Era Medya Tanıtım

Araştırma Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Araştırma Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2011 Pazar

Arkadaşlarımdan Araştırma Yazıları

Araştırma Yazıları

Ufuk Yurtseven arkadaşıma teşekkür ederim yazılarında çok şey alıyorum


Gürültü – patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde

huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak/bağışlamak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol ; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Bilgisiz ve cahil oldukları zaman bile dinle onları ; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen ; hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın ; o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme ; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Hatırlar mısın doğduğun zamanları. Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes kutlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün kaosuna rağmen

dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Araştırma Yazıları

Ömer YalçınNovember 24, 2010


Konu: Hayattan Öğrenilecek 20 Önemli Ders

Andrew Galasetti imzasıyla internette yayınlanan bu yazı “Keşke bunları önceden bilseydim” diyeceğiniz konularda önerilerde bulunuyor.

Kimbilir kaç defa duymuşsunuzdur, insan en sağlam dersleri yaşarken alır. Hayat tecrübesi en sağlam öğretmendir.

Geçen yıl bir arkadaşım yazdığı makalesinde "Keşke bunları daha önceden bilseydim" başlığı altında uzunca bir liste yayınladı. Ben de düşündüm ki gerçekten de hayatta en çok işe yarayacak bilgileri kitaplardan veya internetteki bloglardan değil bizzat hayatın kendisinden alırsınız.

Elbette bir takım internet sitelerinden veya gazete köşelerinden bir takım bilgi kırıntıları da toplamak mümkün. Ama o kırıntıları kullanıp da yararlı işler yapmak tamamen bize kalıyor. Eğer önemli bir bilgiyi elde etmek için önce başarısızlığa uğramak lazımsa, ne yapalım öyle olsun.

Kendi tecrübelerimle öğrendiğim ve samimiyetle inandığım 20 şeyi aşağıda yazdım. Sizin listenizdeki 20 madde belki tamamen farklıdır veya belki sizin listenizde sadece 5 madde vardır, önemli değil. Asıl önemli olan şudur ki sizin bilgileriniz de sizin kendi hayatınızdan, kendi hatalarınızdan ve kendi başarısızlıklarınızdan geliyor. O bilgileri ihmal edecek olursanız, hayatın dikenli yollarında çekecek daha çok çileniz var demektir.

1. Fırsatları siz yaratmalı ve kovalamalısınız:Fırsatlar çok nadiren kendisini aramayan birilerinin kapısını çalar. Fırsatları siz yaratmalı ve kendiniz aramalısınız. İnisiyatifi ele alıp işleri sizin yürütmeniz ve kapıları sizin açtırmanız gerekecektir.

2. Olumsuz düşünce size sadece daha fazla olumsuzluk getirir:Olumsuz düşüncelere odaklandığınızda bütün görüp göreceğiniz nimet olumsuzluğun kendisi olacaktır. Hayatta olumlu şeyleri aramazsanız, olumlu şeyler başınıza gelse bile siz onun sadece olumsuz yanlarını görebiliyor olabilirsiniz.

3. Bulunduğunuz konum, sizin neler yapabileceğinizi belirlemez:Evsiz biri de olsanız, konaklarda da yaşasanız, zengin veya fakir de olsanız veya hatta üniversiteden tam notla mezun da olsanız veya sınıfta kalmış olsanız bile; bunların gelecekte bir etkisi yoktur. Bu görüş açısını destekleyecek çok fazla sayıda başarı öyküsü vardır. Eğer azminiz ve yeteniğiniz varsa ulaşamayacağınız nokta yoktur. Kendi sınırlarınızı ve ufkunuzu siz kendiniz tayin edersiniz.

4. Başkalarına yardımcı olamıyorsanız, kendinize de faydanız yoktur:Sadece başkaları için kapıyı tutmak veya buna benzer basit bir jest bile olsa sizin hayatınızda mucizeler yaratır. Hem kendinizi harika hissedecek hem de yaptığınız iyilik hayat yolunda bir şekilde size geri dönecektir, siz farketseniz de farketmeseniz de... Başkalarına yardım etmiyorsanız, onlar da size yardım etmeyeceklerdir ve aslında yardım etmeleri de gerekmiyor demektir.

5. Kişisel tutkunuzu takip edin, para da sizi takip edecektir:Tutkunuz varsa ve işinizi yaparken keyif alıyorsanız ben buna "iş" demem. O işte yeni bir şeyler yaratmak için odaklanın ve daha fazla tutkuyla davranırsanız eninde sonunda para size gelecektir. Eğer sadece paraya odaklanırsanız, para size gelmeyecektir çünkü siz sadece miktara odaklanmışsınız demektir, kaliteye değil.

6. Kendinizden keyif alın:Mümkün olduğunca hoşça vakit geçirin, herşeyi ciddiye almayın. Endişelerinizi kenara itin ve keyifli şeyleri yakınınıza çekin.

7. Eğer kolay olsaydı herkes yapardı:İşte bu yüzden "çabucak zengin olma" reçetelerinin hiçbiri işe yaramaz. Eğer bu kadar kolayu ve çabuk yoldan zengin olmam mümkün olsa o zaman herkes milyoner olurdu. Para kazanmak ve size verilen görevi başarmak sıkı çalışmayı gerektirir ama harcadığınız çabaların karşılığını en sonunda alırsınız.

8. Planlı olmak iyidir ama spontan olmak da iyidir:İş hayatında ve özel hayatta geleceği planlamak önemlidir ama bu planı çabucak değiştirebilecek durumda olmak da önemlidir. Bazen çeşitli insanlar ve olaylar planlarınızla sizin aranıza girecektir, işte o yüzden yeri gelince planlarınızı değiştirmeniz veya iptal etmeniz gerekecektir. Arada bir spontan olun, o zaman hayat çok daha ilginçleşecektir.

9. Pek çok yeteneğiniz var:Yetenekli bir atlet veya müzisyen olabilirsiniz ama belki de sizin bilmediğiniz on tane daha yeteneiğiniz olabilir. İnsanlar iyi yapabildikleri bir şey bulunca genellikle ona odaklanırlar ve daha başka hangi alanlarda yetenekleri olabileceğini düşünmezler.

10. Ödül almaksızın sıkı çalışmayın:Eğer hayat yolunda kendinize iyi davranmıyorsanız, rüyalarınız gerçekleştirmek için sıkı çalışmanın anlamı nedir? Büyük veya küçük başardığınız her zorluğun uygun bir ödlü olmalıdır, bir günlük tatil veya bir dilim kek gibi...

11. Para mutluluk getirmez:Dediğim gibi, peşinde koştuğunuz asıl amaç para olmamalı ama para kazandığınız zaman bir şeyleri başarmış olduğunuzu bilirsiniz. Bunu bilmek de güzel bir histir ve size mutluluk verir çünkü kendi istediklerinizi yapacak daha fazla zaman ve özgürlük kazandığınızı da bilirsiniz.

12. Başka birinin başına her zaman daha kötüsü gelmiştir:Bazen kötü bir gün geçirmişsinizdir ama kötümserliğe kapılmadan önce durun ve düşünün, her gün sizden daha kötü bir gün geçirmiş milyonlarca insan var şu dünyada.

13. Başkalarına ihtiyacınız var:Elinizden geldiğince dost kazanın, arkadaş edinin. Ve asla köprüleri yakmayın. Başarı için başka insanlara ihtiyacınız olacaktır.

14. Açık fikirli olmak, daha fazla bilgi edinmenin anahtarıdır:Dünya hakkında daha fazla şey öğrenmek için açık fikirli olmanız gerekir. Herşeye bir şans verin.

15. Başarısızlık çok iyidir:Başarıya giden en önemli adım değilse bile en önemli adımlardan biri başarısızlıktır. En azından bir kere başarısızlığa uğramanız şarttır ama bir kaç defa başarısızlığa uğrarsanız daha iyidir. Başka türlü öğrenmeniz mümkün olmayan bir sürü şeyi başarısızlıklarınızdan öğrenirsiniz. Ve bir gün nihayet başarıya ulaştığınızda bunun değerini daha iyi anlayacaksınız.

16. Pek çok insan gerçekten iyidir:Bu gerçeği çok yakınlarda farkettim. Pek çok insan iyidir ama bunu yabancılara pek göstermezler. Siz onları tanıdıkça ve onlar da sizi tanıdıkça muhtemelen ne kadar iyi insanlar olduklarını göreceksiniz.

17. Sözler ve düşünceler herşeyi kontrol eder:Söylediğiniz veya düşündüğünüz şeyler eninde sonunda gerçekleşir. Başarısız olacağınızı söylerseniz başarısız olursunuz çünkü bunun gerçekleşmesi için nasıl olsa bir yol bulacaksınız demektir. Başarılı olacağınızı söylerseniz de aynı şey olur, bunu gerçekleştirmek için nasıl olsa bir yol bulursunuz.

18. Bakış açınızı gerçekliğin ta kendisidir:Bir olayı veya durumu nasıl görüyorsanız, o da öyle var olur. Bir şeyi trajik veya olumsuz olarak görüyorsanız, onun sizin için anlamı odur. Eğer bir şeyi heyecan verici ve olumlu olarak görüyorsanız, o zaman onun sizin için anlamı da öyle olacaktır.

19. İlham ve motivasyon her yerdedir:Nerede olduğunuzun hiç önemi yok, orada mutlaka size ilham vercek veya sizi motive edecek bir şeyler vardır. Çok uzaktaki bir ülkede savaşa girmiş ve kendidinizi korkunç şartlar bulmuş olabilirsiniz ama gene de orada sizi hayatta tutacak ve daha iyi bir şeyler için çabalamanızı sağlayacak bir şeyler olacaktır. Size düşense o sebebi görüp tanımak ve asla kaybetmemektir.

20. Dünyayı değiştirebilirsiniz:Her bir insanın doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı değiştirebilme gücü vardır. Kendi hayatınızı değiştirdiğinizde doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı da değiştirmiş olursunuz. Kendi hayatınızı veya etrafınızdaki insanların hayatını değiştirdiğinizde dünyayı değiştirmişsiniz demektir. Yaptığınız küçük şeylerin dünyada büyük etkileri olabilir.

Araştırma Yazıları Grafik Tasarım İşletme Bilimi Reklamla İlgili

Marka, Amblem ve Logotype Hakkında (Hasip Pektaş)


Ticaretin başlamasıyla bir malın, bir ürünün diğerlerinden ayırdedilmesi gerekliliği de doğmuştur. Zamanla bazı ürünlerin taşıdıkları özellikleriyle rakiplerinden ayrılmaya, aranılır olmaya başlaması, bunların kolay ayırdedilmesi gerekliliğini, üzerlerine bazı işaretler koyma zorunluluğunu getirmiştir.

O dönemde okur yazar kitlenin fazla olmaması bu işaretlerin, yani markaların daha çok semboller şeklinde oluşmasına neden olmuştur.

Satıcı ile alıcının karşı karşıya gelmediği günümüzde ise; bir ürünün tüketiciye ulaşması için aracılara gereksinim olmuştur. Haberleşmenin, ulaşımın bu denli gelişmesi, bir pazarda aynı ürünün pek çok çeşidinin bulunması, buna bağlı olarak self-servis satış ünitelerinin artması, insanları satış öncesi karar vermeye zorlamamıştır. En önemlisi pek çok ürünün ambalajlı olarak satılması nedeniyle tüketicinin tatma, dokunma, deneme şansı kaybolmuştur. Eski deneyimlerine, alışkanlıklarına ya da reklamın etkisine bağlı olarak seçim yapmaya başlamıştır.

Bu nedenle ürünler arası ayırdedici işleviyle marka, markayı oluşturan simge, özgün yazı ve işaretlerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır.

Marka, bir ürünün veya hizmetin diğer ürün ve hizmetlerden ayrılmasını sağlayan sözcük, ad, sembol ve işaretler manzumesidir. Tanımdan da anlaşıldığı üzere markayı ürün ve hizmet (şirket, mağaza, kuruluş vb.) markası olarak ikiye ayırabiliriz. Bununla beraber her ikisini de kapsayan markalar da vardır. Üretiliş biçimleriyle markaları; şirket isimleri (Ford, Tofaş, Oyak, vb.), kişisel isimler (Koç, Vakko, Elvan,vb.), anlamsız isimler (Pop, Fay, Omo,vb.), yabancı dildeki isimler (Chat Noir, Blendax, Ronson,vb.), herkesçe bilinen sözcükler (Karaca, Feza, Yumak, vb.), kısaltmalı ya da yan anlamlı isimler (Meysu.vb.) diye de sınıflandırabiliriz.

İyi Bir Markanın Özellikleri

a) Markanın söylenişi kolay olmalı. Başkalarıyla karışmamalı. Tanınmış reklam ajansı Cenajans'ın söylenişine çok benzeyen başka bir reklam ajansı Cenajans'ta olduğu gibi karışıklığa neden olmamalıdır.

b) Herhangi bir ürünün ya da kuruluşun adı, başka alanlarda kullanılmamalıdır. Karışıklıklara neden olabilir, örneğin, hepimizin bildiği "Koç Holding" yanında hiç ilgisi olmayan "Koç Otobüsleri" de vardır.

c) İnsan isimleri olmamalıdır. Aynı isimden pek çok kişi olabileceği ve ayrı yerlerde belki de aynı konudaki bir markalamada kullanılabileceği marka düşünülmelidir. Bunu önlemek de mümkün değildir. "Koç" örneğinde olduğu gibi.

d) Coğrafî isimler olmamalıdır. Aynı yörenin ismini kullanan pek çok firma ve ürün adı vardır. Bu durum, tüketici için de, firma için de olumsuzluktur. Örneğin; "Ankara" isminde gazoz, makarna fabrikası, reklam ajansı, sigorta şirketi, vb. markalar vardır.

e) Markalar, ürünün özelliğinden dogmasalıdır. Sarı,silindir gibi ürünün biçim ve rengini kullanmak yanlıştır. Aksine ürünle ilgisi olmayan, uydurulmuş bir ismin akılda kalma şansı daha fazladır. "Sana", "Omo" isimlerinde olduğu gibi.

Amblem ve Logotayp

Bir ürünün veya firmanın soyut bir sözcük olan siminin (markasının) somut hale gelmesi, diğerlerinden biçim olarak da ayırt edilmesi için ambleminin ya da logotaypının yapılması gerekir.

Latince kökenli olan amblem ve logotayp sözcüklerinin dilimizdeki karşılığı simge ve özgün yazıdır. Günümüzde her iki kavram ayrı ayrı anıldığı gibi tek bir sözcük olarak Logo diye de kullanılmaktadır. Amblem, çizgi ve resimle yapılan işaretlerdir. Logotayp ise yazıyla ya da çizgi, resim ve yazıyla yapılan işaretlerdir. Her ikisinde de amaç, adını taşıdığı ürün veya firmayı en özgün biçimde ayırt etmesidir. Amblemler ve logotayplar ilgili şirketin çalışma alanını, kişiliğini biçim ve renkleriyle ifade edebilmelidir.

Amblem Çeşitleri

Bazı biçimlerden hareketle amblemler oluşmaktadır. Bu biçimsel değişiklikleri, yorum farklılıklarını Grafik Tasarımcı Abdullah Taşçı, şöyle sıralamaktadır.

a) Formlarını Harflerden Alan Amblemler:

Tipografik amblemler, sadece bir harften oluşuyorsa, o harf alışılmışın dışında bir form olmak zorundadır. Kullanılan alfabelerdeki harflerden ayrılması ve akılda kalıcılığı bu özelliğe baçlıdır. Tasarımcı burada yeni bir harf formu arayacaktır. Birden fazla harften oluşan amblemlerde ise en önemli özellik, harflerin birbirleriyle strüktür, form ve espas kombinasyonu açısından dengeli kullanımları ve alışılmışın dışında olmalarıdır.

b) Firma Hakkında Bir imaj Veren Biçimlerden Oluşan Amblemler:

Bazı amblemler biçimleriyle firma hakkında bilgi taşırlar. Bu tür amblemlerde sembolik motiflerden yararlanılır. Dokuma mekiğinin tekstili, kitabın yayınevini, güvercinin barışı simgelemesi gibi... Ayrıca firma adı özel bir şekilden oluşmakta ise, bu tip amblemlerde sembole yönelik tasarımlar yapılmaktadır. Pelikan, Üç Balık, Aslanlı, Başak, Karaca gibi...

c) Harf ve Firma Hakkında İmaj Veren (harf ve resimsel biçimlerin bir arada kullanıldığı) Amblemler: Formlarını harflerden alan ve firma hakkında imaj veren biçimlerden oluşan amblemlerin kombinasyonlarıdır. Bu tür amblemler, firma hakkında bir imaj verirken firma adının baş harfi ile de diğer firmalardan ayrılmasını kolaylaştırır ve akılda

kalma yüzdesini artırır.

d) Firma Hakkında Yeni Bir İmaj Veren (Soyut veya Somut) Amblemler:

Harflerle yapılan amblemler, genelde bir karmaşa doğurmaktadır. Yapılan tasarımın özgünlüğü amblemin yaşama süresini etkiler. Günümüzde harflerle yapılan amblemlerin çokluğu, akılda kalıcılık oranım büyük ölçüde düşürmüştür. Bu nedenle yeni bir imaj veren amblemler aranmaktadır." (Abdullah Taşcı, "Marka ve Amblemler", Grafik Sanatı Dergisi, Sayı: 4, 1985)

Ayrıca bazı toplumsal ya da kentsel özelliği yansıtan amblemler de vardır. Bunlar, önemli bir toplumsal olayın anma yıldönümü veya bir yörenin, kentin özelliklerini yansıtan amblemlerdir. Daha çok öğeyi yan yana getirme zorunluluğundan doğan bir karışıklığa meydan vermemek gerekir. Öğeler arası ilişki uyumlu olmalıdır.

Logotayp Çeşitleri:

Logotayp, bir ürünün, firmanın ya da hizmetin isminin, harf ve resimsel öğeler kullanılarak sembolleştirilmesidir. Amblemden farklı olarak ayırt edici özellikler yanında firmanın ismini de yansıtır.

Marka, Amblem ve Logotayp

Harflerde yapılacak deformasyonları, harfleri birbirine yaklaştırmakla, yapıştırmakla ya da aşırı açmakla, harflerde renk ve biçim farklılıkları yaratmakla, harflerin uzantılarında aşağı-yukarı uzatmalarla, sözcükleri bölmekle, onları alt alta veya yan yana farklı renklerde yerleştirmekle yapmak mümkündür.

a) Bilinen bir harf karakterinde çeşitli değişiklikler (deformasyonlar) yaparak elde edilen logotayplar:

b) Yazıya, soyut ya da somut unsurlar ekleyerek elde edilen logotayplar:

Firma veya ürünün özüne uygun simgesel öğeler eklenebildiği gibi, yazının bütünlüğünü bozmayan çizgi ve lekelere de yer verilebilir.

c) Yeni bir yazı türü yaratarak elde edilen logotayplar:

Her yazı karakterinde harflerin ortak özellikleri vardır, örneğin italik olanlar belli açıda sağa yatık yazılır. Bu karakterde bir harf dik yazılsa bütünlük bozulur. Yeni bir yazı türü yaratırken de harfler arası uyuma dikkat etmek gerekir.Ayrıca yazılan sözcük okunabilmelidir. Özgünlük, anlaşılmazlık demek değildir.

İyi Bir Amblem ve Logotaypın Özellikleri:

a) İlgili kuruluşun ya da ürünün özelliklerini yansıtmalıdır. Bir parfüm logotaypı için inşaat sektörünün yapısına uygun bir yazı karakterinden yola çıkılmaz.

Her insanın bir kişiliği olduğu gibi, kuruluşların da bir kişiliği vardır. Amblem bunu yansıtmalıdır. Mesajını üstünde taşımalıdır.

b) Özgün olmalıdır. Amblem ve logotaypın yapılış amacı zaten ayırt edicilik sağlamaktır. Eğer başka örnekleri çağrıştırırsa veya bilinen bir amblem kopya

edilmişse hiçbir etkisi olmaz, aksine olumsuz bir imaj yaratır.

c) Renk ve biçim olarak bütünlük içinde olmalı. Değişik yerlerde (kâğıt üstünde, rölyef olarak, rozet için, vb.) kullanılabileceği unutulmamalıdır. Küçültüldüğü zaman ayrıntılarını kaybedecek özellikte olmamalıdır.

d) Logotayplar, okunabilir olmalıdır, özgünlük yaratmak kaygısıyla gereksiz çizgi ve resimler kullanılmamalıdır. Harf adetinin çok olması, okunurluğu bozmamalıdır.

* H. Pektaş'ın "Basın İlanlarında Grafik Tasarımın Yeri ve Önemi" konulu Y. Lisans Tezi içinden alınmış bir bölüm. Ankara, 1988.

23 Kasım 2010 Salı

Araştıma Yazıları Grafik Tasarım Reklamla İlgili İşletme Yazıları

Renklerden Marka Yaratmak




Temel olarak doğal renkler siyah, beyaz ve griden başka beş renk var: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ve mavi. En iyisi ara yada karışık renklerdense bu beş temel renkten birini tercih etmektir. Ancak hangisini? Aklınızda tutmanız gereken, tüm renklerin gözün aynı yerinde yaratılmadığıdır.

Renk spektrumunun kırmızı ucunda yer alan renkler, retinanın hemen arkasında oluşur. Bu nedenle, baktığınızda kırmızı rengin üzerinize doğru geldiğini hissedersiniz.

Renk spektrumunun mavi ucundaki renkler, retinanın hemen önünde odaklanır. Mavi renk sizden uzaklaşıyormuş izlenimi yaratır.

Bu fiziki nedenlerle, kırmızı enerji ve heyecanın rengidir. Kırmızı yüzünüzün rengidir. Niçin ülke bayraklarının yüzde 45'inde hakim renk kırmızıdır ? (Mavi ikinci belirgin renktir. Bayrakların yüzde 20’ye yakınında hakim renktir.)

Mavi kırmızının zıddıdır. Mavi;huzur veren, sakinleştirici bir renktir. Mavi dinlendirici bir renktir.



Markalar dünyasında, kırmızı satış rengidir ve dikkat çekmek için kullanılır. Mavi kurum rengidir, istikrar mesajını aktarmak için kullanılır. Örneğin; Coca-Cola kırmızı, IBM mavidir.

Diğer temel renkler bu ikisinin arasında yer alır. Turuncu, maviden çok kırmızıya yakındır. Yeşilse, kırmızıdan çok maviye.

Sarı nötr bir renktir. Ancak, gözünüzün seçebildiği dalga boyunun ortasında yer aldığı için aynı zamanda en parlak renktir. (Bu parlaklığından, dikkat çekmek için yararlanılır, sarı ışıklar, sarı çizgiler, sarı işaretler örneklerinde olduğu gibi...)



Yıllar boyunca bazı renkler farklı özellikler, durumlar ve hareketlerle özdeş hale gelmiştir.

•Beyaz, gelinlik rengi olmasından da görüleceği gibi, saflığın rengidir.

•Siyah, Johnnie Walker Black Label’da olduğu gibi, lüksün rengidir.

•Mavi, bir at yarışında kazanan ata takılan mavi şeritte olduğu gibi, liderliğin rengidir.

•Mor, asaletin, imparatorluğun rengidir.

•Yeşil, çevrenin ve sağlığın rengidir, Greenpeace, Healthy Choice ve SnackWell’s’te olduğu gibi.

Bir marka yada bir logo için renk seçerken yöneticiler genellikle oluşturmak istedikleri ruh halini gözetirler, yaratmak istedikleri farklı kimliği değil. Her ne kadar duygu durumu yada ton önemliyse de diğer faktörler yalnızca duygu durumuna göre yapılmış bir tercihin üstüne çıkacaktır.

Liderler ilk tercih hakkını kullanır. Normal olarak seçilecek en iyi renk, kategoriyi en çok temsil eden renk olmalıdır. John Deere lider traktör markasıdır. John Deere’nin marka rengi olarak, çimenin, ağaçların ve tarımın rengi olan yeşili seçmiş olması sizi şaşırtır mı?

Brezilya da bir traktör şirketi için bir marka ismi ve rengi yaratmak için görevlendirilmiştik. Maxion ismini seçtik çünkü bir traktör için önemli bir unsur olan ?güç? mesajını aktarıyor gibi görünüyordu. Ancak bu yeni traktör markası hangi rengi kullanacaktı?

John Deere yeşili kullanmıştı. Pazardaki ikinci markanın tercihi kırmızı idi. Bize kalan renk belliydi bir bakıma. Maxion mavi bir traktör ve mavi bir marka oldu.

Mavi, bir traktör için iyi bir renk midir? Hayır, ama farklı bir marka kimliği yaratmak, doğru sembolik özelliğe sahip rengi kullanmaktan daha önemlidir.

Hertz, ilk araba kiralama markası, sarı rengi seçti. İkinci marka Avis bu nedenle kırmızıyı tercih etti. National yeşille devam etti. (Yıllar içinde National araba kiralayan müşterilerine yeşil pulları vermeye başladı, böylelikle, National ismiyle yeşil rengin bağdaştırılmasına yardımcı oldu.)

Ana rakibinizin tam zıddı bir rengi seçme kararının ardında güçlü bir mantık yatıyor. Bu renk kuralını unutursanız risk almış olursunuz.

Kola, kırmızımsı-kahverengi bir içecektir ve kola için mantıklı renk kırmızıdır. Bu nedenle Coca-Cola yüzyıldan fazla bir süredir kırmızıyı kullanıyor.

Pepsi Cola daha zayıf bir tercih yaptı. Kırmızı ve maviyi marka renkleri olarak seçti. Kırmızı kolayı sembolize ediyordu, mavi ise markayı Coca-Cola’dan ayırt etmeyi amaçlıyordu. Yıllarca Pepsi, Coca-Cola’nın renk stratejisine karşı ideale yakın bir düzeyde mücadele etti.

Dürüst olalım. Dünya Coca-Cola’nın işaretleriyle yıkanmış gibi geliyor değil mi ? Pepsi Cola’nın işaretlerini farkedebilmek zor değil mi ? Farklılaştırıcı bir renginin bulunmaması nedeniyle, Pepsi, Coca-Cola’nın kırmızısı altında neredeyse görülmüyor.

Bir süre önce Pepsi Cola ışığı daha doğrusu renkleri görmeye başladı. Elli yıl önce yapması gereken şeyi yapıyor artık. Ana rakibinin renginin tersini, markasının rengi yapıyor.

Pepsi mavi renge bürünüyor. Bir Concorde uçağını maviye boyayarak, dünyaya mavi renk mesajını verecek kadar da ileri gidiyor.

Kodak sarıdır, bu nedenle Fuji de yeşil!

Her ne kadar logosu ağırlıklı olarak kırmızı ise de sarı, McDonald’sı en çok ifade eden renktir. Peki Burger King ne renktir ?

Burger King liderin rengiyle kontrast halinde bir renk almaktansa, hamburgeri simgeleyen bir renk seçme hatasını yaptı. Hamburger ekmeğinin sarısıyla, etin turuncu-kırmızı rengini birleştirdi. Temiz bir logo ama kötü bir renk seçimi.

Budweiser kırmızıdır, öyleyse Miller ne renk olmalı ?

Aşırı marka genişlemesinin yanı sıra Miller’ın karşı karşıya kaldığı sorunlardan biri de, markasının renk kimliğini tahrip etmesidir. Yeni markalarını birbirlerinden ayırmak için bir renk kombinasyonları yelpazesi kullanmaktadır. Bu süreçte Miller, ana rakibi Budweiser’dan farklılaşma fırsatını kaçırmaktadır.

Tiffany’nin karıştırılamayacak renkteki kutularını düşünün. Bu karmakarışık dünyada, tek bir rengi standartlaştırıp, yıllarca kararlı bir şekilde kullanarak, güçlü bir görsel imaj yaratabilirsiniz. Her Christmas zamanı, M and M’den Macy’s’e kadar her marka ve mağaza tatili kutlamak için yeşil ve kırmızı renkleri kullanır. Ancak Tiffany & Co, mavi de ısrar eder ve neticede Noel ağacı altında çok daha fazla dikkat çeker.

Kadınlar, içindekinin kesinlikle harika bir şey olduğu inancıyla, Tiffany’nin mavi çantalarını görür görmez kocalarına sarılırlar.

Muhtemelen Tiffany çantalarından daha çok sayıda Miller kutusu görmüşsünüzdür ancak bahse varız ki, Tiffany çantalarının rengini bilirsiniz de, Miller’in rengi konusunda pek emin değilsinizdir.

Her ne kadar tek renk bir marka için neredeyse her zaman en iyi renk stratejisiyse de, bazen birden fazla renk kullanmanız gerekebilir. İlk overnight paket teslim şirketi Federal Express, paketlerinin göz alıcı olmasını istedi. Bu nedenle, bulabildiği en etkili iki rengi, turuncu ve moru birleştirdi.

Bir FedEx paketi geldiğinde herkes bir FedEx paketinin geldiğini görebilir. Tamamen mavi bir denizde, turuncu-mor bir kanat gibidir.

Renk istikrarı, uzun vadede bir markanın zihinde elde etmek istediği yere ulaşmasını sağlayabilir. Bunu görmek için, sarının Caterpillar’a, kahverenginin United Parcel Sevices’e, kırmızının Coca-Cola’ya ve mavinin IBM’e ne sağladığına bakın.

Büyük Mavi'nin IBM için yaptığını, büyük bir renk sizin markanız için de yapabilir.



Al & Laura Ries

Marka Yaratmanın 22 Kuralı

Grafik Tasarım Araştırma Yazıları İşleetme Bilimi

Tasarımcının Görevleri


• Tasarlanacak işin, kağıdın yüzeyine ait, orada kalan bir iş değil, kurulması gereken bir mekan, inşa edilecek bir yapı olduğunu bilmek,

• Metnin görüntü, görüntünün metin olduğunu farketmek,

• Güzel-çirkin değerlendirmelerine karşı çıkmak,

• Fikrin anahtar unsur olduğunu, iyi fikrin iyi biçimi getirebileceğini bilmek,

• İyi bir fikir yoksa, çözümü dekorasyonda, süste arama kolaylığına kaçmamak,

• Sunuşu düşünceye tercih etmemek, sunuşu düşüncenin sunulması için kullanmak,

• Görünürde kolay, görünürde basit olanın içinde ne kadar çok düşünce yattığını bilmek,

• Yeteneğin, düşüncenin önünden düşüncenin arkasına geçtiğini bilmek,

• İzleyiciyi dışarıdan içeri, izleyenden katılana çeken bir tasarım anlayışını tercih etmek,

• Kandırma, baştan çıkarma yolu yerine, bilgilendirme, ikna etme yolunu tasarım anlayışı olarak kabul etmek,

• İyi tasarımın, iyi sattıran ya da kendini iyi satan tasarım olmadığını bilmek,

• Her şeyin çok fazla tasarlandığı, tasarımın içeriğin kendisi haline geldiği günümüz moda çözümlerinde, içeriği aşırı tasarım elemanlarından arındırmak, içeriği öne çekmek,

• Tasarım çözümünü, tasarım probleminin kendisinde aramak,

• Tasarımı, yapılacak "iş"in içinde bulmak,

• Malzemeyi bir tasarım unsuru olarak kullanmak,

• Sürekliliğin tasarım olduğunu farketmek,

• Günün geçerli tarzlarına, üsluplarına bağlı olmayan, tarzlara mahkum olmayan bir tasarım anlayışını yerleştirmek,

• Giderek tarzı ve dekorasyonu reddererek, görünen süsün arkasındaki gerçek tasarımı öne çıkarmak,

• Tasarlanmış bir ürüne bakıldığında, ilk görünenin tarz olmamasını sağlamak,

• Tarzın seçilemeyeceğini, tarzın ancak oluşabileceğini bilmek,


• Tarzın önceden seçildiği tasarım anlayışına karşı çıkmak

,• Tasarımı yazı karakteri ve tipografik üslup gibi yüzeysel etkilerden arındırmak,

• Tasarım sorunlarının yazı karakteri seçimiyle çözülemeyeceğine inanmak,

• Dikkatin, tasarlanan "iş"in bütününden, yazı karakterine kaymasını önlemek,

• Tarif eden, açıklayan, resimleyerek açıklayan, "açık eden" bir tasarım anlayışından uzak durmak,

• Kendini, her şeyi, hemen anında anlatmayan, göstermeyen. bakıldığı anda bitmeyen, giderek keşfedilen bir tasarım anlayışını geliştirmek,

• Yeni formlar, yeni görüntü biçimleri önermek yerine, yeni anlama biçimleri, yeni algılama biçimleri önermek.

ALINTI



Araştırma Yazıları Grafik Tasarımla İlgili İşletme Bilimi

Reprodüksiyon Terimleri Sözlüğü

Abdek: Örtücü özelliği olan bir boyadır. Filmde istenmeyen yerlerin kapatılmasında kullanılır.

Agrandizör: Kameralara oranla daha çok büyütme imkanına sahiptirler. Esas olarak amatör fotoğraf makinalarında çekilen negatiflerden fotoğraf baskısı yapmakta kullanılır. Matbaalarda agrandizör şeffaf negatif veya dia pozitiflerden çekim yapmak için kullanılır.

Ajitasyon: Filmin duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyonun temasını sağlamak amacıyla film tankının belirli aralıklarla sallanması işlemi.

Aktivitoller: Banyo içindeki kimyasal aktiviteyi hızlandıran maddeler.

Asetat: Emülsiyon taşıyıcı film taban.

Asetik Asit: Sirke asidi de denir. Keskin kokulu renksiz bir sıvıdır. Filmlerin temizlenmesinde kullanılır.

Bilgisayarlarda Veri Transferi: Bilgisayardaki verileri ara elemanlar (zip,disket,SCSI vb.) yardımıyla başka bilgisayarlara taşıma yöntemidir. Disketlerin en önemli özellikleri taşınabilir olmalarıdır; bilgileri bir diskete kopyaladıktan sonra istediğiniz yere götürebilirsiniz. Ancak diskete fazla bilgi konamaz, başka bir deyişle kapasiteleri sınırlıdır. Ayrıca disketteki bilgilere ulaşım da pek hızlı değildir. Yine de taşınabilir ve ucuz olmaları kolaylık sağlar. DD, (Double Density) çift yoğunluklu, HD (High Density) yüksek yoğunluklu, ED (Extended-density) geliştirilmiş yoğunluklu anlamına gelir./ Sabit diskler(hard disk), tek parçadır. Bilginin saklandığı disk şeklindeki magnetik yüzey, elektro mekanik kısma sıkıca yerleştirilmiştir; çıkarılıp takılamaz. Disklerin sığası, disketlere göre çok fazladır; giga byte. / CD ve sürücüleri, diğer bir yardımcı bellek birimidirler. Üzerine yazma yapılamayan ve ROM gibi davranan CD’ler kısaca CD-ROM olarak anılır. Kapasiteleri, 600 Mbyte’dan az değildir. Bir kez yazma yapabilen ve sonra yanlızca okunabilen CD’ler WORM (Write Only Read Multiply) olarak adlandırılır. Bilgi kaydetmek için kullanılan boş CD’lere CD-R (CD Recordable) denir. Bazı CD’ler hem okunabilir hem de yazılabilir türdendir. Bu tür CD’lere CD-RW (CD-Read Writable) Okunabilir-Yazılabilir CD)denir. Bilgisayar ağları, bilgisayar haberleşmesinin bir alt konusudur. İki bilgisayar herhangi bir yolla doğrudan birbirine bağlanarak iletişimde bulunabilir. Günümüzde ajans ve matbaalardan film çıkış merkezlerine (servis bürolara) bilgisayar ağları yoluyla işlerin transef yolları aranmaktadır. Şimdilik ağların kapasiteleri yüksek çözünürlüklü dokümanları aktarmaya yetmemekle birlikte önümüzdeki yıllarda bu uygulama aktif olarak basım sektöründe görülücektir. / Digital fotoğraf makineleri, görüntüleri fotoğraf filmi yerine hafızasına kaydeder. Üzerindeki LCD ekran sayesinde çekildiği anda fotoğrafı görebilme imkanı sunar ve böylece hata ihtimalini en aza indirir. Bu görüntüleri istediğiniz zaman silebilir ve istediğiniz sürece koruyabilirsiniz. Çektiğiniz fotoğrafları ek bir donanım gerektirmeden, kendi bağlantı kablosu ve programı aracılığıyla bir bilgisayara aktarabilirsiniz. Film çıkış öncesinde tasarımı yapılmış basılacak materyallere resimleri bu ortamlardan transfer edebilirsiniz. / DVD Teknolojisi ( Digital Versatile Disk ), CD-ROM’ların yerini alması planlanan yeni bir optik disk teknolojisi olup 17 gigabyte’lık video, ses ve diğer tipte veri saklama alanına sahiptir. Bu da 133 dakikalık bir filmin tek bir diskte tutulabilmesi anlamına geliyor. DVD’lerden de baskı öncesi MÜY ortamına resim transferi mümkün. / SCSI (Small Computer System İnterface), küçük bilgisayar sistem arabirimi. "Skazi" diye okunur. Çevre birimlerini bilgisayara bağlamak için kullanılan bir paralel arabirim standardı olup, ajans ve matbaalardan servis bürolara yüksek kapasiteli verilerin trasferinin gerçekleştirilmesinde kullanılan bir aygıt. Diğer bir ifadeyle taşınabilir sabit disk. / ZIP, PC’lerde yaygın olarak kullanılan bir veri sıkıştırma biçimi. PSZIP ve PKUNZIP isimli iki yardımcı program, verileri sıkıştırmak ve tekrar açmak için kullanılır. PSZIP kullanılarak sıkıştırılan dosyalar, uzantısı ZIP olan tek bir dosya altında toplanır. Sıkıştırılmış dosya istenirse kendi kendine açılacak bir biçimde oluşturulabilir. Böyle bir durumda sıkıştırılmış dosyaları otomatik olarak açar. Windows altında çalışan Winzip yazılımı da aynı şekilde dosyaları sıkıştırmak ve açmakta kullanılır. Ayrıca disket şeklinde olan ZIP’ler de normal disketlerin yetmiş katı kapasiteye sahiptirler. Veri transferinde yüksek kapasiteli işlerde ZIP’ler tercih edilir. / FULL MOTİON CAPTURE Yazılımı , TV-Vide vb. ortamlardan, MÜY ortamına veri transferini sağlar. TV kartının Soft ware’inde bulunan bir yazılımdır. Yakalama anlamına gelir. TV açıkken görüntü üzerinde mausun sağ tuşuna tıklanır. Bilgisayarda TV ekranı üzerine gelen seçenek kutusundan FULL MATİON CAPTURE seçeneği işaretlenir.

CAPTURE MENÜSÜ:

Capture video: Tüm ayarlar yukarıdaki menüler vasıtasıyla yapıldıktan sonra görüntüyü bilgisayarın harddiskine veya istenilen ortama aktarmak için kullanılır.

Blusensitif fimler: Işığın mavi rengine hassas olan filmlerdir. Mavi ve tonlarına karşı duyarlıdır. Ara kopyalarda ve siyah-beyaz işlerde kullanılır. Naturel bir emülsiyona sahip oldukları için simgesi "N" ile gösterilir. Karanlık odadaki emniyet ışığı turuncudur.

Capstan Sistem: Tarayıcılarda pozlandırıcı kafanın sabit olduğu sistem.

Copix: Renk ayrımı yapılmış bir filmi tekrak tarayıp CPT (Computer the Plate = Bilgisayardan kalıba sistemi) ortamına atma imkanı veren bir sistemdir.

Cromalin ve Gevaproof: Renk prova sistemleridir.

Densitometre: Orjinal, film ve baskı malzemelerinde koyuluğun derecesini bize sayısal değerlerle veren cihazlardır. İki türlüdür; Bunlar, Transmision densitometreler (Işık geçirgenliği olan malzemelerin ölçümlerinde) ve Reflexıon densitometreler (Işığı geçirmeyen opak malzemelerin ölçümlerinde) dir.

Developman: Işığa karşı hassas malzemeye poz verdikten sonra kullanılan kimyevi banyo işlemidir.

Dijital Orjinaller: Bilgisayar ekranındaki tüm dosyalardır. Örneğin, tarandıktan sonra tiff, eps, jpeg v.b. Dosyalar, Cd resimleri, piksel veya vektörel esaslı görüntüler v.b.

Elektronik Renk Ayrım Makinası (Tarayıcı-scanner): Reprodüksiyon atölyelerinde özellikle renk ayrımı yapmak için kullanılan scanner denilen tamamen elektronik olarak çalışan cihazlardır. Tarayıcılar temel olarak fotoğraf, çizim ve saydamların sayısallaştırılmasında kullanılır.İki tür görüntü tarama yöntemi vardır. Siyah ve beyazla birlikte grinin birçok türünü içeren sürekli tonda görüntüler ve yalnız siyah-beyazdan oluşan çizgisel görüntüler şeklindedir. Tarayıcılar donanım olarak hem MAC hemde PC makinalarla çalışabilir.

Drum (Silindir Yüzeyli-Tamburlu) Tarayıcılar: Bu tarayıcılarda orjinal hareketli okuyucu göz sabittir. Orjinal silindire sabitleştirilir ve silindir 600-1600 devir arasında dönmeye başlar. Bu tip orjinallerle dia, fazla kalınlığı olmayan opak ve transparan orjinaller kaliteli bir şekilde taranır.Tamburlu tarayıcılar ışığı algılamak için bir CCD yerine genellikle PMT olarak adlandırılan bir foto çoğaltıcı tüp kullanılır. PMT teknolojisinde taranan görüntü bir tambur etrafında dönerken sabit bir kaynak ışığı, foto çoğaltıcı tüpler kullanarak aktarır. Dönen tamburun gelişmiş foto algılayıcıları ve ileri seviye optik donanımı, tamburlu tarayıcıyı parlak ve koyu bölgelere karşı çoğu CCD tarayıcıdan çok daha duyarlı kılar.

Servis büroya gelen orjinal dia ise küçük silindire, opak ise büyük silindire takılıp orjinalin ebatı ve istenilen ölçüsü makinaya tanıtılır. Orjinalin renk ve ton durumu göz önünde bulundurularak en açık yerinden beyaz ve en koyu yerinden de siyah makinaya bildirilir. Makina böylelikle aratonları ve renkleri kendisi otomatik olarak ayarlar. Şayet operatör tatmin olmamış ise kendi renk bilgisi dahilinde renklere müdahele edip orjinalin en iyi şekilde süzümünün gerçekleşmesini sağlar.

Flatbed (Düz Yüzeyli) Tarayıcılar: Orjinal hareketsiz, okuyucu göz hareketli ve orjinalin yerleştiği yer düz bir satıh olan yatay scannerlerdır. Bu tarayıcılar belirli bir kalınlığa kadar orjinalleri yüksek çözünürlükte tarayabilirler.Transparan orjinalleri tarama özellikleri de mevcuttur.

Flatbed bir tarayıcı bir çok bakımdan bir fotokopi makinasına benzer. Çizim veya fotograf tarayıcının kapağı altına yerleştirilir ve sayısal üretim süreci başlar. Flatbed tarayıcılarda CCD teknolojisi kullanılır. CCD, tarayıcının kafasında yer alan ve taranan nesneye binlerce ışın gönderen bir cihaz olan charged coupled device’in kısaltmasıdır. Kafa üzerindeki foto elektrik hücreler, ışığın CCD’ye geri yansıyan kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) bileşenlerini algılar. Yansıtılan bu bilgiler görüntünün parlaklık ve koyuluğuna bağlı olarak algılanır ve bilgisayara kayıt edilebilecek biçimde sayısallaştırılır. Fladbed tarayıcılar daha çok herhangi bir opak (siyah-beyaz veya renkli) orjinalin bilgisayar ortamına aktarıp düzeltme işleminde kullandığımız çözünürlük seviyesi, tamburlu ve saydam tarayıcılara göre düşük olan masa üstü scannerleridir.

Emniyet Işığı: Karanlık odada kullanılan film ve kartları etkilemeyen kırmızı, koyu yeşil ve turuncu çalışma ışığıdır.

Emülsiyonlu Yüz: Film veya baskı kalıbının ışığa karşı hassaslaştırılmış yüzeyi.

Filtre: Kameralarla yapılan renk ayrımında kullanılan yeşil, kırmızı ve mavi renkteki özel camlardır.



Fixer (Hipo Banyo): Poz dışı kalan alanlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo sistemi.

Flaş: Filmin çekiminde, kontak şasesinde ve fotoğrafçılıkta kullanılan, bir anda çok kuvvetli ışık verip sönen bir nevi lamba.

FM (Diamond Screen) Tram: Bu tram türünde filmde nokta değerleri klasik tramlardan farklıdır. Sistemi püskürtülmüş noktalardan oluşur. Mürekkep püskürtme sistemi gibi çalışır. Türkiyede teknolojik alt yapısının olmamasından ötürü kullanımı yoktur. Çok kaliteli bir tram türüdür.

Gradasyon: Filmin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesidir.
Gamma: Gradasyon ölçü birimidir.

Gri Kontak Tram: Yanlız siyah-beyaz, hemde renkli orjinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama yapabilir.

Harmoni Screen: Standart tram açısı, tram değeri gibi unsurların yer aldığı bilinen standart tramlama.


Hesap Diski: Ebat ve yüzde oranlarının pratik olarak hesaplanmasında kullanılan araç.

ICC (İnternational Color Control): Dünya renk standartlarına uygunluk.

Kağıt Filmler: Taşıyıcıları selüloz cinsi maddelerden yapılan filmlerdir. Siyah-beyaz kaba işlerde kullanılırlar.

Kalibrasyon: Filmdeki nokta değerlerinin bilgisayar ekranındaki nokta değerleriyle aynı olmasıdır. Kalibrasyon filmin ışığa duyarlılık derecesine, pozlama süresine, filmin banyo makinasından geçiş hızına, banyo eczalarının hazırlanışına ve banyonun ısısına göre değişiklik gösterir. Kaliprasyon ayarları "RIP" yazılımı üzerinde yapılır.

Reprodüksiyon Kameraları: Eni boyu olan fakat derinliği olmayan orjinallerden film veya resim çeken cihazlardır. Fotoğraf makinalarında çekilen resimler, reprodüksiyon kameralar izin orjinal olarak kullanılır. En dikkat çeken farkları repro kameralarının daha büyük olmalarıdır. Repro kameralarını diğer bir farkı çift boyutlu derinliği olmayan orjinallerden resim çekmeleridir. Repro kameraları ile derinlik netliği sağlanamadığı için bir portre veya bir nesne fotoğrafı çekilemez.

Kontrast: Bir görüntünün en aydınlık ve en karanlık noktaları arasındaki ton farklılığı.

LCH Sistem: Bir yandan tarama yaparken, diğer yandan taranmış görüntüler üzerinde düzenleme yapabilme imkanı veren bir program türüdür.

Line Film: Tire ve kontak çalışmalarda kullanılan sert film.

Litho Film: Gri tonları olmayan tire (lith) film, grafik film ve çok sert tramlama filmi olarak bilinir.

Lup: Film incelemeye ve baskıda ayar yapmaya yarayan büyüteç.

Magenta Kontak Tram: Yalnız siyah-beyaz orjinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama yapabilir.

Muare: Aynı açıyla basılmış 2 tramın oluşturduğu desenleme. Baskıda istenmeyen bir durumdur.

Negatif Film: Orjinalin tersi olan film, yani orjinaldeki siyah yerler negatifte şeffaftır. Orjinaldeki beyaz yerler ise filmde siyahtır, ışık geçirmez.

Opak Orjinaller: Işığı geçirmeyen orjinallerdir. Örneğin daha önce basılmış orijinaller, fotoğraflar, kağıt üzerine çizilmiş resimler.

Ortokromatik Filmler: Gri tonları olmayan tire filmdir. Simgesi "O" dur. Kırmızı ışığa karşı duyarsızdır. Karanlık oda ışığı kırmızıdır. Tire ve tramlı işlerde kullanılır.

Otomatik Banyo Makinesi: Pozlandırılmış fotografik film ya da kağıtları kuru olarak alırlar, sıra ile banyo, tespit banyosu, ve su tanklarından geçirirler ve kurutarak dışarı çıkarırlar. Bu makinalar tire(lith), yarıton, kontak fotodizgi filmleri için ayrı ayrı özelliklere sahiptir. Günümüz reprodüksiyonunda otomatik banyo makineleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Banyo işlemlerinde hep aynı kalitede sonuç vermesi, hızlı ve ekonomik olması temel özellikleridir.

Modern bir repro banyo makinesinde aranan nitelikler:

- Banyo süresinin tam ve doğru olarak ayarlanması,

- Banyo sıcaklığının sabit tutulması,

- Banyo hareketinin (ajitasyon) uygunluğu,

- Banyo kuvvetinin (tazeliğinin) uzun süre sağlanması şeklindedir.

Pankromatik filmler: Işığın her rengine hassastırlar. Gri tonları olan yarıton filmlerdir. Simgesi "P" dir. Karanlık oda ışığı koyu yeşildir. Ama hiç kullanılmaması daha uygundur.

Postscript: Adobe Firması’nın geliştirmiş olduğu bir yazılım türüdür.

Pozitif film: Orjinaldeki açık yerleri açık, koyu yerleri koyu veren filmdir.

Pozlandırma: Film, kart veya kalıpların üzerine görüntü aktarılması için belirli bir süre ışıklandırılması.

Film Pozlandırıcılar: Bilgisayar ortamından film çıkış makinesine pozlandırma yapan sistemler. Günümüzde bir film pozlandırıcıdan beklenen kalite, randıman, uygun ebattır. Film pozlandırıcıların flatbed, iç tambur ve dış tambur sistemleri ile çalışan çeşitleri vardır. Piyasada en fazla kullanılanı iç tambur sistemidir. Bu sistemde, tamburun içinde sabit fotografik malzeme üzerine pozlandırma prensibiyle, en yüksek pozisyonlama ve tekrarlama hassasiyeti sağlanmakta, böylece keskin ve her zaman aynı yoğunlukta tram noktaları elde edilmektedir. Söz konusu pozlardırma prensibi basit olduğu kadar son derece etkilidir. Lazer tarafından gönderilen ışını saptırmak için sadece döner bir ayna kullanılmaktadır. Bu ayna lazer ışını her yerde aynı mesafede ve aynı açıda tambur üzerinne monte edilmiş foto malzemeye dikey yönlendirmektedir. Pozlandırma sırasında ölçü hassasiyetini bozabilecek ne malzeme hareketi ne de lazer ışının modülasyonu gerçekleşmektedir.

Reprodüksiyon: Baskı yoluyla çoğaltılması istenen orjinallerden kalıp hazırlamaya uyumlu filmlerin hazırlanması işlemidir.

Rapid-Access: Özellikle tire repro işlemlerinde hızla çalışan film ve banyo sistemlerine verilen ad.

Regenratör: Filmin oksitlenmesini ve yıpranmasını önlemek amacıyla banyoya katılan banyo tazeleyici maddedir.

Retüş: Gerekli film düzeltmeleri. Filmde istenmeyen yerlerin abdek ile kapatılması işlemi.

RIP (Raster Image Prosesing): Film banyo makinası ile film pozlama makinasının masaüstü yayıncılık cihazlarını tanımasını sağlayan bir yazılım türüdür. Film makinalarının tram noktalarını oluşturabilmesi için ajanslardan gelen postscript dökümanları gerekli olan "Bitmap (noktasal görünüm)" moduna çevirir.

Saydam Tarayıcılar: Saydamların daha geniş bir dinamik aralıkları vardır; bu yüzden taramadan elde edilen görüntü opak bir nesneden daha iyi olur ve büyütülmeye daha fazla olanak sağlar. Çoğu saydam tarayıcısında CCD sabittir ve ışık foto algılalıyıcıları bir dizi ayna ve mercek kombinasyonu aracılığı ile yönlendirilir. Saydam tarayıcıların optik sistemi genellikle flatbed tarayıcılardan daha iyi olur.

Scanner Film: Elektronik renk ayrım makinalarında kullanılan yüksek hassasiyette film türü.

Servis Büro: Matbaalarda basılacak orjinalin kalıbının pozlandırılması için gerekli olan renk ayrım filmini oluşturan hizmet sektörüne verilen ad. Ayrıca grafik tasarım için gerekli olan resimlerin kaliteli orjinal taramaları da servis bürolarda tarayıcılar tarafından yapılır.

Termometre: Özellikle banyo işlemlerinde sıcaklıkların belirlenmesinde kullanılan bir cihazdır.

Tire (Lith): Siyah ve beyaz gibi iki tondan oluşma, yani ar tonlarının bulunmaması durumudur.

Tram Çizgi Sayısı: 1cm’lik çizgi üzerindeki tram noktalarının sayısıdır.

Tram: 1 cm çizgi üzerindeki nokta sayısıdır. Orjinaldeki koyuluk farklarını, koyulukların oranına göre, büyüklü küçüklü nokta zeminlerine böler. Zemin veya ara tonlarının noktalara dönüştürülmesi için yararlanılan cam veya filmden yapılmış bir reprodüksiyon aracıdır. Diğer adı da kontak tramdır. Renk olarak Gri Kontak Tram ve Magenta Kontak Tram. olmak üzere iki çeşittir.

Transparan Orjinaller: Işığı geçiren orjinallerdir. Örneğin, diapozitifler, negatif fotoğraf filmleri, transparan malzeme üzerine çizilmiş resimler...

Yarıton Orjinal: Siyah ve koyu bir renkten beyaza kadar çok çeşitli renk ve gri tonların yer aldığı orjinalere yarıton orjinal denir.

Yedirme: Kimyevi maddelerin yardımı ile reprodüksiyon filmindeki tram noktalarının küçültülmesi





İşletme Bilim ve Grafik Tasarım Bilgileri Araştırma Yazıları

Basım ve Yayın Sektöründe Yer Alan İşletme Türleri ve Anlamları


Matbaa: Diğer adı basımevi olan matbaalar, çeşitli baskı tekniklerini kullanarak gazete, kitap, dergi, broşür, ambalaj gibi her türlü basılı materyalini üretmek ve çoğaltmak görevini üstlenmiş kuruluşlardır. Matbaalar hizmet götürdükleri sektörlerin talepleri doğrultusunda, başta kağıt-karton sanayiinin ürünleri olmak üzere, plastik, teneke, kumaş gibi ürünler üzerine baskı yaparlar.

Matbaacı:

1- Matbaa ve baskı işlerinin hazırlanma ve basılmaları ile uğraşan ve bu işi kendine meslek edinen kimse. Bu çerçevede matbaacılık ana mesleği altında çok sayıda meslek mensubu görev yapmaktadır. Bunların başlıcaları; dizgici, grafiker, filmci, montajcı, kalıpçı, baskıcı, mücellit (ciltçi), matbaa müşteri temsilcisi, matbaa yöneticisidir.



2- Basımevi sahibi.
Matbaacılık: 1.Basılması istenen bir materyale ilişkin yazılı ve görsel materyallerin belirli sanatsal özellikler gözetilerek bir araya getirilip düzenlenmesi, baskıya hazırlanması ve çoğaltılması işlemlerinin tümüne matbaacılık denir. 2.Basımevi işletme işi. Matbua: Basılmış olan, basılı. Matbu evrak: Daha çok resmi nitelik taşıyan işlerde kullanılmak üzere basılmış evraklara denir.

Ajans: Basım sanayiinde ajans kavramı, daha çok basılacak materyallerin baskı öncesi hazırlık işlemlerini yürüten, fiziki üretimden çok düşünce üreten ve satan kuruluşları ifade eder. Ajanslar, resmi ve özel kuruluşların hizmet ya da mallarını tanıtmaya, sevdirmeye, sattırmaya yönelik reklam/tanıtım kampanyalarını organize eder ve yürütürler. Bu işleri yaparken de kampanya sırasında kullanılacak basılı materyallerin (afiş, broşür, bilboard, reklam panoları, kitap, el ilanı, kurum kimliği çalışmaları vb.) tasarım ve baskıya hazırlık işlerini bizzat yürütürler. Reklam ajanslarının kapasiteleri ölçüsünde eleman sayıları ve çalıştırdıkları elemanların nitelikleri değişebilir. Büyük ölçekli reklam ajanslarında görev alan uzman meslek mensupları genel olarak şunlardır: Sanat yönetmeni, grafik tasarımcılar, fotoğrafçı, dizgici, metin yazarı, müşteri temsilcisi

Yayınevi: Belirli uzmanlık alanları için kitapların üretim, dağıtım ve pazarlamasını takip eden kuruluşlara yayınevi denir. Yayınevleri de ajanslar gibi matbaaların en önemli müşterileridir. Yayınevlerinin büyük bir kısmı, bastıracakları kitapların dizgi ve tasarımını kendi bünyelerinde yaptıktan sonra film, montaj, kalıp, baskı ve cilt işlemleri için bir matbaa ile çalışırlar.

Servis Büro: 1980’li yıllardan itibaren bilgisayarların basım sektöründe etkin kullanılmaya başlanmasının ardından, bilgisayar destekli film çıkış hizmetleri vermek üzere kurulmuş profesyonel kuruluşlara servis büro denmiştir. Servis bürolar, film çıkış makinalarına büyük yatırımlar yapmak istemeyen ajans ve matbaalar arasında köprü görevi gören kuruluşlar olup, günümüzde yavaş yavaş doğrudan kalıba pozlandırma sistemlerini de bünyelerine almaya başlamışlardır.

Selefoncu, lakçı: Baskısı tamamlanan broşür, dosya, kitap kapağı, karton ambalaj gibi bazı işlerin yüzeyine hem estetik kaygılarla, hem de daha dayanıklı olması, sudan, yağdan, güneş ışınlarından etkilenmemesi için ciltleme öncesi selefon veya lak uygulayan işletmelere denir.

Mücellithane (Ciltevi): Baskısı tamamlanan işlerin kesim, kırım, harman, dikiş, kapak takma vb. İşlemlerinin yapıldığı işletmelere denir. Pek çok matbaanın kendi bünyesinde mücellithanesi bulunmakla birlikte, özel kapak takma, varak yaldız vb. işlemler konusunda hizmet veren cilteveleri bulunmaktadır.

Araştırma Yazıları

Araştırma Yazıları NLP Kişisel Gelişim ve Psikoloji
Ömer Yalçın 22 Kasım


Bilimsel araştırmalar insan ilişkilerinde pozitif davranış sergileyenler kariyer basamaklarını daha hızlı tırmandığını gösteriyor


İyimserlik, kişisel ve iş başarınızın gizli anahtarıdır İyimserler, heyecanlı bir yaşama ilişkin net bir vizyona sahiptirler; vizyonlarına ulaşmak için hedefleri üzerinde tutarlı bir biçimde çalışırlar ve kendi sorumluluklarını üstlenirler Buna karşılık kötümserlerin, harika bir yaşama ilişkin net bir vizyonları yoktur ve şikayet etmeye, suçlamaya ve yakınmaya bayılırlar Nasıl daha iyimser olabilirsiniz? Kendinizi anında mutlu, emin ve iyimser hissetmenize yardımcı olmak için öncelikle basit bir araştırma yapmak gerekiyor Çok sayıda araştırma şunu kanıtlıyor ki; iyimserler, sağlık, zenginlik ve kariyer başarısı gibi konularda kötümserlerden daha iyi performans gösteriyor


Test uygulanıyor

Pek çok şirket, adaylar arasında seçim yaparken, birtakım testler uygular Önce, yüksek başarılılar teste tabi tutulurlar Yüksek başarılılar, tipik olarak iyimserlik testinden yüksek derece alırken, az başarılılar, iyimserlikte orta ya da düşük derece elde ederler Bu tekrarlanan bulgu, iyimserlerin kötümserlere göre daha fazla kariyer başarısı sağladıklarını gösteriyor
Parada daha şanslılar

İlginç bir araştırmaya göre, kendi çabalarıyla milyoner olanlar, aynı derecede para kazanan ama milyoner statüsüne sahip olmayan kişilere oranla daha az endişe duyarlar İyimser olmak ile milyoner olmak arasındaki bağlantı nedir? İyimserler, kötümserlere göre, milyoner statüsü kazanma konusunda daha avantajlıdırlar Ayrıca, tutumlu olmak, akıllı yatırımlar yapmak ve finansal hayalleri gerçeğe dönüştürmek için kararlı bir çalışma sergilerler Buna karşılık kötümserler, açık ve değecek hedefler belirleme ya da milyoner olmak için tutarlı adımlar atmada daha başarısızdırlar

BU ÖNERİLERİ SİZ DE UYGULAYABİLİRSİNİZ

1- Dik duruş ve büyük adımlar İyimser insanlar, dik dururlar, hızlı yürürler ve büyük adım atarlar Kötümser insanlar, gevşek bir duruşa sahiptirler, yavaş yürürler ve küçük adım atarlar Başı dik, omuzları geride, büyük adımlarla son derece hızlı yürüyen birini gördüğünüzü hayal edin Bu kişi kendine güvenir Aksine, başı ve omuzları düşmüş, küçük adımlarla yavaş yürüyen biri ise kasvetli bir ruh haline sahiptir Dik duruş neden önemlidir? Çünkü, başınızı doğrultabilmek için önce vücudunuzu dik tutmanız gerekir!

2- Neşeli bir ses tonu Mutlu olmanın en kestirme yolu, neşeli bir ses tonu kullanmaktır Sinirlendiğiniz bir anı düşünün O sırada telefon çaldı Yanıtladınız ve sizi arayan, etkilemek istediğiniz biriydi Hiç şüphe yok ki onu etkilemek için neşeli bir sesle konuşursunuz Sonuç: Ruh halinizin hemen yükseldiğini hissetmeye başlarsınız Neşeli bir ses, neden çok güçlü bir iyimserlik aracıdır? Psikolojik araştırmalara göre, kişi o anda yaşadığı duyguyu hisseder Neşeli davranırsanız, kendinizi neşeli hissedersiniz Neşeli ses, iyimser davranmanın en hızlı yoludur

3- Mutluluk verici sözcüklerÇeşitli sözcük türleri kullanılabilir: üzücü ve mutluluk verici Kötümserler, üzücü sözcükleri kullanmaktan keyif alırlarken, iyimserler, mutluluk verici sözcüklere odaklanırlar Üzücü sözcükler: Sorun, yorgun, sıkıntılı Mutluluk verici sözcükler: Fırsat, xarj olmak, enerji doluÖrneğin, kötümser biri "Sorunum var" der Buna karşılık iyimser biri, "Bir dahaki sefere daha iyisini yapmak için elimde bir fırsat var" der

4- Doğru bir yaklaşıma sahip olunİyimser biri olmanın en basit yolu, sorunlara değil, çözümlere odaklanmaktır Her sorun çıkışında hemen çözüm yaratın ve bunları eyleme geçirin Örnekler: Üzücü yaklaşımlar: Sorunlara odaklanmak, zayıf noktalara dayanmak, finansal sıkıntıları düşünmek Mutluluk verici yaklaşımlar: Çözümlere odaklanmak, güçlü noktalara dayanmak, refaha ulaşmayı düşünmek Çözüm odaklılık neden son derece önemlidir? Çünkü, kafanızda her seferinde yalnızca bir düşünce olabilir Dolayısıyla, çözümlere odaklanırsanız, sorunların içinde yüzmez, şikayet etmez, suçlamaz ya da yakınmazsınız.

5- Başkaları için örnek olmalısınız Biri için örnek olduğunuz zamanları hatırlayın O insana yardım ederken kendinize de yardım ediyordunuz Atalarımızn dedikleri gibi, "Ne ekersen onu biçersin" Çalışanlar, iş arkadaşları, aile ve arkadaşlar için harika bir iyimserlik örneğiyseniz, eşzamanlı olarak kendinizi de iyimser yaparsınız Bunu nasıl başarırsınız? İnsanların sizi dik dururken, büyük adım atarken, neşeli bir ses tonuyla konuşurken, mutluluk verici sözcükler kullanırken ve çözümlere odaklanırken gördüklerinden emin olun Herkes iyimser olabilir İnsanlar, bu beş tekniği kullandıklarında, omuzlarından büyük bir yükün kalktığını hissederler Pozitif, mutlu ve kendinden emin olurlar Bu ipuçlarını eyleme geçirmek için, yalnızca bir iki dakikaya ihtiyacınız olacaktır Bunlar daha iyi bir sağlık, daha çok zenginlik ve daha yüksek kariyer başarısı için anahtar olabilir

http://www.psikoakademi.org/

16 Kasım 2010 Salı

Araştırma Yazıları

Dille Kendi Kalene Gol Atabilirsin

Takımların maçlara pankartla çıkma maskaralığı sürüyor. Ben en çok pankartları taşıyan yabancı futbolcuların haline gülüyorum. Herhalde anılarının baş köşesinde ‘en büyük garabet’ olarak yer alacak... Hele son hafta ‘Dil Bayramı’ pankartı ile çıktıklarını hatırlasanıza... Brezilyalı futbolcu Türkçe bayramını kutluyor. Ne incelik!


Yabancılar, Karpuz Festivali gibi bir şey olduğunu sanmışlardır olsa olsa bu bayramın. Hafta boyunca, füme dil, haşlama dil, ızgara dil yeniyor sanıyorlardır.

Elhak, espriye vurup dil bayramı denen şeyi popüler yapmaya çalışanlar da vardı: ‘Kasımpaşa November Pasha olmasın’.

A be şaşkınlar, Kasımpaşa yer adı... Bu memleketteki yer adlarının çoğu Türkçe kökenli değil. Bu topraklara Türkler gelmeden önce kurulmuşlar çünkü. Ötekiler de sonradan adları değiştirilmiş ya da Atakent gibi yeni kurulmuş yerler.

Ayrıca nereden biliyorsunuz, ‘kasım’ ve ‘paşa’ sözcüklerinin Türkçe olduğunu... Hani, Kasımpaşa’nın arkasından ‘spor’ ve ‘kulübü’ diye iki tescilli gâvur sözcüğü gelmese içim yanmayacak... Yani iş işten geçmiş. Bırakın Kasımpaşa Spor Kulübü, spor kulübü olarak kalsın.



Dili bir ama dillenişleri farklı

Neyse, dil bir iletişim aracı. Yaşayan bir toplumsal organizma. Elbette bazı sözcükler zaman içinde kullanılmaz olur, bazıları yayılmaya başlar. Sözcükleri yaşatmaya çalışmak önemli... Ne var ki bu işi tepeden inme devlet kararıyla yapmak boşuna çaba. Sözcükleri kökenine göre yasaklamak insanların dilini kesmekten başka bir şey değil. Bırakın sözcük atmayı her sözcük girsin dile. İfade etmeyi zenginleştirdikçe, derinleştirip incelttikçe hoş gelmiş, sefalar getirmiş.

Genellikle futbolcularla uğraşıp takımı göremememiz gibi dili bırakıp sözcüklere takılıyoruz. Sözcükler önemli ama dili nasıl kullandığınız, kendinizi nasıl ifade ettiğiniz ondan çok daha önemli.

Futbolun da dili bir ama futbol hakkında düşündüklerimizi, hissettiklerimizi ifade edişimiz farklı. Dili kullanmak futbol oynamak gibi bir şey. Rahmetli İslam Çupi’nin dilinin Şeytan Rıdvan’ın oyunundan daha az kıvrak, daha az heyecan verici olduğunu kim söyleyebilir... Dille, karşı kaleye de kendi kalenize de gol atabilirsiniz.

Benim için bir anlamı olmayan ‘Dil Bayramı’ vesilesiyle, öteden beri kulağımı tırmalayan dil hatalarının birkaçına değineyim.

‘Katkı vermek’ değil ‘katkı yapmak’ ya da ‘katkıda bulunmak’: Geçen Dünya Basketbol Şampiyonası’nda bıktırıcı biçimde tekrarlandı. Katkı vermek için başka yerde yapılan bir şeyi vermeniz gerekir. Oysa, parkeye siz çıktığınıza göre katkıyı siz yapacaksınız.

‘Maçın kırılma noktası’ değil ‘dönüm noktası’: Bir şey kırılma noktasını geçtikten sonra artık var olamaz. Deniz dalgası gibi... Futbol maçı da öyle. Gaziantep-Bursa maçının kırılma noktası hakemin gol kararı olabilir. Hemen ardından gelen protestolar maçın tatil edilmesine yol açmıştır... Rakibin direncinin de kırılma noktası olabilir; o andan itibaren rakip direnemez... Bir maçın seyrine etki eden önemli anlar ve olaylar o maçın, eğer maç devam etmişse, dönüm noktaları olur ancak.

‘Kazanmak adına’ değil, ‘kazanmak için’: Bir kişi ya da kurum adına bir şey yapılır, bir eylem adına değil. “Kasımpaşa Teknik Direktörü adına konuşamam, çünkü o zaten sürekli konuşuyor” gibi. “Kazanmak için, gol atmak için” yerine “kazanmak adına, gol atmak adına” demeniz sizin bu işi daha ciddiye aldığınızı göstermez.

‘Başkanın söylemleri’ değil ‘sözleri’: Birisinin sarf ettiği laflar düpedüz onun sözleridir. Bunlara ‘söylemler’ demek o lafları daha anlamlı kılmaz, diyenin dil sorununa işaret eder. Söylem, vücutla, yazıyla, sözle olsun bir ifadenin içeriğine işaret eder... ‘Başkanın demecinin buyurgan söylemi’, ‘taraftar pankartlarındaki militarist söylem’ gibi.

‘Ulemalar’ değil, ‘ulema’: Ulema zaten ‘âlim’in çoğulu. ‘Âlimlerler’ demenin anlamı yok.
“Şok oldum” değil, “şoke oldum” ya da “şok geçirdim”: “Panik oldum” gibi o kadar çok tekrarlanıyor ki, yerleşik yanlışlardan sayabiliriz belki. Neyse hatırlatayım: Şok olursanız siz şok haline gelirsiniz, başkasını çarparsınız.

Okuyamıyorum

“Pekiyi sen dili düzgün kullanıyor musun?” diye sorabilirsiniz. Sormayın. Yayımlandıktan sonra yazılarımı okuyamıyorum. Dil ve ifade yetersizlikleri öyle batıyor ki...

Radikal Gazetesi
Araştırma Yazısı Eramedya Blogspot
[Valid Atom 1.0]