük popüler bilgilerle kampanyalarına yön verip hedef kitlelerle iletişim kurduklarını sanıyorlar. Petrol Ofisi'nin "Yaban" temalı reklamında ürünün temel vaadi, yeni nesil VMax'in 100 litrede 4 litreye varan tasarruf imkanı, reklamın içine iyice yedirilmesine rağmen gölgede kalıyor ve görmezden geliniyor. Neden? Çünkü temel iletişimin amacı Vmax markasının özüne tasarrufu yerleştirmek değil, "nayırla nolamazla, Kadir İnanır'la" dikkat çekmek, beğeni kazanmak, konuşulmak... Eğer Vmax'in güçlü bir vaadi olmasa bu yapılanlara bir şey demeyeceğim. Vaadin olmadığı yerde Petrol Ofisi reklamı başarılı reklam. Amaa "100 metrede 4 litre tasarruf" vaadinin bulunduğu yerde bu reklam gece geçen gemi gibi. Afton Greenclean Teknolojisi ne demek bilen var mı? Bilemezsiniz çünkü en önemli kanıt Petrol Ofisi reklamlarında kıyıya köşeye saklanmış durumda... Benim ki iyi niyetli bir uyarı. Yanlışsam reklam çalışır, satışlar artar (frekans etkisinden daha büyük tabii ki!) bana da susmak düşer. Doğruysam reklam sektöründe büyük felaket dönemine (2010-2020) az kaldı!

10 Şubat 2010 Çarşamba

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
TANIMLAR 4

Pek çok reklam terimi için Tanses Gülsoy'un, Adam Yayınları'ndan basılan Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü'nü mutlaka edinmenizi öneririz. Bunun yanı sıra pazarlama kavramları için Ömer Baybars Tek tarafından hazırlanan ve en son Beta tarafından basılan Pazarlama İlkeleri kitabı yıllarca kütüphanenizde durmalı.

İnternet mecrasına yönelik olarak Bamm yayınlarından Aytaç Mestçi'nin Tıkanmak ya da Tık Almak kitabı önemli bir kaynak. Ancak, reklam ile ilgili olarak en önemli konu, yapılan reklamın ne anlattığnını ortaya konulduğu analizlerdir. Bunun için de kitapçılarda çok sayıda kitap var. Şahinde Yavuz, Mete Çamdereli, Rengin Küçükerdoğan, Banu Dağtaş'ın kitaplarını edinebilirsiniz. Medikal reklamcılık için Mediacat Yayınlarından çok önemli bir başlangıç-temel kitap yayınlandı. Ayla Okay'ın Sağlık İletişimi. Bunların yanı sıra internet üzerinden de sıkça takip edilmesi gereken, kavramların makaleler şeklinde ve tartışmalarla yürütüldüğü kişisel siteler ve günlükler de var. http://www.facebook.com/l/08608;www.batislam.comhttp://www.facebook.com/l/08608;selimtuncer.blogspot.comhttp://www.facebook.com/l/08608;www.temelaksoy.comgibi... Reklamcılık konusunda Mediacat, Rota, Optimum, Beta, Tablet, Ütopya, Es gib iyayınevlerinin yayınlarını takip edebilirsiniz. Okumak zararlı değil, faydalı bir etkinliktir. Yine reklamclıık konusunda Reklam Yaratıcıları Derneği'nin Bamm ortaklığında yayınlanan kitapları Beslenme Saati adın altında kitapçılardan mutlaka edinmeniz gereken kitaplardan. Güven Borça'nın Başka Akmerkez Yok; Fatoş Karahasan'ın Neden Herkes Futbol ve Reklamdan Anlar; Ersel Serdarlı'dan Reklam Yazmak; Onur Yanık'tan Yaratıcılık; Bülent Fidan'dan Reklam ve Karikatür; Adnan Algın'dan Faks Taxi & Sex; Erol Batislam'dan Raklemcı Tülrüsü. Takip edilmesinde fayda olan dergiler de var. Dergiler özellikle güncel bilgi aktardığı için internette takip etmenin yanı sıra pek çok bilgi, söyleşi ve haberi dergilerden izlemek gerekiyor. Reklamcılık, pazarlama iletişimi ve dijital medya ile ilgili:Marketing TürkiyeMedia CatAra SıraPİIPDigital AgeWorks Marka ile ilgili: The Brand Age Pazarlama ile ilgili:Pazarlama Dünyası Ekonomi: Capital Ve yine bazı tanımlar: Trend: Türkçesi yönelim. Eğilim olarak tanımlayanlar da var. Bir sürecin zaman içinde aldığı yön ve kazandığı ivme. Trendsetter: Yönetimi belirleyen, takip edilen. Trend analizi: Yönelimin çözümlenmesi. Satışlar gibi belli bir sayısal değişkeni, zaman içinde aldığı doğrultuyu ya da kazandığı eğilimi belirleyebilmek amacıyla belli aralıklarla incelemek.

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
TANIMLAR 5

Son yıllarda iyice netleşen ajans tanımlar ıvar. Eskiden "tam hizmet ajansı" ve "butik ajans" kavramları büyüklük için; ""çizgi altı" (BTL) ve "çizgi üstü" (ATL) yaratıclıık için tanımlanırdı. Şimdi ise durum değişti. Tam hizmet ajansı artık neredeyse kalmadı.

Çünkü, tam hizmet ajansları prodüksiyon ve medya satınalma/planlama dahil tüm hizmetleri verirdi. Şimdi ise özellikle bu tür işler ajans dışında başka kurumlar tarafından yapılıyor. Günümüzde uzmanlık ajnasları devreye girdi. Sadece sağlık alanında hizmet veren "medikal ajanslar" Sadece kurumsal alanda hizmet veren "kurumsal iletişim ajansları" Büyük ajansların altında yer alarak, büyük ajansların çalışmadığı müşterilere hizmet veren "alt ajanslar" Sadece internet ve mobil mecralar üzerine uzmanlaşan "internet ajansları" Marka temelinde hareket ederek, marka danışmanlığı hizmeti de veren "marka iletişimi ajansları" gibi ayrımlar sözkonusu. Bunların yanı sıra daha alt tanıtım dallarına ayrılan Doğrudan pazarlama ajansları Etkinlik ajansları gibi yeni yapılanmalar da sözkonusu. Tabii ki tanıtım sektöründe bir de yıllardır değerli işler yaratan tasarım ajanslarını da mutlaka sektörün bir dalı görmek lazım. Grafik tasarım stüdyoları ile tasarım ofisleri. Bu nedenle eski ajnas kavramları da değişmiş durumda. Durum böyle olunca bazı dergilerde rastladığınız ilk 10 yaratıcı ajans gib itanımlamalar da geçerliliğini yitirmektedir. Gelinen noktada reklamverenin kendi ihtiyacına uygun olarak ajanslarını belirlemesinde fayda var.

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
Radyo Araştırması

RTÜK tarafından 3-15 Aralık 2009 tarihlerinde, 21 il ve 124 ilçede gerçekleştirilen Radyo Dinleme Eğilimleri 2 Araştırmasında Türkiye genelini temsil eden 2600 kişiye yüz yüze mülakata dayalı anket uygulandı. İşte o anketen çıkan çarpıcı sonuçlar... RADYOYU RADYODAN DİNLEYENLER AZALIYORGENÇLER KRAL FM, ORTA YAŞLILAR TRT DİNLİYORREKLAMLAR VE ÇOK KONUŞAN SUNUCULAR DİNLEYİCİYİ BEZDİRİYOR BEŞ KİŞİDEN ÜÇÜ DÜZENLİ RADYO DİNLİYOR

Araştırma bulgularına göre, her beş kişiden üçü (yüzde 60) düzenli olarak radyo dinliyor. Radyo dinleyicileri hafta içinde günde ortalama 3.4, hafta sonlarında ise günde 3.2 saat süreyle radyo dinliyorlar. Hafta içinde radyo dinlemenin en yoğun olduğu saatler 09-12.00. Hafta sonları bu saatler 12.00 ile 15.00 arası oluyor. Televizyonların en çok izlendiği akşam saatlerinde radyo dinleme oranı da düşüyor. Saat 21:00’e kadar radyo dinleyenlerin oranı yüzde 26.5 iken, bu oran saat 24:00’e kadar yüzde 18.2’ye düşüyor. En uzun süre radyo dinleyenler günde ortalama 4.18 saatle Güneydoğulular. En az süreyle radyo dinleyenler ise Karadenizliler. RADYOYU RADYODAN DİNLEYENLER AZALIYORRadyoyu klasik radyo alıcılarından dinleyenlerin oranı 2007 yılında yüzde 88 iken, 2009’da bu oran yüzde 64’e geriledi. Dinleyicilerin yüzde 64’ü, radyo kanallarını klasik radyo alıcılarından takip ediyor. Yüzde 18.4’ü mobil telefon ya da cep telefonu, yüzde 15’i internet, yüzde 14.5’i uydu, yüzde 12.9’u ise mp3 çalar ve ev sinema sistemleri gibi yeni teknolojik vasıtalar aracılığıyla radyo dinliyor. Radyo kanalları, en fazla evde dinleniyor. Radyoyu evde dinlediğini belirten deneklerin oranı yüzde 62. Radyonun dinlendiği mekân olarak evlerden sonra işyeri ve araçlar geliyor. EN ÇOK DİNLENEN RADYOLAREn fazla dinlenen radyolar Kral FM (yüzde 32.7), TRT (yüzde 30.5), Power Türk (yüzde 10.3), Süper FM (yüzde 7.6), Slow Türk (yüzde 7.3), Best FM (yüzde 5), Alem FM (yüzde 4.8), Radyo 7 (yüzde 4.4), Radyo D (yüzde 3.9) ve Show Radyo (yüzde 3.6). GENÇLER “KRAL FM” DİYORGençler daha çok Kral FM’i, 40 ve yukarı yaşlarda olanlar ile profesyonel mesleklerde çalışanlar TRT radyolarını dinlemeyi tercih ediyorlar. Marmara ve Güneydoğu dışındaki tüm bölgelerde TRT daha fazla dinleniyor, Marmara ve Güneydoğuda ise Kral FM, TRT’den daha çok dinleniyor. RADYO MÜZİK VE HABER İÇİN DİNLENİYORBulgular, radyonun genel olarak (yüzde 49.7) müzik ve (yüzde 17.7) haberleri dinlemek için kullanıldığını ortaya koyuyor. Radyo dinleyicilerinin en fazla takip ettikleri programlar haber bültenleri, haber programları, değişik müzik türleri, dini programlar ve spor programları. TRT radyoları, sevilen müzikler, tarafsız haberler, kaliteli ve seviyeli yayınlar, net yayını, kültürel ve eğitici programlar ile Türkçenin güzel kullanılmasından dolayı tercih edilirken, Kral FM ve Power Türk’ün en fazla tercih edilme nedenini yayınladıkları müzik türlerinin dinleyiciye hitap etmesi oluşturuyor. Sevilen müzikleri çaldığı için Kral FM’i dinleyenlerin oranı yüzde 72.3, aynı nedenle Power Türk’ü dinleyenlerin oranı yüzde 67.5. DİNLEYİCİ NE DİYOR?Dinleyicilerin yüzde 38.6’sı Türkçeyi en iyi kullanan radyonun TRT olduğunu düşünüyor. Dinleyicilerin üçte ikilik bir kesimi, radyo yayınlarından memnun. Radyo yayınlarından rahatsızlık duyan yüzde 24 düzeyindeki kitlenin önemli bir kesimi, reklamların çok ve uzun olmasından şikayet ediyor. Bununla birlikte sunucuların çok konuşması, argo konuşmalar, niteliksiz müzik yayını, Türkçenin düzgün kullanılmayışı, yayınların ses kalitesinin düşüklüğü ve taraflı yayın gibi hususlar, dinleyicileri rahatsız eden noktalar olarak ön plana çıkıyor. RADYO REKLAMLARININ İZLENİRLİĞİDinleyicilerin yüzde 42.6’sı radyoda reklamlar başladığında kanalı değiştiriyor. Yüzde 31’lik bir kesim ise reklamları sonuna kadar dinlediğini belirtiyor. Araştırmada yer alanların yüzde 51.4’ü radyoların “kültür, örf ve adetlerimizi yaygınlaştırdığını”; yüzde 55.8’i radyo kanallarında Türkçe iyi kullanıldığı için dilimizin geliştiğini düşünüyor. Radyo dinleyicilerinin yüzde 49.1’i kadın ve çocuk programlarının radyolarda yeterince yer almadığını düşünüyor. EN FAZLA TÜRK HALK MÜZİĞİ DİNLENİYORMüzik türleri içinde en fazla tercih edilen Türk Halk Müziği (yüzde 61.5). Türk Halk Müziği tercih edenlerin yüzde 41’i TRT’yi, pop müzik tercih edenlerin yüzde 19.4’ü Kral FM’i, Türk Sanat Müziği tercih edenlerin yüzde 48.3’ü TRT’yi, arabesk tercih edenlerin yüzde 50.5’i Kral Fm’i dinliyor. DİNLEYİCİNİN PROGRAM TÜRÜNE GÖRE RADYO TERCİHLERİDinî programlarda en çok tercih edilen TRT oldu. TRT’den sonra Radyo 7, Burç FM, Akra FM, Meltem FM tercih ediliyor. Spor programlarında TRT’den sonra, Lig Radyo, Kral FM, NTV Radyo, Süper FM ve Radyo D geliyor. NTV Radyonun, ekonomi programları dinleniyor. Yabancı pop müzik alanında Power FM, Metro FM, Radyo Maydanoz ve Number One öne çıkıyor. Dinleyicilerin en fazla takip ettikleri program, Kral FM’de yayınlanan “Mehmet’in Gezegeni” (yüzde 7.5) ve “Harbi Kız” ile Alem FM’de yayınlanan “Matrax

9 Şubat 2010 Salı

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
TANIMLAR 3 MESLEK İSİMLERİ...

Reklamcılık ya da tasarım işinde olanların da sıkça yanlış kullandığı tanımları aktaralım. Yaratıcı yönetmen: Yaratıcı yönetmenlik sanıldığının aksine bir meslek değildir arkadaşlar. Yaratıcı yönetmen adından da anlaşılacağı üzere bir birimi yöneten kişidir.

Kökeni reklam yazarı ya da grafik tasarım olabilir. Temel iş görevi tanımını da belirler: Yaratıcı ekibi, çalışması yapılacak işle ilgili olarak yönlendirmek ve işin yaratıcılık boyutlarını brifle bütünleştirmektir. Burada önemli olan yaratıcı yönetmenin aynı zamanda yaratıcı ekibin içinde olmasıdır. Reklam yazarı: İngilizceden doğrudan çeviri olarak kullanılan "metin yazarlığı"nın reklam yazarlığı ile ilgisi yoktur. Metin yazarı olan kişi herhangi bir alanda işi gereği sürekli olarak metin yazma görevi olan kişidir. Bu kişi TV'de, gazetede, özel bir kurumda olabilir. Reklam yazarı ise tamamen bir markanın iletişimi için reklam yazma göreviyle bir reklam ajansında bulunan kişidir. Sanat yönetmeni (art direktör): Art direktör sözcüğü Türkçe değildir. Tam karşılığı sanat yönetmenidir. Reklam sektöründe olduğu vurgusu için artık reklam sanat yönetmeni tanımlaması kullanılmaktadır. Grafik tasarım kökenlidir. Bireysel grafik tasarım yerine bir reklam ajansında ekiple (reklam yazarı) markalar için iletişim fikri oluşturan ve görselleştiren kişidir. Operatör: Bir grafik tasarımcı ya da bir reklam sanat yönetmeninin altında onun gerçekleştirdiği tasarımları baskı aşamasına getiren kişidir (eskiden MAC operatörü denirdi). Son yıllarda bu özel meslekte olanlara grafiker denilmesi doğru değildir. Operatörlük farklı ve gerçekten zor bir alandır. Grafiker ise temel sanat eğitimi dahil tüm grafik tasarım eğitimini tamamlamış ve görsel tasarım yapan kişidir. Sadece bilgisayar programlarını biliyor olmak grafik tasarımcı yapmaz.

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir ziya Hoca'dan
TANIMLAR 2
Doğrudan pazarlama nedir? Öncelikle doğrudan pazarlama kavramının kapı kapı dolaşıp ürün satmak olmadığını hemen söyleyelim. "Doğrudan Pazarlama satış işlemini gerçekleştirmek veya arttırmak için tüketicilere kişiselleştirilmiş mesajlar yollama olanağı tanıyan, birden fazla iletişim kanalını kullanabilen, tüketiciyle karşılıklı iletişim kuran, ölçülebilir etkileşimli bir pazarlama sistemidir". Buradaki mesaj yollama sadece SMS değildir. Doğrudan pazarlamada tüketiciye uzaktan erişilebildiği gibi aynı zamanda onun bulunduğu mekana da ulaşıp, orada karşılıklı mesaj da verilebilir.

 Amaç satış değil, tüketicinin markayı bazen deneyimlerek tanımasını ve ona ilgi duymasını sağlamaktır. Satış Geliştirme nedir? Satış geliştirme pazarlama karması altındaki tutundurmanın bir alk dalıdır. Reklam, halakla ilişkiler, kişisel satış dışındadır. Sıkça sözünü ettiğiniz promosyon dağıtımı bir satış geliştirme faaliyetidir. Çekiliş, kupon gibi sistemler de satış geliştirme örnekleridir. Satış geliştirme, tüketiciyi satın almaya özendiren etkinliklerdir. Doğrudan pazarlama ile de karıştırılmamalıdır. Kurumsal kimlik nedir? Yine sıkça "logo" ile karıştırılan, karıştırılmas ad çoğu kimse tarafından yanlış kullanılan bir kurumsal kimlik şudur: "Pazarlamada, bir kurumun görünen yüzüne verilen isimdir. Kurumun kendini ifade etme şeklidir. Bu ifade belli sınırları çizilmiş ve genellikle değişmez bir ifadedir. Kurumu anımsatacak bir tasarımın ne ölçülerde ve nasıl kullanılması gerektiğini belirten kurumsal kimlik kitabı bu sistemin vazgeçilmez öğesidir. Kurumsal kimlik kavramı içinde amblem, logo, ofis dizaynına, çalışanların giyim kuşamı, konuşma tarzı, tüm kurumun içinde dışında temsilcilerin davranışları, araç üstü giydirme, antetli kâğıt, tabela, web sitesi, vefat ilanı, ambalaj tasarımı gibi kurum içinde bir kültür yaratacak ve kurum dışında da, o kurumun imajını somut olarak sunacak bütün öğelerin toplamıdır. Amblem ve logo: Geldik başka bir konuya. Yine karıştırılan bir konu. Amblem mi logo mu? Logo, amblemi de içine alan ve gerektiğinde kurumun adının da bir yazı karakteri ile yer aldığı bütünsel bir kimlik öğesidir. Amblem logo içinde bir simge, işarettir.

Logo içinde yer alan diğer öğe olan logotalptan bağımsız olarak da bir işaret olarak kullanılabilir. Örneğin, THY'nin daire içindeki kuş figürü amblemdir. Altında yer alan Türk Hava Yolları söcükleri logotayp, ikisi birden logodur. Bazı logolarda amblem ve logotayp birbirinden ayrılmazken, bazılarında amblem kullanılmayabilir. PR nedir? Siz de çok şaşıracaksınız ama ne yazık ki, bazı yeni müşteri görüşmelerinde PR kısaltmasını, eski araştırma kuruluşu olan PİAR ile karıştıranlara rastlıyoruz. PR, halkla ilişkilerin İngilizce başharflerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir kısalkmadır (Public Relations). Yani araştırma ile hiç ilgisi yoktur. Kalitatif, kantitatif nedir? Pazar araştırmalarında, iki türlü temel araştırma yöntemi vardır. Kalitatif ve kantitatif. Kantitatif: Önceden hazırlanmış bir soru formuna bağlı kalınarak, sayısal yorum ve genelleme yapılabilen araştırma türüdür. Niceliksel araştırma yönteminde, araştırılan konuya ilişkin, evreni temsil edecek örneklemden sayısal sonuçlar elde edilmektedir. Elde edilen sonuçlar üzerinde gerekli istatistiki ve matema-tiksel analizler yapılabilmektedir. Yani sayısal temelde sonuçlar veren.Kalitatif: Ölçme sayısal değerlendirmeden çok, nasıl sorunusun cevabını arayan, anlamlandırma ve yorum üzerine yapılan araştırmadır.--------------------

Genel İşletme Bilimi ve Kavramı, Reklam Makaleleri

Mahir Ziya Hoca'dan
LÜTFEN OKUYALIM ve NE İŞ YAPTIĞIMIZI ARTIK ÖĞRENELİM!
Sektörde bunca zamandır, bazı kavramların hala yanlış kullanılıyor olması şaşırtıcı. Aslında şaşırtıcı olmaması gerekir. Çünkü, her konuyu sadece internetteki bağımsız bilgi kaynaklarından (!) edinmek üzerine yapılanan yeni dünya düzeninde bu çok normal. İnsanların birbirlerine verdikleri örneklerin kaynağı olarak internetteki kanıtı olmayan söylemleri göstermelerinde asıl şaşırtıcı durum. Kısaca bazı kavramları aktarmakta yarar var. Kısaca diyorum, çünkü aslında bu mesleği yapıyorsak bunları daha detaylı bilmekte yarar var. Yine de kafa karışıklığını ortadan kaldırmak amacıyla kısa kısa anlatacağım. --------------- Pazarlama kavramı hala satış kavramı ile bir tutan, hatta bazen pazarlama kavramını satış kavramının ikamesi (şimdi bazıları "ikame" ne diye sorabilir; ellerine bir sözlük alarak bu meraklarını giderebilirler) olarak kullnan üst düzey yöneticiler bile var. Pazarlama, reklam ve marka gibi sosyal ekonomik konuların temellerini atan Amerikan Pazarlamacılar Birliği'nin tanımını verelim (bakın kaynağın neresi olduğu çok önemli; bilmem ne blogu demiyoruz). "Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek mübadeleleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir." Demek ki pazarlama kavramı sadece satış değilmiş. Pazarlama görüleceği üzere bir süreç. Ürünün her türlü planlaması ile başlayan, üretimi, geliştirmeyi, fiyatlandırmayı, dağıtımı, satışı kapsayan ve satış sonrası ile tekrar ürünü geliştirmek üzere başa dönen bir döngü. Satış nedir? Satış, pazarlama süreci içinde ürünün/markanın üreticiden/dağıtıcıdan kullanıcıya/ tüketiciye geçiş, yani değişim aşamasıdır. Para karşılığı o malın ya da hizmetin kullanım ve diğer haklarının tüketiciye devredilmesidir. Bu da demektir ki, satışın gerçekleşmesi bir plan çerçevesinde yapılır ve pazarlamanın altında yer alır. ------------ Peki reklam nedir? Kendine reklamcı diyen pek çok kişi ve reklamverenlerin pazarlama departmanlarının uzantısı olan reklam departmanlarında çalışanların çoğunun hala tanımını bilmediği bir mesleği yapıyor olmaları da şaşırtıcıdır bu ülkede. Reklam: "Bir marka, ürün, hizmet, kişi, kurum, mekan ve fikir ile ilgili olumlu davranışlar geliştirmek amacıyla, bedel ödenerek çeşitli mecralardan (kitle iletişim araçları) süre ve yer satın alınması suretiyle, kimin tarafından yapıldığı açıkça belli olan duyurulardır". Kurumsal reklam nedir? Kurumsal reklam ürün, hizmet ya da marka tanıtımı yapmayan, kurumun gücünü, hedeflerini anlatarak değerini ilgili hedef kitle nezdinde artırmak ya da toplumdaki mevcut imajını farklılaştırmak amacıyla mecralardan yer ve süre satın alınarak yapılan tanıtımlardır. Marka / Ürün: Yine karıştırılan ve çok tehlikeli kullanımlara neden olan bir diğer iki kavram da marka ve üründür. Üretici bir ürün üretip, ona bir isim koyup, ambalajlayıp pazara sunduğu anda ona marka diyor. Yanlış. O sadece pazarda yeni bir marka adayı, yeni bir ürün. Marka, tüketicini zihninde oluşan, soyut bir temel üzerine yapılanan ve somutluğunu da çeşitli faydalarla ortaya koyan bir yapıdır. Günümüzde yurtdışında artık neredeyse tüm kurumlar bilançolarında ürün değerleri dışında bir de soyut marka değerlerini hesaplatarak eklemektedirler. Dilerim soyut düşünceyi başka yerlerde kullanmak yerine kısa sürede markada da kullanmaya başlarız. Son olarak, ürün fiziksel ihtiyaçlara hitap ederken, marka tamamen duygusal ihtiyaçları giderir, diyelim, keselim. Daha fazlası "know how"a girer :) Halkla ilişkiler nedir? Bu tanımı da, halkla ilişkiler kavramını "basında haber çıkma" sananlara sunuyoruz efendim. "Halkla ilişkiler, kurumun/markanın/kişinin/mekanın kamuyu olumlu etkileyecek belli etkinlikler gerçekleştirmesi, bu etkinlikleri onlarla paylaşması, onlara duyurması, bu sayede kamu tarafında kendisi ile ilgili olumlu düşünce ve davranışların gelişmesini artırma yönünde gelen tepkileri değerlendirmesi ve yeni bir etkinlikle onların karşısına çıkmasıdır". Görüleceği üzere halkla ilişkilerin temelinde kurum ile ilgili olumlu bir imaj geliştirme amacı vardır. Bunun için de basında haber yayınlama kısmı sadece onlara duyurma kısmıdır. Asıl olay ise onlardan gelen tepkinin değerlendirilerek yeni bir aksiyona geçilmesidir. Mecra / medya: Kitle iletişim araçlarına tek tek mecra denir. Bunu mecralardaki k sunucular bile yanlış kullanmaktadır. Televizyon tek başına mecradır. radyo da, internet de... Tüm bu mecralara toplamda medya denir. Yani anlaşılacağı üzere medya çoğul bir kavramdır. Orman gibi. Sanırım artık kimse yanlış kullanmayacaktır bu sözcüğü. Müşteri / Tüketici: Sürekli karıştırılan iki sözcük de müşteri ve tüketici sözcükleridir. Müşteri satınalma noktasında ürünü/markayı bizzat bedel ödeyerek alan kişidir. Müşteri her zaman tüketici olmayabilir. Örneğin, anneler bebekleri için mama alırken bir müşteridirler. Mamanın tüketicisi ise bebektir. Aynı zamanda bir erkek tıraş kremi alırken kendisi için alıyosa hem tüketici hem de müşteridir. Buna da dikkat etmekte yarar var.
[Valid Atom 1.0]